ŞEBİNKARAHİSAR VE KARİZMATİK BİR AİLE ÖZSANLAR

Anasayfa » Bilimsel Bildiriler » ŞEBİNKARAHİSAR VE KARİZMATİK BİR AİLE ÖZSANLAR
share on facebook  tweet  share on google  print  

ŞEBİNKARAHİSAR VE KARİZMATİK BİR AİLE ÖZSANLAR

"Bilimsel Bildiriler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

 

Prof.Dr. İbrahim BALCIOĞLU*

            Şebinkarahisar Kuzey Anadolu'nun Doğu Karadeniz Bölgesinde Kelkit yöresi ile Giresun Dağları arasında bulunmaktadır. Tam bir geçiş bölgesi. Geçiş kültürel, coğrafi, tarihi, ekonomik akışı sağlıyor. Asya bozkırlarından gelip medeniyet getiren ve dağıtan aziz bir Milletin evlatlarına çıkış olan Mübarek ve Muazzez bir beldeden söz ediyorum. İnsanın ufkunu açan, derin ve anlamlı bir tefekkür dünyasına girmesine vesile olan dağlar, vadiler ve yaylalarla süslü dünya incisi bir yöreden bahsediyorum. Bu tarih, coğrafya ve kültür fışkıran kenti anlatırken çok yönlü bilgi sahibi olmak gerek. Başka değerli ihtisas sahipleri kendileri ile ilgili alanlardan söz edebilirler.

            Ben Şebinkarahisar'dan yetişmiş çok sayıda aile ve insan arasında Özsan ailesinden söz etmek istiyorum. Aslında Hüsnü Tekışık'dan bahsetmeyi de arzu ederdim. Türk Milli Eğitimine hizmet eden, tarihe adını altın harfle yazan değerli eğitimci Hüsnü Tekışık başlı başına bir kurumdur, "müessese" insandır. Göz nuru ile, emeği ile öğrencilerine kendini vermiş olan bu aziz insanı anlatmak için kelimelerimiz yeterli olmayabilir. Önce eğitimci olarak, sonra yazar, daha sonra maddi kaynak temin ederek eğitim camiamıza hizmet eden bu insanı anmamak Gayretullah' a dokunur, gökler, yıldızlar bizlere lanet okur. Başka bir arkadaşın ondan bahsedeceğini öğrendim. Kendisini saygı ve takdirle selamlıyorum.

Ben "Özsan " ailesinden söz etmek istiyorum. Özsan ailesi dedim, zira bu ailede tek bir kişiden değil, birçok değerli şahıstan bahsetmeyi uygun buldum. Aileyi kısaca tanıtalım. Özsan ailesi "CİNALİOĞLU" adıyla maruftur. Ortaasyadan gelen her Türk boyu gibi, onlar da Anadolu'nun değişik yerlerine dağılırlar. Bizim elimizdeki en son verilere göre "Cinalioğulları"nın Trabzon'un Va.kfıkebir ve Beşikdüzü ilçelerine yerleştiğini görüyoruz. "Cinel" soyadı ile bilinen bu sülale halen orada ikamet etmektedir.

Cinalioğullarından bir kolu ticaret veya başka bir sebeple gelip Şebinkarahisar'a yerleşir. Ailenin diğer evlatları da başarılı ve değerli. Ancak ben "Rüştü Özsan" ve onun evlatlarından söz etmek istiyorum. Benim gayem bu aileyi methetmek değildir. Esasen onların methedilmeye ihtiyacı yoktur, ayrıca benim karakterim de buna müsait değildir.

Benim vermek istediğim mesaj şudur: Dışarıdan, ama akademisyen gözü ile bu aileyi değerlendirmek, bu insanların Türk kültür ve eğitim camiasına hizmetini irdelemektir. Bu aileye baktığımızda bütün fertlerinin karizmatik nitelik taşıdığını görüyoruz. Bu aileye "Karizmatik Aile" diyebiliriz.

