İSTİKLAL SAVAŞI YILLARINDA ŞEBİNKARAHİSAR

Anasayfa » Bilimsel Bildiriler » İSTİKLAL SAVAŞI YILLARINDA ŞEBİNKARAHİSAR
share on facebook  tweet  share on google  print  

İSTİKLAL SAVAŞI YILLARINDA ŞEBİNKARAHİSAR

"Bilimsel Bildiriler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

 

Yrd.Doç.Dr. Cavit AKIN*

 

1914-1918 yılları arasında süren 1.Dünya Savaşı’ndan müttefikleri yenildiği için, Osmanlı Devleti de yenik sayılmıştı. 30 Ekim 1918 yılında Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalmıştı. Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletleri’ne teslim olmuştu. İtilaf Devletler 1900 yılının başlarından itibaren aralarında yaptıkları gizli anlaşmalarla,Osmanlı Devletini aralarında bölüşmüşlerdi. Bu anlaşmaya uygun olarak Türkiye’yi işgale başlamışlardı.

Osmanlı İmparatorluğunun 30 Ekim 1918 yılında imzaladığı Mondros Mütarekenin 24. maddesine göre: “Vilayet-i Sitte’de karışıklık çıktığı takdirde, bu vilayetlerin herhangi bir kısmını işgal etme hakkını İtilaf Devletleri muhafaza eder.”diyordu. Söz konusu Vilayet-i Sitte, Doğu Anadolu’nun sancaklarıyla birlikte Erzurum, Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır ve Sivas Vilayetleri idi. Mondros Mütarekesi’nin İngilizce olan metninde, bu “Altı Vilayet” Altı Ermeni Vilayeti olarak gösterilmişti. Erzurumlu bir öğretmen olan Cevdet Durmuşoğlu İstanbul’da kurulan “Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin bir şubesini izin alarak Erzurum’da açmıştı.[1]

Erzurum ve diğer vilayetler gibi Sivas Vilayetinde “Ermenistan’a verilme durumu içinde bulunuyordu. Bu tehlike karşısında Sivas Vilayeti merkezi ve sancaklarında da “Vilayet-i Şarkiyye-i Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ye Cemiyeti’nin şubeleri açılmıştı. O sırada Şebinkarahisar, Sivas Vilayeti’ne bağlı bir sancak idi. Bu duruma göre aynı cemiyetin bir şubesini de Şebinkarahisar’da açıldığını görüyoruz. Bu cemiyet Şebinkarahisar Belediye Başkanı Rıza Bey’in başkanlığında açıldı. [2]

Giresun ve Şebinkarahisar’ın o günlerde durumuna genel olarak bakarsak: 8 Mayıs 1919 günü Yunan bandıralı bir gemi ile gelen Yunan Kızılhaç Heyeti, Giresun’a sıhhi malzeme adı altında silah, cephane ve Pontus’un bez parçasını getirmişler, bu gün Giresun’da Ticaret Lisesi olarak kullanılan o zaman Taş Kışla diye anılan binaya asmışlardı. Karadeniz ve yöresinde böylece Pontus Devleti kurma çalışmaları başlamıştı.[3]

2 Mayıs 1919 tarihinde Trabzon Rum Metropolidi Hrisantos Laini tarafından Paris Sulh Konferansı’na sunulan Layiha da durum şu şekilde anlatılmaktadır:

Efendiler:

... Trabzon, Sivas bir kısmı, Karahisar ve Amasya sancakları, Kastamonu vilayetinin bir kısmı, Sinop sancağını ihtiva eden Pontus mıntıkası 100.000’den fazla Rum ile meskundur ki buna ayrıca Rusya’yı cenubi ve Kafkasya’ya hicret olan 250.000 Rum’u ilave eylemek icap eder. Bunlar oralara 1880’den beri Türk idaresinden kurtulmak için hicret eylemişler ve yuvalarına avdet için vatanlarının hürriyetini kemal-i endişe ile bekliyorlar [4]...

