Belediyemiz Haber Arşivi Şehitlerimiz Ş.Karahisar Hakkında Resim Galerisi İletişim

Online Ziyaretçi

35.562
İsim
e-posta
 AlışSatış
EUR2.85042.8556
USD2.32212.3263
Açılış Sayfası Yap
Sık kullanılanlara ekle
e-posta
Parola
 
  • Parolamı unuttum
  • Yeni üye
  •  

    ŞEBİNKARAHİSAR'IN TARİHİ

            Şebinkarahisar'ın dip tarihine ilişkin yeterli bilgiler henüz istenen nitelikte değildir. Kimi tarihçilere göre Hititler zamanında varlık göstermeye başladığı ve "Azzi Hayaşa Ülkesi" olarak adlandırıldığı ve burada Kaşgarların yaşadığı söylenir.Bir ara Kimmerler ve İskitlerin saldırısına uğrayan bölge, bilinen devir içinde Pontusluların hakimiyeti altında kalmıştır (MÖ.298-263).
              M.Ö. 65 yıllarında Romalılar'ın  egemenliğine giren Şebinkarahisar M.S.  391'de Orta Asya'dan Peçenek ve Koman  Türkleri tarafından istila edilmiş ve 60 yıl kadar bu Türklerin himayesinde kalmıştır. Zamanla bu Türkler  Hıristiyan Misyonerleri tarafından Hıristiyanlaştırılmışlardır. Kayadibi  Meryemana Kilisesi diye adlandırılan kilise Hıristiyanlaştırılan bu Türkler tarafından inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren şehir Romalılar ve Türkler arasında devamlı el değiştirmiştir. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Şebinkarahisar bir daha çıkmamak üzere Türklerin eline geçmiştir.
           Şehrin imar edilmesi Bizans İmparatoru Hustinaiaus zamanında olmuş, kale onarılarak sağlamlaştırılmıştır.
           Karahisar, 778 yılında kısa bir süre Emevi ordularınca Yezit bin Usayd al-Sulâm tarafından ele geçirilmiştir.Aynı şekilde Abbasiler tarafından 939-940 yılları arasında çevre köyler ele geçirilmiştir. Türklerin Anadolu'ya girişi ile (1071 Malazgirt Savaşı) Mengücek Gazi ve Danişmend Gazi tarafından birlikte fetih edildiği ileri sürülmektedir. Nitekim 1228 yılında şehir Anadolu Selçuklu Devletine bağlanmıştır. Bu devletin zayıflayıp yıkılmasından sonra, sırasıyla İlhanlılar, Eratnalılar ve Kadı Burhaneddin ile Akkoyunlu beyliklerinin idaresine girdi. Akkoyunlu Devletinin 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet'e Otlukbeli Savaşı ile yenilmesinden sonra, Şebinkarahisar Osmanlı Devlet idaresine girdi. Şehzadeler Şehri olarak anılan Karahisar, Karahisar-ı Şarkî adıyla anılmış ve yönetim açısından sancak durumuna getirilerek yönetilmiştir.
            Şebinkarahisar'da çeşitli dinlere mensup vatandaşlar yüzyıllarca beraber, kardeşçe yaşamışlardır. Ancak,  bilhassa  dış güçlerin etkisi ile etnik guruplar zaman zaman baş kaldırmışlar ve müessif hadiseler meydana gelmiştir. 1915 yılında ayaklanan Ermeniler kaleyi ele geçirmişler ve 20 gün boyunca devam eden çatışmalardan sonra ayaklanma bastırılmıştır. Ayaklanma süresince 403 Türk ölmüş, 176'sı da yaralanmıştır.
           Kurtuluş Savaşı'nda Şebinkarahisar'lılar'ın  üstün gayret ve fedakarlıkları her türlü takdirin üstündedir. 1919 yılında Erzurum'da toplanan kongreye Şebinkarahisar'ı temsilen  Dr. Cemil ŞENCAN delege olarak katılmıştır. 1920 yılında ilçede Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Şurası kurulmuştur. Cemiyet bu dönemde dış tahriklerle, şımarık Ermeni ve Rum çetelerinin mezalimlerinin büyümesine engel olmuştur.
              