Karizma, "armağan" anlamına gelen Yunanca bir kelimedir. Armağan olarak kabul edilen şeyler, kahinlik, öğreticilik, yöneticilik, alimlik ve tedavi edicilik gibi özelliklerdir. Karizma kelimesi, sıradan insanlardan ziyade, insanüstü veya istisnai güven ve niteliklere sahip olan kişiler için geçerlidir.

Karizmatik aile, bir televizyon, ünlü bir sporcu veya bir spiker ailesinin popüler versiyonu değildir. Bu kavram, bir ailenin değerleri, hedefleri, ihtiyaçları ve umutları üzerinde değişiklikler ortaya koyabilen bir lider aile tipinin doğasını ve tamamlayıcılarını meydana çıkarmak için yapılan araştırmalar sonucunda oluşturulmuştur.

Karizmatik yetenekler ne eğitimle işlenir, ne de öğrenimle geliştirilir. Başka bir deyişle, karizma için eğitim ve öğretim yapılmaz. Yalnızca karizmatik yetenek uyandırılır. Karizma, sadece içten gelen bir kararlılık ve zorlamadır.

Karizmatik aile ve fertleri, ileriyi görme, hedefler belirleme, güven telkin etme ve yaratma, etkileme ve kendini ifade etme, kabiliyetleri alışılmışın dışında davranışlar gösterme, kahramanlık davranışları sergileme, güçlü bir bünyeye sahip olma nitelikleri olduğu belirlenmiştir.

Karizmatik ailenin geçmişinin çok eskilere gideceği muhakkaktır. Biz Rüştü Özsan'dan söze girmek isteriz. Merhum Rüştü Özsan ortaöğrenimini Şebinkarahisar'da tamamlamıştır. Çeşitli sebeplerle Şebinkarahisar'da kalmıştır. Küçük yaşta ticarete atılan merhum Rüştü Özsan çalışkanlığı ile, dürüstlüğü ile, becerikli oluşu ile büyüklerinin dikkatini çeker. Kendisine gösterilen ilgi ve dikkatin sonucu Şebinkarahisar'ın belediye reisliğine getirilir. 13 yıl reislik yapar. Gerek ticaret gerekse başkanlığı sırasında tasarımcıdır, insanların anlayabileceği ve onlarda heyecan yaratacak projeler ortaya koyar. Kişisel heyecanı vardır, enerjisini ve heyecanını insanlara göstererek onların güvenini kazanır. Başarıyı arar, bulur ve ilçesine hizmet eder. Kritik bir dönemde görev yapar, o zamanın şartlarını göz önüne getirdiğimizde ne kadar güç bir vazife üstlendiğini anlarız. Merhum Rüstü Özsan esas görevini değerli evlatlar yetiştirerek tamamlar. Bizim esas üzerinde duracağımız onun değerli evlatlarıdır. Bunları sıra ile değerlendirelim.

 

Merhum Yunus Özsan

Ailenin ilk çocuğudur. Başarılı bir öğrenim hayatından sonra Ziraat Yüksek Mühendisi olmuştur. Başarılı bir bürokratik hayatı olmuştur. Ailenin ilk çocuğu olmak zordur. Merhum Yunus Özsan kardeşlerine örnek bir ağabeylik, önderlik yapmıştır. Bir anlamda baba vekilliğini ifa etmiştir. Kendisinden sonrakilerin gurbette, büyük şehirlerde eğitimini, gelişimini üstlenir. Fedakarlık yapar, denetleyicidir, kendisi de izlendiğinin farkındadır.

Şerefli bir bürokrat olarak Tarım Bakanlığında çalışmıştır. Devlet Denetleme Kurulunda, Ziraat Odaları Birliğinde unutulmaz hizmetler vermiştir.

