ŞEBİNKARAHİSAR İLÇESİNDEKİ DOĞAL ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Anasayfa » Bilimsel Bildiriler » ŞEBİNKARAHİSAR İLÇESİNDEKİ DOĞAL ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
share on facebook  tweet  share on google  print  

ŞEBİNKARAHİSAR İLÇESİNDEKİ DOĞAL ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

"Bilimsel Bildiriler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

 

                                                             Yrd. Doç. Dr. Eren YÜRÜDÜR*

Giriş

Bazı doğal olaylar, insan faaliyetleri ve hayatı açısından önemli bir tehdit ve sorun oluştururlar. Gerçekten de yüksek şiddete sahip depremler, heyelanlar, sel ve su baskınları, çığlar, kaya düşmeleri gibi çevre  olayları çok önemli can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir. İnsan hayatına olumsuz etkilerinden dolayı bu tür doğal çevre olayları afet kapsamında değerlendirilir. Aynı zamanda insan çevre ilişkisini inceleyen bütün bilimler tarafından doğal çevre sorunu olarak incelenirler.

Bu sorunlar arasıda en önemlisi şüphesiz depremlerdir. Bunlar daha geniş alanları etkiler, aniden ve şiddetle gerçekleştiği için can ve mal kayıplarına neden olurlar. Diğerleri genellikle daha dar sahaları etkiler. Ancak bunlar da insan hayatı açısından küçümsenemeyecek bir tehdit oluştururlar.

Doğal çevre sorunlarının yoğun olarak etkilediği alanlar, her açıdan bir geri kalmışlık yaşamaktadır. Çünkü; tarım alanları, yollar, evler, sanayi tesisleri, şehir altyapıları bu sorunlardan etkilenmektedir. Böyle bir sahada yatırım maliyetleri de yükselmektedir.

Şebinkarahisar’da adeta bir doğal çevre sorunları müzesinin içerisinde kurulmuş gibidir. İlçe geneli  ve şehir merkezi tamamen kütle hareketlerinin etkisi altındadır. Bazı yerleşmeler  sel riski altındadır. Potansiyel bir afet olan depremler sahayı tehdit etmektedir. Erozyona bağlı olarak topraklar elden çıkmaktadır. 

1.  Araştırma  Sahasının Konumu, Sınırları ve Başlıca Coğrafi Özellikleri

Şebinkarahisar; Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölümü içerisinde yer almaktadır (Şekil 1. ). Giresun İli yönetim sınırlarındaki ilçenin merkezi, 40° 17 ' Kuzey Enlemi  ile 35° 26 ' Doğu Boylamında Giresun Dağları’nın güney eteklerinde, Avutmuş Çayı vadisinin kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Şehrin kurulduğu sit, 2008 m. rakımlı Meryem Dağı ile 1568 m. rakımlı Kale Tepe arasındaki boyun noktasında ve Kale Tepe eteklerinde  yer almaktadır (Foto 1. ).  Giresun’a 108 km.  uzaklıkta yer alan ilçe merke
zinin yükseltisi 1350 m. dir.

Şebinkarahisar ilçesi 1349 km2  yüzölçümüne sahiptir. Bu sahanın 31 km2  si Kılıçkaya Baraj gölü tarafından kapatılmaktadır. İlçe arazisi fiziki açıdan kuzeyde Giresun Dağları üzerinden geçen su bölümü çizgisi, güneydoğuda Sarıçiçek (Berdiga) Dağları’nın kuzeybatı yamaçlarından geçen hat, güneyde Kelkit Çayı vadisi güney yamaçları ve güneybatıda Eğme Dağı tarafından sınırlandırılır. Sahanın doğusunda Avutmuş Çayı yamaçları boyunca kuzey ve güneydoğudaki dağlık kütleler adeta birleşirler ve sınır adı geçen kütlelerden Avutmuş Çayı vadisine uzanan sırtlardan geçer (Şekil 2). Şebinkarahisar aynı ile bağlı ilçelerden, kuzeyde Dereli, kuzeydoğuda Yağlıdere ve Alucra, doğuda yine Alucra, güneydoğuda Çamoluk ve Sivas’ın ilçelerinden Akıncılar, güneyde Suşehri, batıda Koyulhisar ile kuzeybatıda Ordu’nun Mesudiye ilçesiyle komşudur.

Araştırma sahası farklı zamanlarda gelişmiş formasyonlara yer verir. Daha yaşlı birimler çevrede yer almakla beraber araştırma sahasının çerçevesini oluşturan dağlık alanlarda Kretase ve Eosen  yaşlı fliş ve volkano sedimanter araziler, merkezi kısımda ise Miyosen yaşlı sığ deniz tortulları ile bunları yaran Kuvaterner yaşlı volkanik unsurlar yörenin başlıca jeolojik elemanlarını meydana getirirler. Miyosen yaşlı sığ deniz tortulları, içlerinde önemli oranda kil bulundurur. Yörenin en önemli sorunu olan heyelan
lar bu katmanlara bağlı olarak meydana gelirler.

           

Foto 1. Kale Tepe eteklerindeki Şebinkarahisar’ın Güneydoğudan görünüşü

Jeomorfolojik açıdan ise dağlık kütlelerin zirve noktalarından Avutmuş ve Kelkit Çayı vadilerinin tabanlarına kadar uzanan sahalarda adeta basamaklar meydana getiren aşınım yüzeyleri ve bu yüzeyleri parçalayarak  adı geçen akarsulara ulaşan derin ve bir çok yerde sarp vadiler peyzajın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Dik eğimlerin, güçlü akarsu aşındırmasının, killi katmanların yaygınlığına bağlı olarak saha, büyük oranda kütle hareketlerine maruz kalmaktadır.

Şebinkarahisar’da yarı kurak İç Anadolu iklimi ile nemli Karadeniz iklimi arasında sıcaklık ve karasallık karakterleri açısından iç bölgeye, buharlaşma, nem ve yağış şartları açısından Karadeniz iklimine yakınlaşan bir geçiş iklimi yaşanmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık  8.9  °C ve ortalama yağış miktarı 572.2 mm. dir. En fazla yağışın düştüğü mevsim İlkbahar ve ikinci olarak ta kış mevsimidir. Kış yağışları büyük oranda kar şeklinde düşmektedir. Baharla beraber kar örtüsünün hızla erimesi ve yağışları yoğunlaşmasına bağlı olarak heyelanlar hızlanmaktadır. Hakim rüzgâr yönü
kuzeydoğudur. İkinci sırada fazla frekansa sahip yön ise güneybatıdır.