                  ŞEBİNKARAHİSAR'IN iL OLUŞU

            Kurtuluş Savaş'ının kazanılmasından sonra, 1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar neticesinde o günlerde liva olan Şebinkarahisar da il yapılmıştır. Aynı yıl içinde 10.alay Şebinkarahisar'a intikal ettirilmiştir.10. Alayın intikali ile birlikte  şehrin ekonomik ve sosyal yaşantısında büyük bir canlılık meydana gelmiştir. 10 yıl süre ile il durumunu muhafaza eden Şebinkarahisar 2197 Sayılı Kanunla 1933 yılında ilçe statüsüne getirilmiştir.Halen Şebinkarahisar'ın il olma arzusu sürmekte olup, bunu kazanılmış bir hak olarak görmektedirler.

      
    ATATÜRK'ÜN ŞEBİNKARAHİSAR'I ZİYARETİ

             Alışılmış yurt gezilerine devam eden Atatürk Erzurum'da bir deprem olması dolayısı ile Erzuruma gitmiş , dönüşte Şebinkarahisarlı halkın daveti üzerine 11 Ekim 1924 Cumartesi günü Erzincan'dan hareket ederek gece oldukça geç vakitlerde Şebinkarahisar'a gelmiştir.Atatürk'ü Vali Abdurrahman Bey ile , Belediye Reisi Rıza Bey, Suşehrinde karşılamışlar, oradan birlikte şehre girmişlerdir. Atatürk Şebinkarahisar'a girişinde top atışlarıyla ve coşkulu bir kalabalık tarafından sevgi gösterileri ile karşılanmış, sokaklar ve kale meşalelerle donatılmıştır.
           
    Ertesi gün 12 Ekim 1924 pazar günü Belediye Başkanlığı, Halk Fırkası Başkanlığı, Türk ocağını, Alay Komutanlığını ve Orta Okulu ziyaret ederek Orta Okul merdivenlerinde birer hatıra fotağrafı çektirmiştir.
           Türk Ocağını ziyaretinde , ocağın imkansızlığı karşısında kendisinden özür dilenmiş , Atatürk burada yaptığı konuşmada: " Ben bu şehri çok beğendim .Sevgimin temadisine alem olmak üzere Şark-ı Karahisar adını Şebinkarahisar olarak tashihini teklif ediyorum.Şab'ı başta olmak üzere Fatih Sultan Mehmet Hanların otağ kurduğu bu topraklar içinde daha neler varsa ele alınmak, tarihen olduğu kadar da iktisaden de bu şehri ileri götürmek vazifemiz olmalıdır. Sürekli yangınlar görmüşsünüz ,Memleketiniz bir harabeye dönmüş fakat esef etmeyin,şu tek gözlü mütevazi ocağınızda derin bir samimiyet ,geniş ve anlayışlı bir kültür buldum.Kalkınacaksınız ,mes'ut olacaksınız.
            Türk ocakları dekorlarla ölçülemez . Türk'ün bu şan ocakları sönmez alevlerle ilelebet tütecektir ve bu harebeler bir gün birer mamureler haline gelecektir." diyerek ocak defterini imzalamış ve deftere şunları yazmıştır:
           " Türk Ocağı Türk'ün has ocağı, varlık ve birlik ocağı; Yüksek alevlerle tütsün, muhitine nur saçsın. Yaşasın ve yaşatsın" Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal Şebinkarahisar Vilayetindeki incelemelerini tamamladıktan sonra 12 Ekim 1924 tarihinde akşama doğru milletvekili hemşehrimiz Ali Sururi Bey ve heyeti ile birlikte Şebinkarahisar Vilayetinden Ankara'ya hareket etmiştir.
           Atatürk'ün misafir edildiği ev halen müze olarak hatıralarıyla birlikte yaşatılnaktadır.

