Kültür

Anasayfa » Kültür
share on facebook  tweet  share on google  print  

Kültür

                                   KÜLTÜR

      Oğuz Türkmen boylarından Kınık;Çavdur,Çepni,Kargun ve Solur adlarının anılıp yaşadığı Şeninkarahisar, Türk Kültür ve değerlerinin yaşadığı önemli yerlerden birisidir. Nitekim sosyologların "Kültür mekânlarda yaşar." tespitinden hareketle Şebinkarahisar'a yaklaşıldığında kültür mekânları bize önemli ipuçları vermektedir.Avutmuşta bulunan Behramşah Cami Selçuklu Döneminin varlığını haber verirken,Kalenin girişindeki Taşhanlar, hemen karşısında duran Fatih Cami Osmanlıların bu topraklarda söz sahibi olduğunu ifade eder.

                                TARİHİ ESERLER

       Gerek turizm,gerekse kültürel varoluşların ifadesi olan bu önemli eserler ailesine daha pek çoklarını katmak mümkündür. Nitekim Şebinkarahisar Kalesi Tamzara Cami, Kadıoğlu Cami, Taş Mescid, Kurşunlu Cami,Topal Mehmet Paşa Hamamı, Avutmuş Hamamı Tamzara Hamamı, Kurşunlu Çeşmesi, Zeynube Hatun Çeşmesi, Eyvan Çeşme, Müftü Efendi Çeşmesi, Hüseyin Efendi Çeşmesi, Hacı Yakup Çeşmesi, Alay Çeşmesi, Süleymanağa Çeşmesi, Pertevniyal Çeşmesi ve Atatürk Müzesi sayılabileceklerin en önemlilerindendir.
       Şebinkarahisar'daki milli kültür varlıklarının zenginliği, kültürel yaşantının ipuçlarını verir. Bu mekanlarda Selçuklu'dan Osmanlı'ya ve oradan Cumhuriyet Türkiye'sine bir yol izlemek yaşanılan kültürel akış yönünü bize haber vermektedir.
     Diğer taraftan geçmişte Türklerin dışında öteki Hıristiyan toplumları da bağrında yaşatan Şebinkarahisar, bu dönemin özelliklerinden de izler taşır. Turizm açısından görülmeye değer olan Licese Kilisesi,Taşhan Kilisesi, Asarcık Kilisesi ve Meryemana Manastırıgezilip görülecek yerlerdendir.
                                               
                                   İNANÇLAR

      İnançları da dini özellik taşıyanlar, folklor özelliği olanlar olarak ikiye ayırmak mümkündür.


     a)Sağlık İşleri ve Ölüm Vukuundaki Adet ve İnançlar:
-Vücutlarında ağrı ve sızı olanlar yeni vurulmuş ayı pöstekisi veya cesedi üzerin de otururlar.
-Yıllanmış sıtmalılara yılanın değiştirdiği derisinin, köpek pisliğine veya kahvenin tütsüsünden verilir. Yedi Mehmet adlı evden ekmek toplar hastaya yedirilir. Böylece sıtmalının iyileşeceğine inanılır.
-Evelik otunun kökleri sökülüp yoğurtla karıştırılarak bir gece oyalandıktan sonra vücuda sürüldüğünde uyuzun geçeceğine inanılır.


      b)Rizyonomik İnanışlar:

  • Sivri başlı insanlar devlete erişirler.
  • Seyrek saçlı kızların kısmeti kıt olur.
  • Küçük gözlü insanlar tamahkar olurlar.
  • Mavi gözlü insanların hain olduklarına inanılır.
  • Göz kalması eve misafir geleceğine delalettir.
  • Düz taban insanların uğursuz olduğuna inanılır.

      c)Hukuki İşler ve Adetler:

  • Hırsızlık oldukça az rastlanılan hadiselerdir.
  • Kız kaçırma hadiseleri de oldukça az rastlanılan hadiselerdir. Kaçırılarak getirilen kızların geldikleri evlerde bu hareketleri her zaman başa kakıldığından kızlar zorunluluk olmadıkça kaçmazlar.
  • Kan gütme davaları sahil şeridine kıyaslanmayacak kadar az ve oldukça nadirdir.
  • İmam nikahı ile evlilikler oldukça fazladır.


