ŞEBİNKARAHİSAR’DAKİ TÜRBELER VE BUNLARA AİT EFSANELER

Anasayfa » Bilimsel Bildiriler » ŞEBİNKARAHİSAR’DAKİ TÜRBELER VE BUNLARA AİT EFSANELER
share on facebook  tweet  share on google  print  

ŞEBİNKARAHİSAR’DAKİ TÜRBELER VE BUNLARA AİT EFSANELER

"Bilimsel Bildiriler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Yalçın KARA

Şebinkarahisar'da birçok türbe ve ziyaret yerleri ile kendilerini in-sanlarımızın
hizmetine adamış bazı ünlü kişilerin mezarları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları,
Şeyh Süleyman, Hasan Şeyh, Badı Şeyh, Yeşilkapı tür-beleri ile Şair Abdi Bey,
Kurtoğlu Zihni Efendi, Hafız Rasim Efendi, Mehmed Emin Ertem, Rüştü Özsan, Hasan
Tahsin Okutan Beyefendilerdir.

Köklü kültür hazinesiyle Kelkit havzasının cazibe merkezi olan Şe-binkarahisar,
hatta Karahisari, hacı Abdurrahman Efendi, Kemal Tahir ve Muharrem Özsan gibi
birçok değerli sanat edebiyat, din ve ilim adamı yetiş-tirmiştir. Şebinkarahisar'da
tespit edebildiğimiz türbe ve ziyaret yerlerinin en önemlileri şunlardır:



1-Hasan Şeyh Türbesi :
Kendi adıyla anılan Şebinkarahisar ilçemi-zin 21
km. uzağındaki hasan Şeyh köyünde bir türbesi, bir çeşmesi ve bir camisi bulunmaktadır.
Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması esnasında Hoca Ahmet Yesevi tarafından
Anadolu'ya gönderilen zatlardan olduğu, altı kardeşi ile birlikte, 700 yıl önce
Horasan'dan Şebinkarahisar'a geldiği riva-yet edilmektedir. Hasan Şeyh hakkında
söylenilen iki rivayet vardır.

Bu rivayetlerden birincisi : Hasan Şeyh Şebinkarahisar'a geldiğinde şimdi adı
ile anılan bu köye yerleşmek ister, ancak köye geldiğinde görür ki gayr-ı müslim
olan köy halkı gözleri göremeyecek kadar bir göz hastalığına yakalanmıştır.
Hasat mevsimi olduğundan hiç kimse ekininin biçememişler-dir, ekin tarlalarda
çürümeye terk edilmiştir. Bunun üzerine Hasan Şeyh, köylüye bütün buğdayları
bana götürü verin ben hepsini biçeyim" der. Köy-lüler ise "senin bunların
hepsini tek başına biçmen mümkün değil, biçemez-sin" derler. Hasan Şeyh
ise " nasıl olsa siz biçemiyorsunuz, tarlada çürümeye terk etmişsiniz,
ben tek başıma biçebildiğim kadarını biçerim, siz bana verin ben biçeyim der".
Bunun üzerine köylüler Şeyh hasanın bu pazarlığını kabul ederler. Ertesi sabah
kalkarlar ve bakarlar ki ekinler bir gecede biçilmiş. Şeyh Hasan tek başına
bir gecede ekinleri biçmiştir. Bu hadiseyi bir keramet olarak kabul etmişlerdir.
Köylüler Şeyh hasanın bu kerameti karşısında korkmuşlar ve kendilerine bir zarar
gelmemesi için kendi köylerine yakın bir köy olan Ocaktaşı (Gölve9 köyüne kaçmışlardır.
Hasan Şeyh bu kaçan köy-lüleri bulup onları İslam dinine davet eder ve daha
önce gözleri kör olan köylüler için dua eder. Duası kabul olan Hasan Şeyhin
sayesinde bütün köy-lülerin gözleri tekrar eski sağlığına kavuşurlar.

Hasan Şeyhe ait rivayetlerden ikincisi: Bu rivayet hasan Şeyhin yatı-rının türbe
haline getirilmesi ile ilgilidir. Bundan yüzyıl önce köy halkı Şeyh,n mezarının
üzerini kapatmak gayesiyle ellerindeki imkanlarla pek itina etmeden etrafı açık
bir çatı yaparlar. İşi bitirdikten ertesi günü yapılan örtme işinin yerinde
olmadığına ve mezarın olduğu mıntıkadan dışarıya taş-tığına şahit olurlar. Köy
halkı bu durum karşısında bu işin mesullerini araştı-rırlar ancak hiçbir neticeye
varamazlar. O gece hasan Şeyh köyden birçok kişinin rüyasına girer ve örtme
işinin gelişi güzel yapılmasından dolayı ra-hatsız olduğunu ifade eder. Bu hadiseden
uzun zaman sonra türbenin üzeri 1980 yılında yine köylüler tarafından yeni baştan
yaptırılır.