     TARİHİ ESERLER VE MÜZELER

          

    Şebinkarahisar ilçesi tarihi eserler yönünden Giresun İlinin en zengin ilçesidir. Başlıca tarihi eserler şunlardır.

          
           a)Şebinkarahisar Kalesi: (Resmi görmek için tıkla) İlçenin güneyinde bazalt bir tepe üzerinde yükselen kalenin ihtişamlı bir görünüşü  vardır. Kalenin ne zaman yapıldığı belli değildir. Ancak Mengücek Hükümdarı Fahrettin Behramşah’ ın 1184 tarihinde kaleye ilaveler yaptığı ve savunma gücünü artırdığı bilinmektedir.

          Kale dış ve iç diye iki kısma ayrılmaktadır. Dış kale duvarlarının büyük kısmı yıkılmıştır. Nispeten az eğimli batı yamacındaki duvarlar esas itibariyle ayakta kalmış olup kale yapılarından biri bu kısımdadır. Meyilli olan kale içinde yer yer kayalara oyulmuş su sarnıçları göze çarpar. Kalenin içinde XX. Yüzyıl başlarına kadar ayakta kalabilen 70 kadar ev ve bir cami 1915 yılında baş gösteren Ermeni isyanı sırasında ve ondan sonraki dönemde yakılıp yıkılmıştır. Kitabesinin  kim tarafından alındığı belli değildir.

           


           b)Meryem Ana Manastırı:  Manastır ilçe merkezinin 11 km. doğusunda Sarıyer Köyündedir. Yekpare bir kayanın içi oyularak yapılmış olan manastır 4 katlı olup çeşitli hizmetlere elverişli 32 odadan ibarettir. Duvarlar resimlerle süslenmiştir. 1939 depreminden sonra manastıra çıkış-iniş hayli zorlaşmıştır. Manastırın her yıl ağustos ayının 28’inde Giresun, Ordu,Trabzon ve Gümüşhane illerinden gelen Rumlar’ın katılmasıyla düzenlenen canlı törenlere sahne olmuştur.

    c)Fahrettin Behramşah Cami: (Resmi görmek için tıkla) Bu cami Mengücek Hükümdarı Fahrettin Behramşah adına oğlu Muzafferüddin Mehmet tarafından XII. Yüzyılda bugünkü  Avutmuş Mahallesinde inşa ettirilmiştir.Cami kubbelidir. Onarımları sırasında yapılan ilavelerle bu güzel caminin minare karakteri bozulmuştur. Cami halen kullanılmaktadır.

       

     

           d)Taş Mescit:Taş Mescit Ertana Oğulları zamanında 1352 yılında Melik Ahmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Kalenin Batı eteğindedir. Bu gün sadece iskeleti kalmıştır.

    e)Fatih Camii: (Resmi görmek için tıkla) Fatih Sultan Mehmet Otlukbeli savaşından sonra 29 Ağustos 1473 tarihinde Şebinkarahisar’a gelmiş ve bu gelişin anısı olarak bir cami yapılmasını emretmiştir.Ahşap olarak yapılan cami iki kere yangın geçirmiştir. Birinci yangından sonra onarılmış  1886 yılındaki ikinci yangında tamamen yok olmuştur.
        1888 yılında Mutasarrıf Resih Paşa zamanında halktan da yardım sağlanarak şimdiki camii yaptırılmıştır. 1939 yılı depreminde kubbeler çökmüşise de 1950 yılında onarılmıştır.

    f)Kurşunlu Camii: (Resmi görmek için tıkla) Şebinkarahisar'ın ileri gelenlerinden Allah Kulu adıyla anılan bir hayırsever tarafından Taş Mahalle Kurşunlu Semtinde yaptırılan camiye 1574 yılında başlanılmış ,1582 tarihinde bitirilmiştir.
          Osmanlı Devletinin mimari özelliklerini yansıtan cami ,üç kubbeli bir son cemaat yeri ve tek kubbe ile örtülen haremden meydana gelmiştir.Küçük boyutlu son cemaat yerinde minare sol tarafa yerleştirilmiş ve üç kubbe ile örtülmüştür. Mihrap ve mimberi ilk yapıldığı şekilde zamanımıza intikal etmiştir.1968 tarihinde restore edilen Kurşunlu camii halen kullanılmaktadır.Günümüze kadar gelen kitabesi şöyledir:
               Hak yolunda edip mal                       
               Bu camii yaptırdı
               Hayriyle olup itmam                          
               Denildi ona tarih
               Allah Kulu pek mebzul                      
               Düşüldü veli makul
               Oldukça aliyyül mamul                     
               Hayratı ola makul