       d)Meteorolojik İnanışlar:

  • 7 Mart üçüncü cemrenin düştüğü akşam poyrazla- lodosun dövüştükleri ve bir birlerini yenmeye çalıştıkları gün olarak kabul edilir.
  • 20 Mayıs akşamı dışarıda hayvan bırakılmaz, yıldızların çarpışacağına inanılır.
  • Çarşambadan açan hava perşembeye, cumadan açan hava ise öbür cumaya kadar süreceğine inanılır.
  • 22 Mart, 18 Nisan, 20 Mayıs, 25 Haziran günlerinde sayılı fırtınaların sahne olacağı kabul edilir.


      e)Sanat, Ziraat ve Ticarete ait düşünce ve inanışlar:

  • Akşam Ezanından sonra evden hamur mayası ve çiğ süt dışarı verilmez. Bereketin kaçacağına inanılır.
  • Yılbaşında bütün halk hamur ve yoğurt mayalarını tazeler. Bununla yeni yılın bereketi artacağına inanılır.
  • Fırın yakan her evin işini bitirdiği zaman yakın komşularına hısımlarına “sıcak” adı verilen ekmek payı dağıtmak mecburiyetindedir

                                       ADETLER

      a)Düğün Adetleri:
     Oğlan 18-20 yaşlarına geldiğinde ana-baba kız aramaya koyulurlar. Münasip bir Kız bulunduğunda oğlan evinden 3-5 kadından murakkep bir düğür heyeti kurulur ve kız evine gönderilir. Giden düğür heyeti belli etmeden kız evini ve kızı inceden inceye gözden geçirirler ve kız evine bir şey demeden evden ayrılırlar .Kız tarafı da bu arada oğlanı ve oğlan tarafını inceden inceye araştırırlar. Her iki taraf bir birlerinden memnun olursa oğlan tarafı ikinci düğür heyetini gönderir. Düğür tarafı niyetlerini açıklar, kız anası -babası bilir demek suretiyle erkek düğür istediklerini belirtirler. Üçüncü defa erkek düğür heyeti gider ve bu gidişe “Söz alma veya söz kesme” denir. 
      

    Düğür ve söz kesme işi bittikten sonra nişan ve düğün günlerinin tespitine geçilir. Nişan gününden bir gün önce okuyucu vasıtasıyla mahalle ve köy halkı nişan merasimine davet edilir.
  Kız evine gelen davetliler ikramla karşılanır. Nişan gösterme ve yazdırma işi bittikten sonra kız ve oğlan sahipleri ve üç mutemet kimse tarafından kızın ayrıca ifadesi alınır ve bir odaya çekilerek mahallesinin veya köyün insanına Dini nikah kestirilir. Dini nikahtan sonra şeker veya baldan yapılan şerbetten ikram edilir. 
 

  Resmi nikah merasimi yapıldıktan sonra düğün hazırlıklarına başlanır. Düğünler genellikle pazartesi öğleden sonra başlar Cuma günü akşamına kadar sürer. Misafirler nişanda olduğu gibi okuyucu vasıtasıyla davet edilirler. Misafirler genellikle düğün müddetince oğlan evinden yer içerler. Bunun için düğüne gelenler bil hassa köylerde bulgur, yağ vs. yiyecekler getirirler. Düğünün ikinci günü alayla kız evine kınacı gidilir. Üçüncü günü geline hamam yapılır. Dördüncü günü damat tıraşı ve damadın hamama götürülmesi yapılır. Gelin oğlan evine götürülür. Güveyi Yatsı Namazının cami de veya köy odasında cemaatle kılındıktan sonra sağdıcı ve arkadaşları tarafından evine götürülür. Cuma günü temizlik ve yemeği müteakip damat sağdıç evine gider. Akşama kadar eve uğramaz. Bu gün gelin görmeye gidilir.