 

Şebinkarahisar çevresindeki en önemli akarsu, Kelkit Çayı’dır. Bunun dışında Avutmuş Çayı, kolları ile beraber bütün sahayı etkileyen bir akarsu durumundadır. Sahada çok sayıda göl bulunmakla beraber, bunlar küçük göller durumundadır. Yöredeki en önemli göl 31 km2 si araştırma sahası içerisinde kalan Kılıçkaya Baraj Gölü’dür. Ayrıca, akarsular ve göller gibi önemli bir hidrografik unsur olan kaynaklar da, yörede çok  sayıda  bulunmaktadır.

Şebinkarahisar ilçe sınırları içerisindeki arazide en yaygın olan toprak türleri kahverengi topraklar, kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi  orman toprakları ve yüksek dağ çayırı topraklarıdır. Bunların dışında  çıplak kayalık ve molozlar, dar alanlı olarak gri - kahverengi podzolik topraklar, alüvyal ve kolüvyal topraklar görülmektedir.

Araştırma sahasının bitki örtüsü de Giresun Dağları’nın kuzey yamaçlarından farklıdır. Şebinkarahisar’a dönük güney  yamaçlarda kurakçıl türlerin çoğaldığı daha dar alanlı ve çoğunlukla bozulmuş yarı nemli ve kuru ormanlar, bunlar arasındaki sahalarda çalılıklar ve otsu türlerden oluşan doğal bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Dağların güney eteklerindeki  dalgalı düzlüklerde ise yer  yer ağaç kümeleri ve tek ağaçlar ile sınırlanan antropojen stepler yer almaktadır.

Şebinkarahisar çevresi doğal çevre problemlerinin yoğun olarak hayatı etkilediği bir yöredir. Bu alanda erozyon, kütle hareketleri, aşırı kar yağışları, kaya düşmeleri ve depremler  hayatı tehdit etmektedir[1].

Şebinkarahisar’ın nüfusu 1997 Genel Nüfus Sayımına göre 43 904, şehir nüfusu 31 329 ve kır nüfusu 12 575 kişidir. Buna göre ilçedeki nüfusun % 29’ u kırsal alanda ve % 71’i şehirde yaşamaktadır.

Yörede, 1 şehir ve 57 köy yerleşmesinin dışında, 93 mahalle yerleşmesi, bir kısmı daimi yerleşme haline gelmiş 4 mezraa, 14 ağıl ile  8 dam ve  1 kom yerleşmesi bulunuyordu. Geçici yerleşme olarak ise, 79 yayla ve yayla olarak isimlendirilen ancak fonksiyon itibariyle güzlekleri  andıran 15 yerleşme bulunmaktaydı. Sahada daimi yerleşmelerin üst sınırı yaklaşık olarak 1700 m.’den geçmektedir.

Şebinkarahisar’da arazinin verimlilik sınıflarına göre dağılımında, lV.-Vlll. sınıf arazilerin yaygın olduğu görülür. Oysa arazilerin önemli bir kısmı tarım alanı olarak kullanılmaktadır. Bu durum çevre problemlerinin artmasına neden olmaktadır. Yörede hayvancılığın ön plânda geldiği bir tarım ekonomisi hakimdir. Tütün tarımı yapılan köylerde ise  hayvancılık ikinci sırada gelmektedir. Bazı köylerde de ormancılık üçüncü bir faaliyet olarak ortaya çıkmaktadır. Ek iş olarak yapılan arıcılık, hızla gelişen bir faaliyet olarak dikkat çekmektedir.

 Şebinkarahisar çevre il ve ilçelere asfalt yollarla bağlı durumdadır. Ancak köy yollarının genel olarak teknik düzeltme ve standart yükseltilmesine ihtiyacı vardır. Yörenin ormanları, madenleri, sanayi, ticaret ve turizm açısından sahip olduğu doğal ve beşeri potansiyel değerlendirildiği zaman hızla gelişeceği düşünülmektedir.

2. Şebinkarahisar’da ki Başlıca Doğal Çevre Sorunları

Araştırma sahasının genel olarak dağ, yayla ve derin vadi olukları gibi relief şekillerinden meydana gelmiş olması, burada yaşayan insanların diğer benzer yörelerde yaşayanlar gibi güç şartlar altında bulunduklarını belli eder[2]. Çünkü böyle araziler ekonomik faaliyet alanlarının sınırlı olmasının yanısıra, mevcut kullanılabilir sahalarda da kısa sürede önemli doğal çevre problemlerinin ortaya çıkmasına imkân tanımaktadır.

2.1.   Depremler

            Şebinkarahisar ilçe merkezi K. A. F. (Kuzey Anadolu Fayı) hattının 15 km. kuzeyinde kalmaktadır. Bu açıdan bakıldığında ilçe merkezi 2. derecedeki deprem bölgeleri içerisinde değerlendirilir. Ancak, araştırma sahasının güney sınırları K. A. F. ile çakışmaktadır. Zeminin litolojik özellikleri de dikkate alındığında depremlerin yöre için önemli bir doğal tehdit oluşturduğu anlaşılır. Ayrıca, yörenin tali bir fay hattına tekabül ettiği, Şebinkarahisar-Alucra hattının bir mahalli deprem çizgisi olduğu, Şebinkarahisar’ın en faal olan üst merkezlerden birisi olduğu da bildirilmektedir[3].