         

    g)Taş Hanlar : (Resmi görmek için tıkla) XVII. yüzyılda Şebinkarahisar Sipahi Reisi Taban Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.Kale ve orta mahalleye giden yolun sağ ve solunda yer alan ve kâgir bedestan (çarşı) olarak yapılan bu binalar 1939 depremine kadar bozulmadan durmakta idi. Her bedestan iki katlı olup orta yerlerinde ışık alabilecek açıklık bırakılmıştır.Ayrı ayrı giriş çıkış kapıları vardır. 1915 tarihinden 1939 depremine kadar cezaevi olarak kullanılan bedestanlar kısmen depremden ve geri kalanı da taş,demir ve kurşunlarına sebep tamamen tahrip edilmiştir.Koruma altına alınan bedestanların temizlenmesi ve etrafının çevrilerek daha fazla tahribata uğramaması için belediyece münferit önlemler alınmıştır.Bu bedestanlar halk arasında Taşhanlar olarak bilinmekredir.

          h)Pertevniyal Çeşmesi : 1865 yılında Pertevniyal Sultan tarafından üç çeşme yaptırılmıştır. Çeşmelerden biri Suboyu, diğer ikisi Karaköy yolu üzerindedir.
                 
         

    ı)Licese Kilisesi: (Resmi görmek için tıkla) Şaplıca Köyüne bağlı ve ilçe merkezine 11 km mesafede Licese Mahallesi'nde bulunan kilise 1874 tarihinde inşa edilmiştir. Azınlıkların mücadelesinden sonra özel mülkiyete geçen kilise zamanla tahrip görmüştür.Kilisenin eski esr olarak tescili ve özel mülkiyetten çıkarılması için teşebbüse geçilmiştir.

      i)Atatürk Evi ve Müzesi : (Resmi görmek için tıkla) 11 Ekim 1924 tarihinde Ulu Önder Atatürk’ ün ilçemizi ziyaretlerinde bir gece kaldıkları ev hazinece istimlak edilmiş, Karayolları Genel Müdürlüğü'nce ayrılan 3 milyon TL. ödenekle tamir ve restore edildikten sonra 1932 yılı içerisinde yapılan çalışmalar sonucu  ev o tarihlerdeki aslına uygun şekilde döşenerek 11 Ekim 1982 tarihinde “Atatürk Evi ve Müzesi” adı altında ziyarete açılmıştır. Müzede Atatürk’ ün kullandıkları eşyalar, tarihi nitelikteki diğer eşyalar sergilenmekte. Müze içerisinde 500 kitaplık bir Atatürk kütüphanesi ve resimlerle Atatürk Köşesi bulunmaktadır.

    Ermeni İsyanları

    Şebinkarahisar Olayı

    Anadolu'da Ermeni isyanlarının yanı sıra pek çok ayaklanma meydana geldi. Bunlardan biri 5 Haziran 1915 tarihli Şebinkarahisar olayıdır.

    Sivaslı Murat (Hamparsum Boyacıyan) adında bir Ermeni çete reisi, 500 kadar adamıyla Şebinkarahisar'ı basmıştır. Türk ordusu Doğu Cephesi'nin ana ikmal yolu buradan geçtiği için bölgenin stratejik önemi vardır. Ermeniler bu bölgeyi ele geçirdikleri takdirde TSK'nin ikmal ve geri hizmetleri aksayacak, Rus ordusunun ileri harekatı kolaylayacaktır. Çeteciler Şebinkarahisar'ın Müslüman mahallesini yaktılar. Rastladıkları Türkleri, işkenceler yaparak öldürmeye başladılar. Çevreden toplanmış olan asker ve jandarma müfrezelerine de saldırdılar.