      b) İmece Adeti:
   Bel imecesi ve ekin imecesi olarak ikiye ayrılır. Bel imecesinde imeceye gidecek olanlar belleriyle birlikte giderler

                             MAHALLİ KIYAFETLER

Düğün, dernek ve gezilerde bu yöre halkı muhakkak olarak temiz urbalarını giyerler. Giyinişler tabii ve sadedir. Köylü erkekler kesilen davarlarından elde ettikleri yün, tiftik ve kıldan yaptıkları”Şal “ adı verilen kumaşı giyerler. Mahalli kumaşlardan zigve, çaşkur ve mintan şeklinde giysiler yapılır. Şehir erkeklerinin tamamı pantolon ve ceket, köy erkeklerinin bir kısmı çaşkur, aba, zigve ve mintan giyerler. Köylü kadınlarının büyük kısmı düzelden yapılmış peşli adı verilen ve etek entari geri kalanı da basma ve kasaldan yapılmış fistan giyerler.

 

                      GELENEKSEL LEZZETLER

      EKMEKLER

  • Fırın kurusu, Taş Fırın Ekmeği, Fetir, Peksimet, Kete, Somun.

      ÇORBALAR

  • Geleçoş, Pestükanlı Çorba, Haşıl, Fıtı, Hele, Toyga, Ayran Çorbası, Yoğurtlu ve Reyhanlı Çorbalar, Erişte Sulusu, Bulgur, Mercimek, Şehriye, Ömeç, Lahana, Süslü Çorbalar.

       YEMEK ÇEŞİTLERİ

  • Pancar (yemlik, kuşkuş, gelin parmağı, haşhaş, tavuk kursağı gibi otlardan yapılır), Evelik Sarması, Keşkek, Isırgan Yağlaşı, Ispanak, Yahni, Etli Yaprak Sarması.

       PİLAV ÇEŞİTLERİ

  • Fasulyeli- Nohutlu Gendüme Pilavı, Çanak(sebzeli ya da pirinçli), Erişteli Şehriye Pilavı, İnce Aş, Pirinç ve Bulgur Pilavı.

      MIHLAMA

  • Turşu, Domates, Pezik, Patates mıhlamaları ve Dibla.

      HAMUR İŞLERİ

  • Pişi, Gavut, Gaygana, Kabarcık, Cevizli Katmer, Çökelekli, Yufka Böreği, Su Böreği, Yarımca Böreği, Hurma, Ekmek Döğmeci, Ekmek Kızartması, Tavşan içi, Siron, Kesme Hamur Mantısı.    

       TATLILAR

  • Livik, Kaçamak, Dolanger, Fındık ve Fıstık Helvaları, Döğmeç (ceviz ve cebiç ile), Döğme(armut kurusundan), Pestil Kızartması, Baklava, El Kadayıfı, Lokma, Un Helvası, Sütlaç, Aşure

      REÇELLER

  • Pekmez ve Dut Şırası ile yapılan reçeller, Kabak Reçeli, Kuşburnu ve Böğürtlen Reçelleri.

 

   ŞEBİNKARAHİSAR CEVİZİ; İnce kabuklu oluşu, oval yapısı, dolgun içi, açık sarı rengi ve aroması ile kolayca ayırt edilebilen farklı bir lezzete sahiptir. Özellikle ülkemizin ünlü baklava firmalarınca talep edilmektedir. Elinizle dahi kolayca kırabileceğiniz Şebinkarahisar cevizini tadınca, başka cevizleri yemek istemezsiniz.

   DUT PEKMEZİ; Şeker tadındaki dutlar toplanıp hiçbir katkı maddesi ilave edilmeden kaynatılır. Daha sonra toprak çanaklarla güneş ışınlarıyla kıvama ulaşması sağlanır. Birçok hastalığa faydalı ve D vitamini yönüyle zengindir.

  KARADUT; Sahip olduğu vitamin ve mineraller nedeniyle, bir meyve olmaktan öte ilaç gibi kullanılmaktadır. Mide rahatsızlıklarına, ağız yaralarına ve daha pek çok hastalığa faydalıdır. Reçeli ve özellikle pekmezi ünlüdür.