            Şebinkarahisar’ın 1873, 1889, 1899, 1904, 1909 yıllarında depremlere maruz kaldığı bilinmekle beraber[4] bunların verdikleri hasar ya da etki dereceleri hakkında bir bilgi edinilememiştir. Ancak, 1929 ve 1939’da çevre sahalarda meydana gelen depremlerin önemli hasarlara neden oldukları bilinmektedir[5]. Özellikle, 1939 Erzincan Depremi araştırma sahasının güneyinde, alacalı-jipsli seri üzerinde kurulmuş yerleşmelerin tamamında büyük hasarlara neden olmuştur. Bu deprem neticesinde yörede 1451 kişi ölmüş ilçe merkezi de dahil olmak üzere bir çok yerleşme tamamen ya da büyük oranda yıkılmıştır. Bu depremle, ilçe merkezindeki binaların % 90’ı oturulamayacak hale gelmiştir. Köprülerin yıkılması ile köylere, kış mevsimi olduğu için ilçeye ulaşılamamıştır[6].

Görülüyor ki, araştırma sahası K. A. F.’nın kuzeyinde kalmakla beraber bu hat üzerinde gerçekleşen sarsıntılardan fazlasıyla etkilenmektedir. Zeminin yöre genelinde durağan olmaması da, depremlerin etkisini güçlendirmektedir. Bunun dışında, mahalli bir deprem çizgisi üzerinde yer alan sahanın, buradaki kırıkların haraketlerine bağlı olarak da çeşitli sarsıntılara maruz kalması ihtimal dahilindedir. Yani, gerek K. A. F. üzerinde ve gerekse Şebinkarahisar-Alucra kırık hattı üzerindeki hareketler yöremizi büyük oranda etkileyebileceklerdir.

Bütün bu özellikler dikkate alınarak Şebinkarahisar ve çevresinde de depreme yönelik plânlamalar yapılmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır. Ancak, saha çalışmaları sırasında edinilen izlenimlere göre; deprem önemli bir doğal tehdit olarak görülmemektedir. Oysa, bu doğal olay özellikle ilçenin güney ve batısında kalan yerleşmeler için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

2.2.      Kütle Hareketleri

            Kütle hareketleri, yerkabuğunun herhangi bir kısmının kütle halinde yer değiştirmesi sonucunda meydana gelen olaylardır[7]. Şebinkarahisar çevresinde eğim değerlerinin yüksek oluşu, kil oranı çok yüksek olan alacalı-jipsli serinin geniş alanlarda yayılması, aslen yatay duruşlu olan fakat sonraki tektonik hareketlerle çarpıklaşan ve eğim kazanan yapıların yaygınlığı ve son olarak volkanik kayaçların çatlaklarından yol bularak killi yüzey arazilerine geçen yeraltı suları, baharla beraber eriyen kalın kar örtüsü ve yüksek bahar yağışları heyelanlar için çok uygun bir ortam hazırlamaktadır. Bitki örtüsünün büyük oranda tahrip edilmiş olması da diğer bir faktör olarak belirtilmelidir.

 Araştırma sahasında asıl heyelanlardan, göçmelere ve toprak akıntılarına kadar bütün heyelan çeşitleri, kaya düşmeleri, kaya ve blok akıntıları görülmektedir. Bu doğal olaylar yöre genelinde büyük bir sorun oluşturmakta ve reliefe yansımasının yanısıra, önemli ekonomik zararlara yol açmaktadır. Bu zararlar yerleşim alanlarında, tarım alanlarında, karayollarında, baraj ve göletlerde, tünellerde, kanallarda önemli ekonomik kayıplar meydana getirebilmektedirler[8]. Buna bağlı  olarak yerleşmeler taşınabilirler[9]. Araştırma sahasındaki heyelan etkileri daha çok, tarım ve yerleşim alanları, karayolları, kısmen baraj ve göletler üzerinde görülmektedir. Çoğunlukla geniş bir yayılıma sahip olan heyelanlar, yer yer de haritalanamayacak ölçekte küçük kütle hareketleri şeklinde gözlenmektedir[10].

Yörede gerçekleşen bütün heyelan çeşitleri Kelkit ve Avutmuş çayları ile bunların tabilerinin vadilerinde, vadilerin çevrelerinde gerçekleşmektedir (Şekil 3). Genç yükselmelerden dolayı yörenin morfolojisinin ve hidrolojisinin olgunlaşmamış olması, yamaçların dik ve akarsuların aşındırma güçlerinin yüksek olması buna neden olmaktadır[11]. Gerçekten de, yöredeki kütle hareketlerinin meydana gelişinde akarsuların aşındırma faaliyetleri motor görevi üstlenmektedir. Aşındırmaya bağlı olarak yamaç dengeleri bozulmakta ve zaten diğer faktörler açısından hazır duruma gelmiş kütleler akarsu yatağına doğru harekete geçmektedirler.

Şebinkarahisar batısında Ahırcık, Saraycık, Yedikardeş, Taşçılı, Karaoğul Mahallesi (Dereköy), Kavunluk Mahallesi (Tepeltepe) civarlarında alacalı-jipsli seri üzerinde (Şebinkarahisar formasyonu), Dikmen Tepe çevresinde Kınık, Duman, Diler, Baltaşı, Bayram köyleri ve mahalleleri çevresinde volkanik malzeme ve alacalı-jipsli serinin karışık bulunduğu alanlarda gelişmiştir. Bu çevrelerde bazaltik lavlar tarafından örtülen Şebinkarahisar Formasyonu heyelan için uygun ortam yaratır. Bazaltik kayaçların eklem ve çatlaklarından sızan sular bu formasyonun killi katmanlarında toplanırlar, sismik aktivite ve akarsu aşındırmalarına bağlı olarak, bazaltik bloklar ile Şebinkarahisar formasyonu adeta bir hamur haline     dönüşerek     harekete

 

geçerler[12]. Heyelanlar Avutmuş Çayı vadisi doğu yamaçları boyunca, Zevilliğin Tepe batı, kuzeybatı ve kuzey yamaçlarında; Şebinkarahisar formasyonu üzerinde toprak akıntıları, göçmeler ve asıl heyelanlar şeklinde gelişmiştir. Belirtilen hat boyunca, üç adet küçük dayk kütlesine bağlı olarak Yıltarıç köyünün bulunduğu alan nispeten korunmuş durumdadır. Soğulcak dere vadisi boyunca görülen heyelanların en büyüğü Sultankonağı köyü yakınlarındadır. Köyün batısındaki derenin vadisi boyunca uzanan heyelanın başlangıç noktası Diştaş Tepe (1988 m.) etekleridir. Heyelan boyunca bir çok göl oluşmuştur. Adı geçen tepenin hemen güneybatı yamaçlarında Doğanyuva köyü çevresinde çok geniş bir alan Kelkit Çayı’na doğru yer değiştirmektedir. Heyelan yerleşim alanını da tehdit etmektedir. Aynı şekilde Yumurcaktaş köyünde de, heyelan yerleşim alanını etkilemektedir.