Ölene kadar bu köyde yaşayan Hasan Şeyh bu köydeki caminin bu-lunduğu yere bir
cami yaptırır. Mezarlığın yakın bir yerine de bir çeşme yaptırır. Cami ve çeşme
zamanla birçok tamirat ve yenileme işlemi görür ve şimdiki halini alır. Hasan
Şeyh türbesi köy mezarlığında düzgün olmayan taşların harçlarla örülmesiyle
yapılmış kare planlı bir yapıdır. Zemin beton olup üzeri ahşap ve çinko kaplama
ile kapatılmıştır. Türbenin içerisi sonra-dan betondan yapılmış bir sanduka,
ayak ve baş kısmında ise orijinal olduğu tahmin edilen mezar taşları vardır.
Çeşme ve caminin kitabesi olmasına rağ-men türbenin kitabesi yoktur. Mezar taşları
ise yazılı değildir. Türbenin ko-ruması ise gayet muntazamdır. Mülkiyeti hazineye
ait olan türbe köy tüzel kişiliğinin tasarrufundadır.

Türbe yılın her zamanında dertlerin şifası için ziyaret edilmektedir. Türbede
her türlü derdin şifaya kavuşacağına inanılmaktadır. İnanca göre her hafta yapılan
ziyaretler üç hafta üst üste yapılırsa dileğin yerine geleceğine inanılmaktadır.
Türbede namaz kılması, dualar okunması, adak adanması ve dilekte bulunulması
gibi inanmalar yerine getirilmektedir. Yine türbeyi zi-yaret edenler uygun yerlere
ip, çaput, saç teli gibi şeyleri bağlayarak dilekle-rinin olacağına inanmaktadır.

Özellikle bir hastalık veya buna benzer bir dertten dolayı türbeyi zi-yaret
edenler, Hasan Şeyhin yerin yedi kat altından çağırarak getirdiğine inandıkları
suyu içmeleri halinde şifa bulacaklarına inanmaktadır. Bu suyun cilt ve benzeri
birçok hastalığa iyi geleceğine inanılmaktadır.

Ziyaretçiler türbeden ayrılırken türbenin uygun bir yerine bozuk pa-ralar atarak
giderler. Bu paralar toplanarak türbenin ihtiyaçları için ya da köyde ihtiyaç
sahipleri için kullanılmaktadır.



2-Şeyh Süleyman Türbesi : Şebinkarahisar'ın Avutmuş mahalle-sindeki
mahalle mezarlığında yer almaktadır. Asıl mezar kısmı yaklaşık sek-sen cm. yüksekliğinde
kesme kara taşlardan sanduka şeklinde yapılmış ayak ve baş kısmına yine kara
taştan doksan cm. yüksekliğinde mezar taşları ko-nulmuştur. Orijinal olduğu
tahmin edilen bu taşlar üzerinde her hangi bir yazıt veya işaret mevcut değildir.
Mezarın tam ortasından ise bir adet dua ağacı çıkmıştır. Mezarın etrafında 5X5
ebadında yaklaşık 1.5 metre yüksek-liğinde düzgün olmayan taşların harçla örtülmesiyle
meydana gelmiş bir çevre duvarı vardır. Giriş kısmında üzeri beton bir levha
ile örtülmüş bir kapı bırakılmıştır.

Şeyh Süleyman'ın Şeyh Hasan'ın yedi kardeşinden birisi olduğu ri-vayet edilmektedir.
Çevre halkı konuşma çağına gelip de konuşamayan ço-cukları ve yürüme çağı gelip
de yürüyemeyen çocukları bu türbeye getirerek şifa bulmaları için dua etmektedir.
Bu tatbikatların uzun yıllardan beri de-vam ettiğini ifade etmek gerekir.