 FINDIK HELVASI; Şebinkarahisar’da fındık yetişmediği halde, fındık helvası sadece burada yapılmaktadır. Evlerde, döğme kütüğü ile dövülerek ceviz ve dut kurusu(cemiç) ile dövmeç yapılmaktadır.  

  TÜRKÜLER VE OYUN HAVALARI

      Türküler genel olarak düğün türküleri, oturak türküleri olarak ikiye ayrılır. Düğünlerde söylenen başlıca türküler dik ayak, Karahisar Türküsü, Düz ayak, Efeler Türküsü, Düz ayak Dudu dilli, Altın Yüzük,Zülüflerin Tutam Tutam,Düz ayak kırmızılım, Kemençe Türküsü, Kelkit Türküsü,Tamzara Türküsü, Giresun Kayıkları başlıca türkü ve oyun havalarıdır.

  ŞEBİNKARAHİSAR AĞZI

ATASÖZLERİ, BİLMECELER,BEDDUALAR

     Bölgede, bölgesel bir çok ata sözü vardır. Bunlardan bir kaçı ;

  • Acı kabadayısı müflisin kibarı.
  • Bir ağızdan çıkan 32 dişe yayılır.
  • Delikli boncuk yerde kalmaz.
  • El atına binen köy ortasında iner.
  • Minnetsize minder verilmez.
  • Oğlan büyür koç olur, Kız büyür hiç olur.


   Bölgesel bir çok bilmeceler de vardır. Bunlardan bazıları;

  • El öper göz seçer, dil biçer- (yazı).
  • Kırık kaşık, yerine yapışık- (Kulak.)
  • Mavi atlas, İne batmaz,Makas kesmez, Terzi biçmez.-(Gök).
  • Minare gibi kara, bin bir çiçek bir lale-(ay ve yıldızlar).


     Halk arasında söylenen bir çok beddualar(Gargışlar) dan bazıları ise;

  • Delikli tahtaya gelesin
  • gözlerin göğe dikile
  • hekim hakim parası edesin
  • kara yele gelesin
  • ocağına kül elene 
  • Aklına baba çıka
  • Babalar tuta
  • Gorbagor olasın
  • Ekmek tavşan sen tazı olasın, o kaça sen kovalayasın
  • Hortlayasın
  • Karnın kabara
  • Toprak başına, toprak çuluna
  • Yerinde yatmayasın


      Halk arasında söylenen hayır duaları ise;

  • Ekmekli olasın.
  • Adın Anıla.
  • Onurun Arta.
  • Varlığa Ulaşasın.
  • Yüzün Ağara.
  • Yüzün akola. Vs.
  • Allah akıl üstünlüğü versin
  • Cazu şerrinden emin olasın
  • Gözün gönlün açıla
  • Hiç kimseye yük olmayasın
  • Işıklı günlere ulaşasasın
  • Oğul ekmeği yiyesin 