Avutmuş Çayı vadisinin Kelkit Çayı’na ulaştığı yerde Ozanlı köyü yerleşme alanını etkileyen heyelan ise köyün taşınmasına neden olmuştur. Şebinkarahisar ilçe merkezinden doğuda Avutmuş Çayı vadisinin iki yamacı boyunca heyelanlar gelişmiştir. Bu kesimde, tarım alanlarının yanısıra karayolu da heyelanlardan büyük ölçüde zarar görmektedir. Buna bağlı olarak Şebinkarahisar-Alucra karayolunun Avutmuş Mahallesi-Hacıömer köyü arasındaki kesiminin güzergâhı değiştirilmiştir. Alişar dere vadisinin iki yamacında, özellikle Turpçu ve Güneygören köyleri arazilerinde aktif ve durağan heyelan sahaları mevcuttur. Yörede gerçekleşen heyelanlar birkaç olay değil, türü (asıl heyelan, göçme, toprak akması) ve büyüklüğü açısından belki de binlerce olaydan meydana gelmektedir. Volkanik kayaçların mostraladığı sağlam zeminler ve bunların koruduğu yakın sahaları haricinde araştırma sahasının bütününde bu olaylar etkili olmaktadır. Hatta bazen altta bulunan Şebinkarahisar formasyonu üzerindeki bazaltik örtüyü de sürüklemektedir.

Heyelan olayları Şebinkarahisar ilçe merkezinde de çok etkilidir. Şehir, Meryem Dağı ile Kale Tepe arasında kalan sırt bölgesinde bulunan nispeten sağlam zemin dışında doğu ve batı tarafından heyelanlara maruz kalmıştır. Günümüzde de heyelanlar yerleşmeyi tehdit etmeye devam etmektedir. Avutmuş Mahallesi, Akbudak Ziraat Teknisyenliği, Kavaklar Mahallesi, Yıldız heyelanları ilçe merkezinde tarım sahalarını kullanılmaz hale getirmiş, yolları kapamış, evlerde hasara ve yıkılmalara neden olmuştur[13].

Avutmuş heyelanı ilçe merkezinden Avutmuş Mahallesi’ne giden yol üzerinde gerçekleşmiştir. Ortalama 217 m. genişliğindeki heyelan 1550 m. uzunluğa sahiptir. Akbudak Ziraat Teknisyenliği heyelanı ortalama 345 m. genişlikte ve 2050 m. uzunluktadır[14]. Kavaklar Mahallesi heyelanı bir isimsiz vadinin gelişimine uygun olarak çatallanmakta ve üst kısmında bulunan dört heyelanın birleşmesiyle dere yatağını takip ederek, Çatal göllere kadar uzanmaktadır (Foto 2). Gerilim çatlaklarının halen görüldüğü bu heyelanın yukarısındaki tali heyelanlar şehir merkezini tehdit etmektedir. Yıldız Heyelanı olarak isimlendirilen diğer heyelan ise, Şehir merkezinin güneybatı kesimini etkilemektedir. Bu heyelana bağlı olarak Yavuz Selim İlköğretim Okulu’nun spor salonu yıkılmıştır.

Belirtilen sahalarda yayılan heyelanlar büyük oranda tarım alanlarını etkilemiş ve kullanılamaz duruma getirmişlerdir. Heyelanların etkilediği ve zarar verdiği bir diğer beşeri ortam yerleşim alanlarıdır. Şebinkarahisar ilçe merkezi, Saraycık, Yedikardeş, Dereköy, Yumurcaktaş, Diler, Ozanlı, Doğanyuva, Güneygören köylerinde konutlar heyelan etkilerine maruz kalırken, araştırma sahasının tamamının duraylı ya da duraysız heyelan sahaları ihtiva ettiğini belirtmek gerekir. Toplukonak göleti kenarındaki göçmelerle tahrip olmaya başlamış durumdadır. Turpçu göleti ise durağan bir heyelan alanında kurulmuş durumdadır. Kütle hareketlerine bağlı olarak araştırma sahasında özellikle köy yolları önemli zararlar görmektedir. Avutmuş heyelanı Şebinkarahisar-Alucra karayolunu 15 m. ötelemiştir. Arazinin, bu şekilde hareketlere maruz bulunuşu, devlet karayollarındaki asfalt kaplamaların kolaylıkla bozulmasına ve yollarda kabarmaların oluşmasına neden olmaktadır.          

Şebinkarahisar çevresinde görülen kütle hareketlerinden bir diğeri de kaya düşmeleri ile kaya ve blok akıntılarıdır. Kaya düşmeleri Avutmuş Çayı’nın iki yamacında yer alan volkanik dikliklerin çevresinde, ayrıca Kale Tepe eteklerinde görülmesi muhtemel olan bir doğal sorun durumundadır. Avutmuş Mahallesi ve Kale Tepe eteklerinde 1970’li yıllarda kaya düşme olayları gerçekleşmiş ve bunlar ev ve eklentilerine zarar vermiştir. Bunun dışında Akbudak Köyü, Bayhasan-Kınık Mahallesi kaya düşmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır.


 Foto 2.  Kavaklar Heyelanının tepe kısmı şehir merkezini etkilemektedir

Araştırma sahasındaki kayaçların bol çatlaklı ve kırıklı bir yapıda oluşları, yamaç eğim değerlerinin yüksek oluşu, karasal sıcaklık şartlarının hakim oluşu fiziksel parçalanmanın fazla olmasına yol açmaktadır. Buna bağlı olarak, kaya düşmelerinin yanısıra kaya ve blok akıntıları da araştırma sahasında rastlanan doğal çevre sorunlarıdır. Ancak bunlar, diğerleri kadar insan hayatı üzerinde etki göstermez.