3-Şeyh Ahmet Dede : Halveti tarikatının şeyhlerinden olan Hasan Şeyhin
bir rivayete göre kardeşi, bir rivayete göre de çobanı olduğu söylen-mektedir.
Türbesi Kavaklar mahallesinde yer almaktadır. Türbenin etrafı duvarlarla çevrili
olup, duvarların üzeri demir parmaklıklarla çevrilidir. Ya-nında birkaç mezar
daha bulunmaktadır. Mezar taşları üzerinde herhangi bir yazıya tesadüf edilememiştir.
Şebinkarahisar ahalisinden olan Şeyh Mehmet Efendinin verdiği bilgilere göre
burada yatan Şeyh Ahmet Dede kabristanı-nın üzerinin bir türbe şeklinde yapılmasını
istememiştir. Yapılan örtülerin gece yıkıldığı görülmüş ve mezarın bu haliyle
korunduğu rivayet edilmiştir.

Şeyh Ahmet Dedenin yatırı birçok kişi tarafından ziyaret edilmekte ve bazı dileklerin
yerine getirildiğine inanılmaktadır. Ahmet Dedenin ziya-retlerinin azaldığına
işaret eden yöre ahalisi bunun sebebi olarak da zamanın kötüleşmesi ve Ahmet
Dedenin bundan dolayı rahatsızlık duymasını göster-mektedir. Ahali Ahmet Dedeyi
bu konuda haklı bulmaktadır.



4-Arap Baba Mezarı :
Kendisinin sahabeden veya tabiinden oldu-ğuna inanılmaktadır.
Seferler esnasında Anadolu'ya ve dolayısıyla Şebinka-rahisar'a geldiği ve burada
şehit olduğu rivayet edilmektedir.

İlçe merkezinde ve terminale yakın bir yerde bulunan mezar oldukça sade bir
görünüme sahiptir. Arap babanın mezarının yanından geçenlerinin durumu uygun
değilse, yani bu kişiler içkili ve benzeri halde ise başına kötü-lük geleceğine
inanılmaktadır. Mezarda bir kitabe mevcut olmayıp mülkiyeti belediyeye aittir.
Yöre halkı arasında saygı ile anılan Arap Baba birçok sı-kıntıya şifa olduğuna
inanılmaktadır.



5-Şeyh Sinan Türbesi :
Avutmuş mahallesinde bulunan bu türbe daha önce dört
bir tarafı moloz kara taşla çevrili, üzeri ahşap ve toprakla kapalı iken 1989
yılında yıkılarak beton ve tuğladan yapılarak yenilenmiştir.

Hangi yüzyılda yaşadığı tam olarak bilinmeyen Şeyh Sinan'ın türbe-si iki katlı
bir binanın hemen yanındadır. Şeyh Sinan'ın birçok kerameti olduğu inancı halk
arasında oldukça yaygındır. Hatta türbe içinde uyuyarak rüya görüldüğü ve bu
rüyalarda Şeyhin rüyayı gören kişiye nasıl tedavi ola-cağını söylediği inancı
yaygındır. Birçok hastalığa şifa olduğuna inanılan Şeyh Sinan'ın türbesinde
zeminin bir metre aşağısında yer alan bir türbe içersinde yine bir sonradan
tuğla ile örülmüş Şeyh Sinan'a ait sanduka mev-cuttur.

Mülkiyeti Hacı Ali Onoğul'a ait tapulu yerin içerisinde olmasına rağmen adı
geçen zat tarafından yerinin hazineye verileceği ifade edilmiştir.



6-Merek Evliyası :
Avutmuş mahallesinde yer alan bu türbe yerinde evliya
olduğuna inanılan Şeyh Sinan'ın kardeşinin mezarı olduğu rivayet edilmektedir.

Bu mekanın üç tarafı moloz taşlarla çevrilmiş, ön tarafı ahşap tahta-larla parmaklıklar
şeklinde yapılıp araları doldurulmuştur. Üzeri ise yine ahşap üzerine çinko
kaplanarak yapılmıştır. İçeride herhangi bir mezar veya sanduka mevcut değildir.
Evliyanın burada yattığına fakat mezar ya da san-duka yapılmasına izin vermediğine
inanılmaktadır. Yine evliyanın bu şekilde kalmak istediğine inanılmaktadır.

Merek'in hastalara şifa dağıttığı, dilekleri kabul ettiği, işlerin rast gitmesi
için yardım ettiği ve verilecek imtihanlarda yardımcı olduğuna ina-nılmaktadır.
Uygun yerler bez, iplik ve benzeri şeylerin bağlandığı ve bu sayede dileklerin
olduğu inancı yaygındır. Buraya abdest alınarak gelinmeli ve iki rekat namaz
kılınmalıdır yoksa dileklerin olmayacağına inanılmakta-dır.