 YÖRESEL KELİMELER

  • Kirklik : Hayvan killarini kesmede kullanilan bir çesit makas türü
  • Tahu : Hediye olarak takilan ziynet esya
  • Kirk basmasi : Iki lohusanin karsilasmasi halinde gerçeklesen hadise
  • Loğ : Bacalardaki toprak zemini sertlestirmeye yarayan tekerimsi tas
  • Ohloğ : Hamur açiminda kullanilan agaç alet, oklava
  • Meh : Al, buyur
  • Yatir : Evliya kabri
  • Ura : Ora
  • Mahanna : Makarna
  • Pesdemal : Kadinlarin önlerine bagladiklari dokuma bez
  • Yunmah : Yikanmak
  • Çimmek :Yıkanmak
  • Deyha : Şurası
  • Sitil : Elle su tasimada kullanilan metal alet
  • Medfun : Defnedilen kisi
  • Sedir : Üzerine minder ve yastik konularak oturulan esya
  • Seğirt : Koş
  • Tezeg : Hayvan diskisinin tarlalardaki kurumus hali
  • Tura:Çatı altı
  • Kirklama : Yeni dogan çocuk ve lohusaya ilk kirk günde uygulanan pratikler
  • Yolluh : Dügün öncesinde, taraflarin yakinlari için aldiklari hediyeler
  • Savduç : Dügünlerde belli islerde ön ayak olan kimse
  • Pöhrek:Kanalizasyon
  • Bohori : Baca
  • Yalığız : Yalniz
  • Fışgı : Keçi gübresi
  • Yüz görümlügü: Damadin, gelinin yüzünü ilk kez açtiginda taktigi hediye (altin)
  • Zibin : Kisin içe giyilen kolsuz, pamuklu, yelek seklindeki giysiHır mı? Hayır mı? : Hayır mı? Şer mi?Bıldır : Geçen yıl
  • Heyirlı akşamlar : Hayırlı akşamlar
  • gelîrim : geliyorum
  • gilîsin:  geliyorsun
  • gelî : geliyor
  • gelîrüg : geliyoruz
  • gelîsiz : geliyorsunuz
  • gelîler : geliyorlar
  • gelecēm : gelecegim
  • gelecēn : geleceksin
  • geleceġ  : gelecek
  • gelecüġ : gelecegiz
  • geleceġsiz : geleceksiniz
  • geleceġler : gelecekler
  • de yeri get : Yürü Git
  • de beğendinmi yaptığını : Yaptığını beğendinmi
  • de bah hele : bak hele
  • de gördün mü başına geleni : başına geleni gördün mü
  • de ben neydim şimdi : ben ne yapayım şimdi
  • De sen bana miyat ol : sen bana mukayyet ol
  • De beğendin mi şimdi : şimdi beğendin mi yaptığını
  • De gelde gülme : gelde gülme
  • Memmet : Mehmet
  • Ehmet : Ahmet
  • Ehsan : İhsan
  • Ednan: Adnan
  • Fedime: Fadime
  • Mızgımı Darıltma : Canımı Sıkma
  • Esürünmü Geldi : Delirdinmi, keçilerinmi geldi  

 LAKAPLAR

  • Ayaksızların Gadir
  • Bamiyanın Dursun
  • Camışın Kazım
  • Celladın Çakır
  • Cinoğlunun Ramis
  • Çıngırdın Hacı
  • Dömbülün Durmuş
  • Dubanın Dursun
  • Garalükün Bahattin
  • Guduzların Tahsin
  • Göçlerin Mehmet
  • Gonuşoğlunun Salih
  • Godinin Hasan
  • Gülananın İsmail
  • İbişin Ömer
  • Kürt Hamzanın Nuri
  • Lağurluğunun Baha
  • Lalukiseyinin Ayhan
  • Lazoğlu Selahattin
  • Mehmanların Yusuf
  • Piçazizin Ehmet
  • Sağır Ahmedin Sami
  • Seddoğlunun Selim
  • Saatçilerin Alim
  • Seydalların  Muhsin
  • Serdarın Kazım
  • Samiyenin Ehsan
  • Şıhbekirin Mustafa
  • Tıhtığın Tahsin
  • Yörelemenin Şükrü
  • Mencenin Asim  

 HİKAYELER

  SEET GAÇ

  Zengin bir aile bir gelin almış. Ağalık zenginlik değimli, geline altın ziynet derken, birde altın kol saati hediye etmişler.Bölgede adet olduğu üzere, sabah çayına misafirliğe gittiklerinde, kadınlardan birisi, birazda hulüs çekmek için olacak, geline:

-Gız bacım, seet gaç? Diye sorunca, okuması yazması olmayan gelin, hem kurulmuş hem pencereden eğilmiş, dışarı bakmış, görmüş ki, güneş gökte üç masta boyunda biraz yükselmiş kolunu ileri uzatmış, saatına bakmış demiş ki,

-Guşluğu beş geçiy. 