Kütle hareketleri, Şebinkarahisar çevresinde çok geniş alanları etkileyerek kullanılmaz hale getirmiş, yapılacak yatırımların maliyetini yükselterek bunları engellemiştir. Kanatimizce, yörenin gerilemesinin ve büyük oranda nüfus kaybına uğramasının arkasında heyelanlar nedeniyle kullanılamaz duruma gelen arazilerin yaygınlığı da bulunmaktadır. Heyelanlar günümüzde de yöre için en önemli doğal sorun durumundadırlar. Bu sorunun tehditi altındaki bir çok yerleşme ve buralarda yaşayan çok sayıda insan yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Gerçekten de, Saraycık, Yumurcaktaş, Merkez Eşekgölü mevkii, Ozanlı, Dereköy-Subak Mahallesi, Güneygören-Bulduklu Mahallesi yerleşmelerinde çok sayıda insan heyelanla çarpılmış, çatlamış, tabanı kabarmış evlerde oturuyordu (Foto 3). Ayrıca yine ilçe merkezinde, Diler, Sultankonağı, Doğanyuva köylerinde heyelanlar evlerin çok yakınındaydı. Yörede gerçekleşebilecek orta şiddette bir deprem ya da havaların yağışlı geçmesine bağlı olarak oluşabilecek ani ve hızlı kütle hareketleri, büyük can ve mal kayıplarına yol açabilecektir. Bunun için acil tedbirler alınmalıdır. Aksi takdirde bir çok yerleşme, 1954 ilkbaharında bir gecede yok olan Çırdak’ın[15] akibetine uğrayabilir.


      Foto 3. Yumurcaktaş köyünde heyelan nedeniyle duvarları çatlamış bir ev

2.3.   Erozyon

Günümüzde, Şebinkarahisar yöresinde yaşanan en önemli doğal çevre olaylarından birisi erozyondur. Karalarda hayat kaynağı olan toprağın, bulunduğu yerden su veya rüzgârlarla harekete geçirilerek taşınmasına neden olan bu olay yörenin önemli problemlerinden birisidir[16]. Aşındırıcı olan güçlere göre, aşındırmanın şekline göre, aşınıma uğrayan materyale göre değişik gruplarda incelenebilen bu olay[17], araştırma sahasında su erozyonu şeklinde hüküm sürmektedir. Yörenin genel eğim değerleri, genel litolojik özellikler, bitki örtüsünün durumu, iklim şartları ve beşeri faktörlerin ortak etkileriyle erozyon olayı Şebinkarahisar çevresi için önemli bir doğal tehdit haline gelmiş durumdadır.

 

Tablo 1. Şebinkarahisar’da Çeşitli Derecelerde Erozyon Tesirindeki Sahalar (1987)

 

Su Erozyonu

Etkilediği Alan

%’si

1. Sınıf Su Erozyonu

1120

1.0

2. Sınıf Su Erozyonu

47208

40.2

3. Sınıf Su Erozyonu

60649

51.5

4. Sınıf Su Erozyonu

8566

7.3

 Toplam

117543

100.0


              Kaynak: Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Giresun İli Arazi Varlığı Rp: 28’den.

Şekil 4. Çeşitli derecelerde heyelan tesirinde kalan alanlar

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden alınan verilere göre Şebinkarahisar çevresinde bulunan l.-Vll. sınıf arazilerin tamamı çeşitli derecelerde erozyona maruz kalmaktadır. Vlll. sınıf alanların ise önemli bir kısmını çıplak kayalıklar meydana getirmektedir.

Araştırma sahasında bulunan kullanılabilir toprakların tamamı, çeşitli derecelerde olmak üzere erozyona maruz kalmaktadır (Tablo 1., Şekil 4). Erozyonun çok hafif olarak görüldüğü ya da görülmediği alanlar, bu sahaların sadece % 1’ini meydana getirmektedir. 2. sınıf erozyon sahaları da buna ilave edilirse oranı % 41.2 olmaktadır. Oysa kullanılabilir alanların % 58.8’i şiddetli ve çok şiddetli erozyon sahası durumundadır. Orta derecedeki erozyon sahaları ise konum itibariyle şiddetli ve çok şiddetli erozyon sahalarına dönüşme eğilimindedir.

Yörede erozyonun bu derecede etkili olarak gelişmesi şüphesiz, yanlış arazi kullanımı, bitki örtüsünün tahribi, iklim şartları ile yakından ilgilidir. Ancak, kanaatimize göre bu sorunun en önemli kaynağı yöredeki eğim değerlerinin çok yüksek oluşuyla ilgilidir[18].

Şebinkarahisar ve çevresindeki kullanılabilir alanlardaki eğim değerleri çok yüksektir. Düz, hafif eğimli ve orta eğimli araziler kullanılabilir alanların sadece % 3’ünü meydana getirmektedir. Geriye kalan % 97 oranındaki alan ise dik, çok dik ve sarp arazilerden meydana gelmektedir (Tablo 2, Şekil 5). Sadece sarp arazilerin genel toplam içerisindeki oranı ise % 60’tır. Bu durumda eğim oranlarının yüksek oluşu bütün saha genelindeki erozyonun temel nedenini meydana getirmektedir. Eğime bağlı olarak zaten derinliği az olan topraklar; bitki örtüsünün tahribi, yanlış arazi kullanımı gibi problemlere bağlı olarak kolaylıkla süpürülmektedir. Şebinkarahisar çevresinde erozyon tesiri ve erozyonun yoğun olarak etkili olduğu sahalar gün geçtikçe artmaktadır (Foto. 4).

 

 

 

 

 

Tablo 1. 37. Şebinkarahisar’da Kullanılabilir Alanların Eğim Gruplarına Dağılımı

Eğim Grubu (%)

Alanı (ha.)

%’si

Düz (0-2)

1027

0.9

Hafif (2-6)

109

0.1

Orta (6-10)

2452

2.0

Dik (10-20)

22195

18.9

Çok Dik (20-30)

21243

18.1

Sarp (30 +)

70517

60.0

Toplam

117543

100.0

            Kaynak: Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Giresun İli Arazi Varlığı Rp: 28’den.