    Bu durum karşısında başka bölgelerden kuvvet tasarruf edilerek Şebinkarahisar'a getirilmiş ve Ermeni isyancılar kuşatılmıştır.

    Sivas'taki 10. Kolordu Komutanlığından Başkomutanlığa gönderilen 15 Haziran 1915 tarihli mesajda, olayla ilgili olarak şu ifadeler kullanılmıştır:

    "Şuradan buradan toplanan 500 kadar Ermeni eşkıyasının Şebinkarahisar'da eski kaleye sığınarak isyan ettikleri öğrenilmiştir. Güvenlik kuvvetleriyle çeteciler arasında çarpışmalar olduğu Sivas Valiliğinden bildirilmiştir."

    Sivas Valiliğinin 3. Kolordu Komutanlığına gönderdiği 18-19 Haziran 1915 tarihli mesajda ise şöyle denilmektedir.

    "Şebinkarahisar isyanının bastırıldığı, Ermeniler 800 kadar kadın, erkek ve çoğunun kaleye sığındığı, isyancılardan 200 kadarının silahlı olduğu bildirilmiştir."

    KAYNAK:
    Sakarya, Em. Tümg. İhsan-; Belgelerle Ermeni Sorunu, Gnkur. Basımevi, Ankara 1984, s. 227-228