   ISIRGAN YAYLASI

-Öpiym hanım eme

-Ne o gız gavurun gızı

-Şey, cici anam size ısırgan yaylaşı gönderdi de

-Hıı.. sağolasın canı, eline sağlık

-Dedi ki, “göğ gürlemeden yesinler” dedi“şifa niyetine: gokusunu alırlar da olur ki çocuk çocuğun ciciği şişer” dedi

-Bu zamanda böyle ısırganı nerden buldunuz cazu?

-Ben Cımbistinin gızıynen topladuh.

-Dur. Gız  dur. Ben de gavut yaptımıdı, bi topak verimde yiyerek get. Cici ananada selam söyle. Gız Fadime.. çabuk bi topak gavut sıkda, getir! Çabuk çaparak getür, gız gidecek.

Celalettin MENTEŞ

   YARIM BİLET

  Bir gözü kör olan hemşehrimiz H.K. Şebinkarahisar’dan İstanbul’a gider. İstanbul’da gezer tozar iken canı sinemaya gitmek ister. Hemencik yakında bir sinema bulur ve sinemanın kapısından içeri girer. Bilet almak üzere bilet gişesinde kuyruğa girer. Sıra kendisine gelir ve gişe memuruna sorar.

-Bilet kaç para

Gişe memuru cevap verir

.-Hemşehrim iki lira

Hemşehrimiz cebinden bir lira çıkarır ve gişe memuruna uzatır. Gişe memuru.

-Kardeşim bilet bir lira değil iki lira. Bir lira daha vereceksin.

Bir gözü kör olan hemşehrimiz hemencecik lafı yapıştırır ve derki

-Herkes iki gözüşle seyrediyor, ben bir gözümle seyrediyorum.Bu söz gişe memurunun çok hoşuna gider ve hemşehrimizden bir lira alarak bilet  verir ve sinemaya girmesini sağlar.

   KİPİ VE HILTAK

   İki hemşehrimiz İstanbul’da meslerine lastik almak için bir lastikçi dükkanına girerler. Dükkan sahibi lastiği getirir; hemşehrilerimizden merhum M.G sağ ayağını bismillah  diyerek uzatır, lastiği giyinir. Çok geniş gelir, satıcıya hitaben:

-Hemşehrim bu ayağıma çok hıltak geldi senden rica ediyrim biraz kipisini ver.

-Hemşehrim bizde kipi marka lastik yok istersen sana cizlevet vereyim. Der

Bu söz üzerine yanında bulunan diğer Şebinkarahisar’lı hemşehrimiz kipi ve hıltak kelimelerinin geçerli karşılıkları söyleyerek durumu anlatır. Birlikte görüşürler, sonra istedikleri vasıfta bir çift lastik alarak çıkarlar.

   HERİF SENİN GÖZÜN KÖR MÜ? 

  Rahmetlik kör Hasan evlendiğinde her akşam eve gelirken eli dolu geldiğinden hanımı onu kapıda karşılar. Hoşlandıktan sonra sevinerek elindekileri alır içeri girermiş.Bir gün yine kapı çalınır. Hanımı sevinçle kapıyı açar bakar ki Hasan Efendinin eli boş. Sevinç hali bir anda hüzne döner ve hanım kafayı kaldırarak efendisinin yüzüne bakınca  “a-herif senin gözünde mi kör?” der. Bu laf üzerine Kör Hasan küplere binerek hanıma “geçmişini sinkaf ettiğim, elim dolu gelince kör değilim de şimdi mi kör oldum?” diye kükrer.  

   CINDIK

   İki çocuk karşı karşıya geçip konuşurlarken, birisi cebinden bir dürüm pestil çıkarıp yemeye başlar. Diğeri de, o yedikçe ağzını şıpırdadarak, “bi cındık da bana ver, nolursun” diye yalvarmaktadır. Diğeri, “bıcındık, micındık vermem, ben onu anamdan zorunan aldım.” Der. 

*     *      *

Evin küçük oğlu ocağın başında unutulan sovan bıçağı ile elini kesince feryadı basıy, yetişen annesi, bir taraftan çocuğun parmaklarındaki kanı durdurmaya çalışırken bir taraftan da büyük gızını

-Geberesice ben sana bin defa iş bitince bu soyhayı terekteki yerine goy demedim mi?