Şekil 5. Şebinkarahisar’da Kullanılabilir Alanların Eğim Gruplarına Dağılımı

 


 

Foto 4. Avutmuş Çayı doğu sahilinde erozyon yüzeyleri

2.4.   Diğer Doğal Çevre Sorunları

Araştırma sahasını etkileyen bir diğer afet sel olayıdır. Özelikle vadi yerleşmelerinde ya da akarsu ağızlarında kurulmuş yerleşmelerde bu afetin gerçekleşme riski yüksek bulunmaktadır. Alişar köyü 1967, Yumurcaktaş 1971, Dereköy 1971-1972-1973, Uğurca 1995 yılarında sel ve su baskınlarına maruz kalmışlar ve önemli miktarda maddi hasara uğramışlardır. Halen bu yerleşmelerle beraber çok sayıda yerleşme kanaatimizce sel ve su baskını riski altındadır. Özellikle Arslanşah Bağderesi Mahallesi Parlu dereye katılan isimsiz bir derenin birikinti konisi üzerine kurulmuştur. Çevredeki ormanların tahribinden önce, belki de önemsiz olan bu durum günümüzde büyük önem taşımaktadır. Ani ve uzun süreli bir sağanakla beraber akışa geçen sular bu küçük mahalleyi tamamen yıkabilirler. Kanaatimize göre bu konuda acilen tedbir alınmalıdır. Bunun dışında Alişar dere vadisindeki yerleşmelerin hemen tamamı, Avutmuş Çayı vadisinde ve Saydere ağzında Hacıömer Çiftlik Mahallesi sel ve su baskını riski altındadır.

Sel ve su baskınlarının yöre için zamanla daha da önemli bir sorun olarak karşımıza çıkacağı düşünülmektedir. Şebinkarahisar çevresindeki bitki örtüsü yoğun bir şekilde tahrip edilmiştir ve tahrip devam etmektedir. Yanlış arazi kullanımı yöre genelinde yaygındır. Bütün bu tahribat yağmur sularının kolaylıkla akışa geçmesine ve uzun süreli-şiddetli yağışlarla beraber sellere neden olmaktadır.

Şebinkarahisar çevresinde kar yağışları ve yükseklikleri yoğun olmasına rağmen kayıtlara geçen bir çığ olayına rastlanmamıştır. Ancak, aşırı kar yağışları bazen problem oluşturmaktadır. Kış mevsiminde gerçekleşen kar yağışları özellikle Eğribel Geçiti’nde yolun kapanmasına yol açmakta ve ulaşımı aksatabilmektedir. Yine kar yağışlarına bağlı olarak bir çok köy yolu kapanmakta ve ulaşım imkânsız hale gelebilmektedir. Yolların genel olarak eğimli oluşu az bir kar yağışında bile ulaşımın aksamasına neden olabilmektedir.

3.Sonuç ve Öneriler

Şebinkarahisar ilçesinde geniş alanlarda kütle hareketleri görülmektedir. Bunun dışında erozyon, seyrek olarak sel ve su baskınları ve potansiyel olarak depremler sahayı tehdit etmektedir.

Yöreyi şekillendiren jeolojik, jeomorfolojik ve klimatolojik faktörler kütle hareketleri için uygun bir ortam meydana getirir. Ancak, insanın çevreye olumsuz ya da bilimsel olmayan müdahalesi bu olayları sorun boyutuna getirmiştir. Özellikle yol yapım çalışmaları, tarla açma faaliyetleri ve bitki örtüsü tahribatı kütle hareketlerinin hızlanmasına neden olmuştur[19].

Heyelanlar yerleşmelere ve ekonomik faaliyet alanlarına önemli zararlar vermekte ve büyük miktarda ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu durum Şebinkarahisar’a yapılabilecek yatırımları engellemekte ya da maliyetini yükseltmektedir (Foto 5). Kanaatimizce, yörenin gerilemesinin ve büyük oranda nüfus kaybına uğramasının arkasında kütle hareketleri nedeniyle kullanılamaz duruma gelen arazilerin yaygınlığı da bulunmaktadır.


Foto 5. Şebinkarahisar-Giresun Karayolunda heyelan zararlar

Kütle hareketleri yöre için en önemli doğal sorun olmaya devam etmektedir. İlçe merkezinde, Eşekgölü mevkiinde, Ozanlı, Dereköy-Subak Mahallesi, Güneygören-Bulduklu Mahallesi, Saraycık ve Yumurcaktaş’ta çok sayıda aile heyelanla çarpılmış, çatlamış, tabanı kabarmış evlerde  yaşamaktadır. Ayrıca, yine ilçe merkezinde, Diler, Sultankonağı, Doğanyuva köylerinde heyelanlar evlerin çok yakınına kadar ilerlemiştir. Yörede gerçekleşebilecek orta şiddette bir deprem yada havaların yağışlı geçmesine bağlı olarak oluşabilecek ani ve hızlı kütle hareketleri, büyük can ve mal kayıplarına yol açabilecektir. Bunun için acil tedbirler alınmalıdır. Aksi takdirde bir çok yerleşme, 1954 ilkbaharında bir gecede yok olan Çırdak’ın akibetine uğrayabilir.

Kılıçkaya Barajı’nın oluşturduğu yerel taban seviyesine bağlı olarak uzun vadede akarsuların aşındırma faaliyetlerinin yavaşlayacağı, buna bağlı olarak heyelan olaylarında bir azalmanın beklenebileceği düşünülmektedir. Kısa vadede ise bu olayların verdiği zararların engellenmesi, ancak alınacak köklü tedbirlerle gerçekleştirilebilir.

Öncelikle killi katmanlara ulaşan yer altı suları değerlendirilerek bunların killi katmanlara sızması engellenmelidir. Heyelan sahalarında oluşan gölcükler drene edilerek kurutulmalıdır.

Konutların atık suları araziye bırakılmamalıdır. İlçe merkezinde kanalizasyon sistemi tamamlanmalı, köylerde ise sızmayı engelleyecek nitelikte kaplamalı kuyular yapılmalıdır. Ayrıca, sulama sularının depolandığı havuzlar ve sulama arkları da kaplamalı olmalıdır.

İlçenin su şebekesi modern bir şekilde yeniden yapılmalı ve su kaçakları engellenmelidir.