7-Rahmi Hoca Hazretleri :
Taç mahallesindeki Kurşunlu camiinin bahçesinde
yer almaktadır. Yanları ve üzeri kesme siyah taşlarla yapılmış olan mezarın
yine siyah kesme taşlarla yapılmış mezar taşları vardır. Mezat taşları üzerinde
her hangi bir yazı ve kitabe bulunmamaktadır.

Rahmi Hocanın çok iyi bir alim olduğu ve hayatını imamlıkla ve in-sanları irşat
ile geçirdiği bilinmektedir. Yaklaşık elli iki sene evvel vefat eden rahmi Hoca
şimdiki yerine defnedilmiştir. Cami bahçesindeki kabri vatandaşlar tarafından
ziyaret edilir ve dua edilir. Bölgede birçok ilim erba-bının yetiştirilmesine
de hizmet ettiği bilinen Rahmi Hoca ahali tarafından saygı ile anılmaktadır.



8-Şeyh Şerafeddin Efendi :
Şeyh Hasan Köyündeki Şeyh Hasan türbesinin hemen
yakınında ki mezarlıkta yatmaktadır. Şeyh Hasan'ın torunu olduğu rivayet edilmektedir.
Şeyh Şerafeddin halveti tarikatına mensup olup bu bölgede uzun yıllar hizmet
ettiğine inanılmaktadır. Mezarı sade bir şekil-de köy kabristanında bulunmaktadır
baş ve ayak kısmında taşlar bulunmak-tadır.



9-Ada Dede :
Güvercinlik köyünde yer alan türbe daha önceleri Kılıçkaya
barajının göl havzasında bulunması hasebiyle oradan alınarak 1994 yılında köylüler
tarafından şimdiki yerine nakledilmiştir. Türbe beto-narme yapı olup üzerinde
çinko kaplanmıştır. Türbenin yanında üç çocuk mezarı da bulunmaktadır.

Ada Dede türbesi birçok kişi tarafından şifa bulunmak gayesi ile zi-yaret edilmekte,
dilekler dilenmektedir. Ada Dedeye saygısızlık ettiğine inanılan kişilerin belalara
musallat olacağı düşüncesi yörede yaygındır. Onun için türbeye karşı saygılı
davranmaya itina gösterilmektedir.

Ada Dede mezarının üzerindeki otları veya benzeri şeyleri temizle-yenlerin dileklerinin
kabul olacağına inanılmaktadır. Bu sayede hem mezar temiz tutulmakta hem de
mezara olan saygı gösterilmektedir.

Netice olarak; yukarıda zikrettiğimiz uzak ve yakın zamanların mümtaz insanları
cemiyetin ahenginin sağlamada önemli hizmetleri yerine getirmektedir. Bu insanların
cemiyetteki manevi boşlukları doldurmanın yanında hem ilimleri sayesinde hem
de tavassutları sayesinde düne ve bugü-ne mühürlerini vurmaktadırlar. Bu insanların
zenginliği bizim en büyük ha-yat kaynağımızdır.

Şebinkarahisar'da yer alan türbe ve yatırlardan sadece Şeyh Hasan köyünde, köyle
aynı adı taşıyan Şeyh Hasan türbesi ve Güvercinlik köyün-deki Ada Dede türbesi
tarihi ve kültürel özelliğini muhafaza etmektedir. Diğerleri ise bakımsızlık
sebebi ile türbe olma özelliğini koruyamamıştır. Belediyemizin başlatmış olduğu
kültürel mirasa sahip çıkma çalışmalarının bir halkasını da bu türbelere ve
yatırlara verilen önem teşkil etmektedir. . Bu ise, ilçe yönetiminin kültürümüze
ve tarihimize göstermiş olduğu bir vefa örneği kabul edilmelidir.


KAYNAKÇA

Ülkü Kara, Giresun'da Adak İnancı ve Adak Yerleri, Gazi Üni-versitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1999

KAYNAK KİŞİLER:

Şeyh Mehmet Efendi,Şebinkarahisar Merkez Din Alimi

Halil Gedik, Tamdere Köyü

Mehmet Gedik, Tamdere Köyü

Salih Ekici, Kumlu Köyü


Tür : Bilim Tarih : 13.07.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this