*     *      *

Evin Küçük kızı vakit vakit yaptığı gibi yine danalığın kapısını bağlamayı unutmuş, dana da dışarı çıkarak havludaki bir kürek dolusu şirayı içmiş bir müddet sonra işin farkına varan evin gelini, dananın garnının şiştiğini görünce, gızını yakaladığı gibi alnına sümsüğü gakmış, bir taraftan da

-Gavur urumun enuğu şimdi nenen olacak hortlağa ne haber anlatacağız. Ben sana kırk kere şu soyhanın kapısını bağla demedim mi?

*     *      *

Guruması için bacaya serilen bulgurları tavuklardan, guşlardan gorumak için bekçi bırakılan oğlanın, arkadaşları ile bacadan bacaya goğuştuğu sırada tavukların bulgurunu yediğini gören anası, sesleniy,

-Ula, ula ula… gavur dölü aha orada gorhuluh gibi ne duriysin goğsana şu soyhaları  

  MANİLER

Gül bahçesinde bülbül

Dem çeker gürül gürül

Ben senin için ağlayım

Sen uzaktan buna gül         

*     *      *

At olur tepmez mi

Yar olur da öpmez mi

Yarin öptüğü yerde

Mor menekşe bitmez mi         

*     *      *     

Karanfilim deste gider

Dolanır dosta gider

Seni gören yiğitler

Evine Hasta Gider

Bülbül sever gül sever

Menekşe, sümbül sever

Ne yapmalı bilmem ki

Göz görür Gönül Sever       

*     *      *     

Karanfilim saksıda

Bir yar sevdim Aksu’da

Mevlam bizi kavuştur

Akşam ile yatsıda

      MEMMED’LER

  • Gondolun Memmed
  • Fıstık Memmed
  • Basuk Memmed
  • Efe Memmed
  • Fındık Memmed
  • Tanko Memmed
  • İlga Memmed
  • Delü Memmed
  • Lazların Memmed
  • Dilgon Memmed
  • Guru Memmed
  • Hollik Memmed
  • Gara Memmed
  • İbişin Memmed
  • Şıh Memmed
  • Tellinin Memmed
  • Tıhılın Memmed
  • Cido Memmed
  • Mencenin Memmed
  • Yiğidin Memmed  

   GÖLLÜ GAVUT

Yemesi Tad verir bekmezi bolsa

Hastaya şifadır can Göllü Gavut

Biraz da yanında sade yağ olsa

Kişnetir adamı Can Göllü Gavut 

Özelliği daim kışın yenmesi

Enerji kaynağı can Göllü Gavut

Hararet artırır bir denemsi

Cıbılın yamçısı can Göllü Gavut 

Kış gelmiş neyine bizim Sümsüğün

Gult gult yutar can Göllü Gavut

İşliği yırtılmış Tımanı yokmuş

Üşütür mü Onu can Göllü Gavut

Hülasa dostların cıbılın aşı

On deği beş değil dertlidir başı

Hele buz tutumu bacağını kaşı

İmdada yetişir can Göllü Gavut

 

   MEKTUP

   Gardaşım İseyin,Evvelâ mahsus selâm eder her iki ellerinden hasretle sıkarım. Bizi suâl edecek olursan, hamdolsun eyiyük. Böyüklerin ellerinden, güçcüklerin gözlerinden öperük. Sağa yazduğum son mektubum herhalım eliğe değmedi. Epeyi bekledim, ne mektup çıktı ne haber.

   Ula oğlum!... bağa bah, sen ne hıyanet adamsın. Bu gardaşın, aha bu yad ellerinde, tertelef, tek bir başına hasretlik çekeriken sen onun halini sormak içün bir mektup bile yazmiysın. Ula! Ekdüğüm biçdiğüm nohut yoğsa leblebi odlunda benimi beğenmiysin.

   Ula sıçanın sidüğü, eğer aha bu mektubuma da cevap yazma, bah ben seni neydiyim. Bir gargış verürüm, bir gargış verürüm ki anandan doğduğuna pişman olursun. Tööbe, tööbe… Estağfurullah.