Merhum Muhlis Özsan

Ailenin ilk hekimidir. Liseyi Trabzon' da bitirir. Lisede iken öğretmenlerinin dikkatini çeker. İhtiraslıdır, iddialıdır, hedefe kilitlenmiştir. Beyefendi, çelebi bir insandır. Bir yakınından dinlediğim olayı anlatmak isterim: Merhum Muhlis Özsan lisede öğrencidir, Fransızcası düşüktür (ama zayıf değil). Fransızca öğretmeni kendisini çağırarak, sert bir dille "sınıfta kalacaksın" der. Bunun üzerine çok çalışan merhum Muhlis Özsan Fransızcadan on üzerinden on alır ve hocasını mahçup eder. Merhum Özsan burslu olarak Tıp Fakültesini bitirir. Mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirir. Uzun yıllar sonra kardeşi Dr.Kemal Özsan'ı örnek alır ve akademisyenliğe intisap eder. Çalışkanlığı ve alçak gönüllülüğü ile kendini gösterir. Dışarıdan gayretleri ile İngilizce ve Fransızca öğrenir.

Öğretim üyeliği sırasında öğrencileriyle sevgiye ve saygıya dayanan ilişki kurar, öğrencilerinin aradığı Hocaları olur. Efendi kişiliği ile öğretim üyesi arkadaşları arasında mümtaz bir yer edinir. Kısa bir zaman önce ebedi aleme göçen Hocamıza rahmet niyaz ediyoruz.

Merhum Hocamızın üç oğlu akademisyen olarak hayatına devam etmektedir. Esen Özsan (Prof.Dr.) ODTÜ'de, Aydın Özsan (Doç.Dr.) Ankara Üniversitesinde, Özsan ODTÜ'de görev yapmaktadırlar.

Merhum Prof.Dr.Kemal Özsan

Bu efendi, beyefendi, çelebi huylu insanı yakından tanıma imkanını buldum. Oğlu ve ihtisas arkadaşım Prof.Dr.Hüseyin Özsan vasıtası ile dostluğumuz gelişti. Kemal Bey çok başarılı bir ögrencilik hayatı geçirir. Fransa'da mikrobiyoloji ihtisası yapar. Almanya'da ve İngiltere'de mesleği ile ilgili çalışmalar yapar. İngilizceyi, Fransızca ve Almanca dillerini akademik düzeyde anlardı ve yazardı. Sayıları yüzleri aşan bilimsel araştırma ve makaleleri vardır. Öğrencileri ile beraber olmaktan zevk duyan, onları bilgilendirmekten şeref hisseden, çalışma titizliğine ve mesai kavramına sonsuz riayet eden bir hocamızdı. Mikrobiyoloji Tıp biliminin temelidir. Hocamız bu şuurla hareket etmeyi kendine ilke edinmişti.

Kemal Hocamız araba kullanmaz, yürüyerek işine gidip gelirdi. Sigara içmez, içki kullanmaz, sağlığına çok riayet ederdi. Çalışarak, Laboratuvarda mikroskop altında inceleme yaparak gününü geçirirdi. Sessiz, sakin, soğukkanlı tutumu ile arkadaşları arasında aranılan bir kişiydi. Müşfık bir kişiliğe sahip olan Hocamız Tıp Fakültesinde Temel Bilimler Bölüm Başkanlığı görevini de yürütmüştü.

Kendisinin öğrencisi ve mesai arkadaşı olmakla övündüğüm merhum Kemal Bey'in iki oğlundan Prof.Dr.Hüseyin Özsan (Psikiyatri) Ankara Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında, diğeri Prof.Dr.Murat Özsan aynı fakültenin Mikrobiyoloji Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır.

Prof.Dr.Kemal Özsan Bey 17 Ağustos 1999 depreminde Yalova'da deprem şehidi olmuş. Rahmet dileriz.

Merhum Prof.Dr.Muharrem Özsan

Meslektaşım ve Hocam Muharrem Özsan'ı maalesef üç sene önce kaybettik. Ailenin en başarılı, en zeki ferdi olduğu kabul edilir. Çok başarılı öğrencilik hayatından sonra Psikiyatri Anabilim Dalında akademik hayata atıldı. Hastaları, asistanları ve öğrencileri ile bir bütünlük oluşturmuştu. Çok sakin, beyefendi, uyumlu ve dengeli kişiliği ile asistanlann aradığı bir hoca idi. Hastalarına bir baba şefkati ile yaklaşırdı. Vaktinin çoğunu hastaları ile geçirirdi. Tedavi ettiği hastaların sayısı onbinlerle ifade edilir. Muayenehanesinde hastaları kuyruğa girerlerdi. Fakir hastalardan para almaz, ilaçlarını kendisi verirdi. Yanında çalışan asistanların özel hayatı ile ilgilenirdi. Yurtdışına gidecekse burs temini için gayret sarfederdi. Pratik bir anlayışla. hastalara yaklaşır, tedavi ederdi.