Heyelan alanının durumuna göre sağlam istinat duvarları, anakayaya inen kazıklar yapılmalı ve yamaç yükünü azaltmak amacıyla hafriyat alma yoluna da başvurulmalıdır.

Hafriyat alma, sıkıştırma, düzleme gibi metodlarla heyelan sahaları düzeltilmeli, uygunluğuna bağlı olarak  tarım alanı, mera olarak kullanılmalı ya da ağaçlandırılmalıdır. Ağaçlandırmada kullanılacak ağaçların bu işe uygun olması gerekmektedir.

Yöreye yapılacak yatırımlarda, potansiyel heyelan sahalarına gerçekleşecek olan insan müdahaleleri engellenmeli ya da düşük seviyeye indirilmelidir[20].

Kaya düşmesi riski bulunan sahalarda yerleşmenin yayılması engellenmelidir. Bunun dışında düşme tehlikesi bulunan kayaların güvenli bir şekilde indirilmesi, blokların birbirlerine bağlanması ile mukavemetin arttırılması da alınacak tedbirler arasında düşünülebilir.

Yöredeki zemin yapısı küçük şiddetteki depremleri bile riskli hale getirmektedir. Bu nedenle konut yapımında ve planlamalarda deprem faktörü mutlaka dikkate alınmalıdır. Herhangi bir deprem ihtimaline karşı standart tedbirler alınmalıdır.

Sel ve su baskınlarına karşı dere yatakları  düzenlenmelidir. Sel yatakları ağzına kurulmuş  durumdaki yerleşmelerin buralardan kaldırılması gerekmektedir. Bu bağlamda özellikle Arslanşah köyü Bağderesi Mahallesinde bazı konutların acil olarak yeri değiştirilmelidir.

Erozyonun önlenebilmesi için, öncelikle yanlış arazi kullanımına son verilmelidir. Gerçekten de tarıma müsait olmayan alanlarda sürdürülen tarım faaliyetleri, hem doğal bitki örtüsünü yok etmekte, hem de toprağı tamamen korumasız bir hale getirmektedir. Bunun için böyle araziler ağaçlandırılmalı ve mera alanları haline getirilmelidir. Bu durumdaki özel mülklerin orman haline getirilmesi özendirilmelidir. Mera alanlarında bilinçli kullanım sağlanmalı, aşırı kullanım engellenmelidir. Tarıma uygun alanlarda ise basit Erozyon tedbirleri alınmalıdır. Orman alanlarının genişletilmesi için planlar yapılmalı ve mevcut orman varlığı çok iyi korunmalıdır.   

Doğal çevre sorunlarının yaygınlığı ve artan nüfusa bağlı olarak göçlerle nüfus tutamayan Şebinkarahisar, son günlerde de terör olaylarından etkilenmektedir. İl merkezlerinden uzaklık, bütün Orta Kelkit Yöresi’ne hizmetlerin daha geç ve yetersiz olarak ulaşmasına, dolayısıyla hizmet sektörünün yavaş gelişmesine, yönetim güçlüğüne yol açmaktadır. Bu durum sorunların katlanarak büyümesine neden olmaktadır.

Şebinkarahisar afet bölgesi  kapsamında değerlendirilmelidir.

Sorunların bir elden etkili olarak çözülebilmesi, yöreye aktarılan kaynakların arttırılması, Şebinkarahisar’ın il merkezi haline getirilmesi gibi unsurları içeren bir Şebinkarahisar Kanunu çıkarılmalıdır.

 

 

 

KAYNAKLAR

 

Akkuş, A., 1995, Jeomorfolojiye Giriş, Öz Eğitim Yayınları, Konya

Aral, F.-Karacan, E.-Cerit, O., 1991, Suşehri (Sivas)-Şebinkarahisar (Giresun) Yöresi Heyelanlarının İncelenmesi, K. T. Ü. Türkiye 1. Ulusal Heyelan Sempozyumu Bildirileri,Trabzon

Ceryan, Ş.-Tarhan, F., 1991, Şebinkarahisar ve Çevresinin Kitle Hareketleri Açısından İncelenmesi, K. T. Ü. Türkiye 1. Ulusal Heyelan Sempozyumu Bildirileri, Trabzon

Ceryan, Ş., 1990, Şebinkarahisar ve Çevresinin Kitle Hareketleri Açısından İncelenmesi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), K.T.Ü. Fen Bil. Enst., Trabzon

Doğanay, H., 1997, Türkiye beşerî Coğrafyası, M. E. Bakanlığı Yay No: 2982 Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi No: 877 Eğitim Dizisi No: 10, Ankara

Ergİn, K.-Güçlü, U.-Uz, Z., 1967, Türkiye ve Civarının Deprem Kataloğu, İ. T. Ü. Maden Fak. Arz Fiziği Enst. Yay., No: 24, İstanbul

GİRGİN, M.-BULUT, İ.-GÖK, Y.,1998,Kalecik Heyelanı (Karlıova), Doğu Coğrafya Dergisi, Atatürk Ün. K. Karabekir Eğt. Fak. Yay.,Sayı:3, Erzurum

Lahn, E.,1952, Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu, Bayındırlık Bak. Yapı ve İmar İşl. Reisliği Yay., Seri: 6, Sayı : 36, Ankara

Lahn, E., 1955, Yeşilırmak-Kelkit Amenejman Projesi Sahasının Tektonik ve Sismik Durumu,T.C.D., Yıl.: XII, Sayı:,13-14, İstanbul

Okutan, H., T.,1944, Şebinkarahisar ve Civarı, Yeşil Gireson Matbaası, Giresun

Sür, Ö.,1977, Heyelan Olaylarıın Ekonomiye Etkileri, A. Ü. D. T. C. F. Coğrafya Araştırmaları Derg., sayı-No: 8,Ankara

Mater, B.,1995,Toprak Oluşumu, Erozyon ve Koruması,İstanbul Ün. Yay. No: 3465, Deniz Bil. ve Coğrafya Enst.Yay No: 6, İstanbul

Şahİn, C., 1987, Erozyon-Toprak Erozyonu-Yarıntı Erozyonu, Gazi Ü. Eğitim Fak. Dergisi, 3, 1, Ankara