   Allah razı olsun, demekki <Yeni şebin postası> da gelmese heç biriğizden heç bir haber alamıyacuk!

   Şimdi İseyin beni eyi dinle;Gardaşım nasıl? Heç, herifci oğlunun şeyinde bile değil, namussuz bir haber bile yollamıy. Ona uğra, benim için bir parhaç gatıh iç. Ve de deki; Gardaşın seni merah ediymiş de, mektubuna cevap yazmamışsın de. Erükler savdımı?  Cöğüzler folağ odlumu? Besdil durumu nasıl? Yiğenim gine altına işiyse ecük pisikbalı yedürsünler, heç bir şeyi galmaz o çerliyesicenin deyiyde. Ve de deki, işte canım aklığa ne gelürse de Ehlaksızlık etmesin, beni habersiz gomasınlar deyiy de.

   Onları öyle çok göresiydimki, şu işleri bir yoluna goyayım, hemen gelecem. Gardaşım, biliysin kelin daşı körün guşu gırh yılda bir, iş bulduk – o da elesefiye onuda gaçurmuyah.

   Gareysarı, Tamzarayı, galeyi, gülloğu, Köroğlu gözesini, Aspasayı, sokakları, galdırımları, damları, hetta ve hetta galedeki çamşurları, ahurdaki inekleri, her şeyi, herkesi çok göresidim.

   Hele bir gelim, bağa gancıklık eden o yollozun da çapolasını da ağzına dıhmassam bağada Mehmet demesinler. Ağzına çerledüğümün zalladı, galleşlik neyimiş ben ona görsedürüm. Hele bir işlerim bitsin, İseyin, hele bir bitsin!... Nerende geldi aklıma? Gelmez olasıca

   Neyse senin de canığ fazla sıkmayım. Gelsem de seniğnen bitike dertleşsek, fırıngurularımızı, çükeliğimizi çıkın edip Coyna bahçesinde, Ehmet gözesinde bir otursak!... Ooof aman ooof  buz ğibi suda bir ıslasak fırıngurularımızı...

  Geçende yağan düğürcük bahçelere bişey etimi? İşşallah bişey etmemişdür. Gerze tavuğun gulk olduğunu yazıydın, cücükler herhalım çıkmışdur. Sen neydiysin, gardışım, sen nasılsın? Anangil erüşde yapdılarsa gelince payımı isterim, unutma haaa!

   O keliği başına çalınasıca emmi oğlu ne halt ediy? İşlerini yoluna goydumu? Duyduğuma göre mektup yazmıyrım diye bağa ekis ediymiş. Çok çok selamlarımı söyle, ilk fırsatta onada yazacam. İşleri innem sıkışığımuş da ondan yazamıymış de hemi!

   Ya o kemçük ağızlı kel Şaban ne âlemde? Heç sesi soluğu çıkmıy.

   Memleket yerinde durıy mı?

   Bu yıl ne zinzoğ gördük ne çamşur, ne de anuk, kokusu sardı boğazımızı. Buda yaşamamı sanki.

   Mereğin altında daru püskülü sarıp, cigara diye içdüğümüz, cebimizde düremeçler, kavaklar’a davum, öküzgötü yolmağa gettüğümüz, Ehmet Dede’de çimdüğümüz günler, ham-hozik dut yeyip hötürük olduğumuz, ayağımızda hıltak çedikler galeye dırmanduğumuz günler, sizin inek doğurduğunda yediğimiz ağuz ve mereklerin ardında, sıcak ahbun yığınları üstünde, ellerimiz, ayaklarımız buymuş oynadığımız soğuk kış günleri… Hep dünkü şeyler sanki…

Mektup Sümsük Dergisinden alınmıştır.

Sümsük Dergisine teşekkür. 

 

 

 

 

Online Ziyaretçi

Sayfa Ziyaret Sayacı
17.113
Site içi arama
e-bülten üyeliği
Ad Soyad
e-posta
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
TCMB Döviz Kurları
 AlışSatış
EUR4.36374.3715
USD3.71113.7178
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this