Merhum Muharrem Hoca'nın en takdir edilecek yönü memleketi ile olan ilişkisini diri tutması idi. Tamzara'ya çok güzel, dayalı döşeli ev yaptırmıştı. Annesinin ve babasının hatırını her zaman sorar, onların sağlığı ile yakından ilgilenirdi. Giresun'lu birçok hekimin psikiyatri uzmanı olmasında haklı ve gurur duyulacak emeği vardır:

·         Uz.Dr.Teoman Taştemel: Tirebolu'lu ve halen Trabzon'da çalışıyor.

·         Uz.Dr.Salim Korkmaz: Tirebolu'lu ve Trabzon'da çalışıyor.

·         Uz.Dr.Nejat Akyol: Giresun'lu ve halen Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıklan Hastanesinin  Başhekimidir.

·         Prof.Dr.İshak Özkan: Bulancak'lı ve halen Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği öğretim üyesidir.

·         Uz.Dr.Ahmet Gürinlü: Şebinkarahisar'lı olup halen İstanbul'da. çalışıyor.

Merhum Muharrem Hocamız hastaları ve öğrencileri ile ilişki kurarken, empatiye ağırlık verir, yani kendisini onlann yerine koyardı.

Cömert bir insandı. Dostlarını arar, sorar, her türlü maddi ve manevi yardımı yapardı. Çok iyi bir hekim olup, iyi para kazanırdı. Ancak, malı mülkü çok yoktur. 150 senelik ömür yaşadığını söyleyenlerin sayısı çoktur.

Emekli olduktan sonra her zaman, herkes tarafından, her yerde itibar görmüştür.

"En önemli yatırım insana yapılan yatırımdır" sözünün gerçekleştiğini Merhum Prof.Dr.Muharrem Özsan'da bulabiliriz.

Merhum Hocamıza rahmet niyaz ediyorum.

Prof.Dr.Mithat Özsan

Karizmatik ailenin yaşayan ve canlı, karizmatik kişiliğe sahip değerli ve önemli bir insanı. Prof.Dr.Mithat Özsan Ziraat Fakültesini bitirir. Amerika'da üç yıl çalışır. İhtisas alanı Tropikal Bölge ürünleridir. Amerika'da iken ülkesine nasıl faydalı olacağını düşünür, hesaplar. Ülkeye döner, yolu Adana'ya düşer ve bir daha geri dönmez. Çukurova Üniversitesinin kuruluşunda görev alır. Ziraat Fakültesini kendisi gibi idealist arkadaşları ile kurar. Gayesi Güney Anadolu'yu tarımsal alanda geliştirmek, Tropikal bölge konusundaki ihtisasını uygulamaya koymaktır. Ziraat Fakültesinin gelişmesi için Ankara'da uğraşır, insanları ikna eder, sonunda başanlı olur, yaptıklarının sonucunu gururla görür.

Prof.Dr.Mithat Özsan Ziraat Fakültesini kurup geliştirdikten sonra Üniversitenin hayata geçirilmesi teklifı ile karşılaşır. Zira onun yüksek ikna kabiliyeti, güzel konuşma yeteneği, herşeyi hesaplayıp planlayan, şansa ve tesadüflere imkan bırakmayan ileri görüşlülüğü, kararlılığı vardı ve bunu çevresi biliyordu. Biliyorlardı ki, Mithat Özsan bu işe başlarsa, el atarsa Çukurova Üniversitesi gelişir, büyürdü. Dünya çapında, bölgeye ve ülkeye hizmet eder. Teklifleri kabul eder, kıramaz, geri çeviremez. Arkadaşlanna şöyle der: "Ben akademik faaliyetlere daha az zaman ayıracağım. İdarecilik vaktimin büyük bir kısmını alacak. Amacım, benden sonraki bilim adamlarının verimli ve huzurlu çalışmalarına imkan sağlamaktır." Dediklerini yapar, sonuçlarını hepimiz biliyoruz.