    ERMENİ İSYANI İLE İLGİLİ BİR MEKTUP

    Sayın Başkan.. Web sitenize bir türlü ulaşamamıştım. Ancak bugüne kısmetmiş.Önce işlerinizde başarılar dilerim. Başta ben  Atila Altınok olmak üzere; kardeşimin ve teyze çocuklarımın vede torun,torun çocuklarını temsilen sizlere sesleniyorum.  Efendim ben şebinkarahisarın ermeni isyanında; Yüzzbaşı rütbesiyle ordaki isyanı birliğiyle gelip bastıran Yüzbaşı VASIF beyin torunu oluyorum.Kendisinin iki kızı vardı(Müeyyet ve Müşerref) ben büyüğü Müşerref hanımın oğlu oluyorum, o da öğretmen emeklisi olarak 1951 yılında Niğde/Ulukışlada vafat etti.Ondan hayatta kalan  ben dahil iki kardeş,Müeyyetten Teyzemden;(İki kardeş)ve torunlar,torunlar..Hayatta.. Gelelim konuya:  Sizlere ışık tutması bakımından bildiklerimi sizlere aktarmayı bir vazife bilerek ve sizlerden de dedem şehit OsmanlıYzb'sı. VASIF BEY'den mezarının nerede olduğu ve isyan sırasında yaşadıkları hakkında herhangibir duyuma ulaşırsanız veya biliyorsanız bilgi vermeniz dileğiyle ŞEBİNKARAHİSAR'ın Ermenilerden nasıl temizlendiğini bize nakledildiği şeklinde anlatayım.Ben hiç oraları görmedim çok istedim ama kısmet olmadı hem yaşlılık hemde imkan.. Yzb.Vasıf bey'e bağlı olduğu Birlik komutanından emir gelir ve birliğini alarak derhal Şebinkarahisar Vilayetine gitmesini ermenilerin isyan ettiğini ve bastırması emredilir.İstanbul'dan hareket ederek Şebinkarahisar'a ulaşır.Şehir duman içinde,yanmaktadır.Halk dağlara çekilmiştir.Derhal şehir kuşatılır, yangınlar söndürülür.Ve dağlara çekilen halkı(Veya bir yerlere sığınan).Evlerine dönmeleri için bir gurup müfreze gönderilir. Ama halk gelmez; Çünki daha öncede ermeniler Osmanlı askeri kıyafetiyle şehir halkını kandırarak aşağıya indirmişler.ve katletmişler.Bunun üzerine kendisi büyük bir gurupla gider ve onları ikna ederek evlerine getirir.Hepsini tek,tek dinler: Büyük mezalim olmuştur.Çocuk.ihtiyar demeden bütün Türkleri kesmişlerdir mallarına el koymuşlar evlerini yakmışlardır.KANLI DERE diye bir yer varmış orda ,ordan günlerce Türk kanı akdığını Annem ve Teyzem söylerdi. Osmanlı kuvvetleri geldiği  halde dağlara çekilen( veya kaleye çekilen ama ben dağlara çekilen biliyorum)Geceleri de karanlıktan istifade baskınlar düzenleyerek yangın mermileriyle şehirde panik ve korku yaratmakta vur kaç yapmaktadırlar.Kalleşliklerini orda da gösterirler. Dedem Evlerin üzerine elde kalan kilim, halı vs. bez parçalarını ıslattırıp serdirerek ermenilerin attığı yangın mermilerinin bu ıslaklıklığa düşerek yangın çıkarmasına mani olur.Teslim ol çağrısına ateşle karşılık veren Ermeni çapulcularını Türk Askeri sıkıştırır.Karşılıklı müsademe neticesi kalanlar teslim olur.Şebinkarahisar'a getirilir. Han mı, kışla mı ben kışla biliyorum.Oraya hepsi kapatılır.Esirlere, Osmanlı askerinin tayınından tayın çıkarır,yemek verir. Ama gel gelelim; bırası çok enteresandır.  Ermeniler KENDİSİNE YEMEK DAĞITAN   iki askerimize hücum ederek öldürürler. VASIF BEY bunun üzerine İstanbul'a veya bağlı olduğu komutana ulak gönderir. Gelen cevap kesindir.Askerin nafakasını boşa harcamayın zalimleri imha edin.Bunun üzerine isyan eden ve de azgın bu cürufu asker temizlemeye başlar.Dedem bir ara infazı bizzat görmek için kışlaya girer,  elindeki tabancasını aniden kavrayan bir ermeni çetecinin silahı doğrultmasıyla kendi tabancası ile vurulur ve kan kaybından şehit olur. Mezarı şimdi orada, yerini nerede bilmiyorum. Benim bilgilerim bu kadar. buna ilave edecek başka bilgileriniz varsa beni memnun edersiniz.Sizlere gönül bağı ile bağlıyız. Ben Banka emeklisiyim İzmir'de yaşıyorum.VASIF beyin torunuyum evlatları tabiyatıyla hayatta değiller.Hayatta iki kızından, bahsettiğim gibi bizden iki torun,teyzemden iki torun var bir kız torun Amerika'da oraya yerleşti, bir erkek torun İstanbul'da. Ölen torunların çocukları da Mersin'in Erdemli kazasında,diğerleride  Konyadalar.    Bu hadiseyi Sizlerle paylaşmak istedim.Şehit çocukları yetim vede öksüz kaldıklarında  Annem 11 Teyzem 9 yaşlarında imiş. Her ikiside binbir zorlukla Atatürk'ün ilk öğretmenleri olmayı başarmışlardır.  Bu husuta Web sitenizie vede sizlere belkide karanlıkta kalan bir bilgi sundum. Sizlerden de tamamlayıcı bilgileri,özellikle şehidimizin mezarı şerifi hakkında yeterli malumat bekliyor. Saygılar ve sevgiler sunuyorum.


    20.03.2006 

    Atila ALTINOK

     atialtinok@hotmail.com 

     

     


    Giresun Valiliği
    Şebinkarahisar Kaymakamlığı
    Şebinkarahisar İlçe M.E.M.
    Şebinkarahisar Devlet Hastanesi
    Şebinkarahisar Müftülüğü
    İlçe Emniyet Müdürlüğü
    Şebinkarahisar Adliye
    Şebinkarahisar Ziraat Odası
    Lavinya Net
    Şebin Cevizi
    Şebinkarahisar Yard.Der.
    Şebinkarahisar Ankara Vakfı
    Seb-Der
    Kamu İhale Kurumu
    Türkiye İş Kurumu
    Sosyal Güvenlik Kurumu
    M E B
    Tamzara Dokuması
    Şebin Gündem
    Şebin Haber
    Şebin Havadis
    Şebin Medya
    Yeni Şebinkarahisar Gazetesi
    Şebinkarahisar İli Sitesi
    Şebinkarahisar TUV
    e-jett V7: HMenu-1/R