Tunçdİlek, N.,1977, Türkiye’nin Dağlık ve Ormanlık Bölgelerinin Ekonomik Problemleri, İ. Ü. Coğr. Enst. Derg., Sayı: 22, İstanbul

Tüfekçİ, K.-Keçer, M., 1988, Şebinkarahisar (Giresun) ve Suşehri (Sivas) Dolayındaki Heyelanlar ve Önemi, Tabiat ve İnsan Dergisi, yıl: 22, sayı: 1, Ankara

YÜRÜDÜR, E., 1999, Şebinkarahisar İlçesinde Genel Arazi Kullanılışı ve Bundan Kaynaklanan Sorunlar, Atatürk Ün. Erzincan Eğitim Fak. Dergisi,Sayı:2, Erzincan

YÜRÜDÜR, E.,1998, Yerleşme ve Ekonomik Faaliyetlere Etkileri Yönünden Şebinkarahisar (Giresun) İlçesindeki Kütle Hareketleri, Doğu Coğrafya Dergisi, Atatürk Ün. K. Karabekir Eğt. Fak. Yay.,Sayı:3, Erzurum

YÜRÜDÜR, E., 1998, Şebinkarahisar ve Çevresinin Coğrafi Etüdü (Basılmamış Doktora Tezi), Atatürk Ün. Sosyal Bil. Enst., Erzurum

 

Yeşil Gireson Gazetesi, 30 Aralık 1939, Milli Kütüphane, Ankara

 

 



* Atatürk Ün. Erzincan Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

[1] YÜRÜDÜR, E., 1998, Şebinkarahisar ve Çevresinin Coğrafi Etüdü (Basılmamış Doktora Tezi), Atatürk Ün. Sosyal Bil. Enst., Erzurum, s. 420

 

[2]Tunçdİlek, N.,1977, Türkiye’nin Dağlık ve Ormanlık Bölgelerinin Ekonomik Problemleri, İ. Ü. Coğr. Enst. Derg., Sayı: 22, İstanbul, s.44

[3] Lahn, E.,1952, Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu, Bayındırlık Bak. Yapı ve İmar İşl. Reisliği Yay., Seri: 6, Sayı : 36, Ankara, s. 74

[4] Ergİn, K.-Güçlü, U.-Uz, Z., 1967, Türkiye ve Civarının Deprem Kataloğu, İ. T. Ü. Maden Fak. Arz Fiziği Enst. Yay., No: 24, İstanbul, s. 27,31,34,35

[5] Okutan, H., T.,1944, Şebinkarahisar ve Civarı, Yeşil Gireson Matbaası, Giresun

           s. 218,221

[6] Yeşil Gireson Gazetesi, 30 Aralık 1939, Milli Kütüphane, Ankara

[7] Akkuş, A., 1995, Jeomorfolojiye Giriş, Öz Eğitim Yayınları, Konya, s. 53

[8] Sür, Ö.,1977, Heyelan Olaylarıın Ekonomiye Etkileri, A. Ü. D. T. C. F. Coğrafya Araştırmaları Derg., sayı-No: 8,Ankara, s. 137-150

[9]GİRGİN, M.-BULUT, İ.-GÖK, Y.,1998,Kalecik Heyelanı (Karlıova), Doğu Coğrafya Dergisi, Atatürk Ün. K. Karabekir Eğt. Fak. Yay.,Sayı:3, Erzurum

[10]Aral, F.-Karacan, E.-Cerit, O., 1991, Suşehri (Sivas)-Şebinkarahisar (Giresun) Yöresi Heyelanlarının İncelenmesi, K. T. Ü. Türkiye 1. Ulusal Heyelan Sempozyumu Bildirileri,Trabzon, s. 314-326

[11] Lahn, E., 1955, Yeşilırmak-Kelkit Amenejman Projesi Sahasının Tektonik ve Sismik Durumu,T.C.D., Yıl.: XII, Sayı:,13-14, İstanbul, s. 51

[12]Tüfekçİ, K.-Keçer, M., 1988, Şebinkarahisar (Giresun) ve Suşehri (Sivas) Dolayındaki Heyelanlar ve Önemi, Tabiat ve İnsan Dergisi, yıl: 22, sayı: 1, Ankara, s. 36-41

[13] Ceryan, Ş.-Tarhan, F., 1991, Şebinkarahisar ve Çevresinin Kitle Hareketleri Açısından İncelenmesi, K. T. Ü. Türkiye 1. Ulusal Heyelan Sempozyumu Bildirileri, Trabzon, s. 366-382

[14] Ceryan, Ş., 1990, Şebinkarahisar ve Çevresinin Kitle Hareketleri Açısından İncelenmesi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), K.T.Ü. Fen Bil. Enst., Trabzon, s. 62,68

[15] Lahn, E., 1955, Yeşilırmak-Kelkit... a. g. m., s. 51

[16] Mater, B.,1995,Toprak Oluşumu, Erozyon ve Koruması,İstanbul Ün. Yay. No: 3465, Deniz Bil. ve Coğrafya Enst.Yay No: 6, İstanbul, s. 133

[17] Şahİn, C., 1987, Erozyon-Toprak Erozyonu-Yarıntı Erozyonu, Gazi Ü. Eğitim Fak. Dergisi, 3, 1, Ankara, s. 189-222

[18] YÜRÜDÜR,E., 1999, Şebinkarahisar İlçesinde Genel Arazi Kullanılışı ve Bundan Kaynaklanan Sorunlar, Atatürk Ün. Erzincan Eğitim Fak. Dergisi,Sayı:2, Erzincan, s. 1-17

[19] YÜRÜDÜR, E.,1998, Yerleşme ve Ekonomik Faaliyetlere Etkileri Yönünden Şebinkarahisar (Giresun) İlçesindeki Kütle Hareketleri, Doğu Coğrafya Dergisi, Atatürk Ün. K. Karabekir Eğt. Fak. Yay.,Sayı:3, Erzurum

[20] Doğanay, H., 1997, Türkiye beşerî Coğrafyası, M. E. Bakanlığı Yay No: 2982 Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi No: 877 Eğitim Dizisi No: 10, Ankara, s. 352

 


Tür : Bilim Tarih : 13.07.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this