Yeni bir dönem başlamıştır onun hayatında. Prof.Dr.Mithat Özsan Çukurova Üniversitesinin hem seçimle, hem de atanarak gelen Rektörüdür. Üniversiteyi bir çatı altında toplamak için binlerce dönüm araziyi, ilgilileri güçlükle ikna ederek kamulaştırdı. Bütün fakülteleri, hastaneyi, klinikleri tek bir çatı altında topladı.

Hocanın hayatı boyunca haksızlıklara, yanlışlıklara, imkansızlıklara, baskı ve zorlamalara hiçbir zaman boyun eğmeyen karakteri vardı. Zeki, çalışkan, cesur, vatansever oluşu karizmatik kişiliğinin tezahürleriydi. Diğer yandan o, gerçekçi idi. Şartların ne olduğunu, neler yapabileceğinin hesabını iyi yapardı. O, yöneticiliğin anlamını çok iyi biliyordu. Kibar, terbiyeli ve mert tavırları ile daima çevresinin dikkatini çekmiş, bu sebeple mesai arkadaşlan O'nu daima karizmatik bir kişi olarak görmüşler, öyle davranmışlardır.

Sağlam karakteri Rektörlüğü sırasında kendini gösterir, her zaman ve her yerde örnek davranışlar gösterir. Bu özelliği sayesinde, mesai arkadaşları kendisine, en kötü ve en güç durumlarda daima güvenirler. Her görevi, her işi, bütün gücünü ve yeteneğini kullanarak, ayrıca her fırsatı da değerlendirerek başarı ile tamamlamıştır.

Prof.Dr.Mithat Özsan 16 yıl fiilen Rektörlük yapmıştır. Şerefle ve saadetle, yüz akı ile emekli olmuştur. Yüzlerce öğrenci, öğretim üyesi yetiştirmiş ve yetişmesine zemin hazırlamıştır. Her yerde evi, malı, mülkü yoktur ama, itibarı vardır. Adana'da Çukurova Üniversitesi bütün fakülteleriyle ülkemize ve insanlığa hizmet ediyor, yıldızlar gibi parlıyor, ülkemiz üniversiteleri içindeki mümtaz yerini alıyor.

Prof.Dr.Mithat Özsan Çukurova Üniversitesini kurup geliştirmekle kalmamıştır. Adana ilinin çevresini değiştirmiş, kasaba havasından kurtulmasına vesile olmuştur. Adana'da bir taksiye, bir dolmuşa binerseniz veya sokaktaki adama fıkrini sorarsanız şu cevabı alırsınız: "Prof.Dr.Mithat Özsan Çukurova Üniversitesini kurup geliştirdi, bize Büyükşehir havasını teneffüs ettirdi, Kasabalı olmaktan kurtulduk, kendimize olan güvenimiz arttı, olaylara bakışımız değişti." Adana'da büyük bir kulvara "Prof.Dr. Mithat Özsan" adı verilmiştir. Prof.Dr. Mithat Özsan adı tarihe geçmiştir.

Prof.Dr.Mithat Özsan emekli olduktan sonra İstanbul' da Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Kendisine mutluluklar, sağlıklar dileriz.

KAYNAKLAR

AKIN Recep: Yeşil Giresun ve Şirin İlçeleri, İstanbul, 1995.

Giresun Dergisi- Çeşitli Sayıları. Remzi Mamaşoğlu. İstanbul.

ÖZSAN Hüseyin (Prof.Dr.) ile söyleşi.

ÖZSAN Mithat (Prof.Dr.) ile söyleşi.



*  İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi


Tür : Bilim Tarih : 13.07.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this