Paris Barış Konferansına sunulan belgeden de anlaşıldığına göre bölgemizde “Pontus Rum Devleti” kurma çalışmaları başlamıştı. Marsilya’da toplanan kongrede Rus Hariciye Komiseri Troçki’ye aşağıdaki telgraf gönderildi.

“Pont-Euxien ve havalisinden mürekkep olup, Birleşik Amerika, İsviçre, İngiltere, Yunanistan, Mısır ve diğer memleketlerde oturan ve Pontus işlerini düzenlemeye salahiyetli temsilcilerin katılmasıyla Marsilya’da toplanan kongremiz bu havalinin Ruslar tarafından boşaltıldıktan sonra, tekrar Türk egemenliği altına giremeyeceğinden dolayı Rus hududundan Sinop’a kadar bir Cumhuriyet tesisini arzu ve bunun için de şiddetle müdahalenizi rica ve peşin olarak teşekkürlerimizi takdim ederiz. İmza Pontus Kongresi adına Başkan Kostantidis.”[5]

Yurdumuzun yer yer işgali karşısında milli birlik ve beraberlik için Erzurum Kongresi’ne gidildiğini ve her yörenin tek başına bulunduğu yöreyi korumağa başladığını görüyoruz. Her bölgenin tek başına bulunduğu yöreyi koruyamayacağı da ortada idi. Çeşitli bölgelerde meydana gelen gayretlerin de birleştirilerek büyük bir güç meydana getirilmesi gerekiyordu.

Giresun ve çevresinde Osman Ağa ve mahiyeti Rumların faaliyetlerine fırsat vermeyeceği ortada idi.

Osman Ağa ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalardan rahatsız olan Rum ve Ermeni cemaatleri, Osman Ağa ve maiyetini İstanbul Hükümeti’ne şikayet ettiler. Osman Ağa ve maiyeti Ermeni tehcirinden dolayı Nemrut Mustafa Paşa Harp Divanı tarafından tutuklanmasına karar verildi. İstanbul Hükümeti, Giresun Kaymakamı Nizamettin Bey’e bu hususta talimat verdi.[6] Bu sırada Giresun Belediye Reisi Feridun-zade Osman Ağa idi. Rumların Giresun ve havalisinde Pontus Devleti kurma hayallerine karşı havalide silahlı bir kuvvetle dolaşıyordu. 1919 yılı Mayıs ayının ilk günlerinde Trabzon’dan Giresun’a Osman Ağa ve maiyetini yakalamak ve teslim almak üzere bir hücum taburu gönderildi. Trabzon’dan Giresun’a gelen Hücum Taburu Komutanı Osman Ağa’dan bir müddet için Giresun’dan ayrılmasını istedi. Osman Ağa da maiyeti ile birlikte Karahisar’a gitmeğe karar verdi.[7]

Osman Ağa, bu gün Giresun Ticaret Lisesi olarak kullanılan binadan Pontus bayrağı diye asılan bez parçasını indirerek, Kayadibi Köyünde iki gün kaldıktan sonra Şebinkarahisar’a doğru hareket etti. Bunun üzerine Osman Ağayı yakalamak üzere Giresun’a gelen Hücum Taburu da Giresun’dan ayrıldı.

Osman Ağa ve mahiyeti Şebinkarahisar’a geldiği zaman 30 Haziran 1919 gününün öğleden sonra idi. Ahçı Kel Hasan Ağanın gazinosuna oturdular. Karahisar mutasarrıfı Rıfat Bey’e Osman Ağanın ve mahiyetinin geldiği haberi verildi.

Osman Ağa Şebinkarahisar mutasarrıfın yanına gitti. Jandarma Komutanı Binbaşı da onların yanına geldi.

Osman Ağa : ”Ben bu vatan, bu millet uğruna tek ayağımla bu yola çıktım. Sizler de benim tevkifim için uğraşıyorsunuz. Ben de sizin yanınıza geldim. Ya tevkifimi ya affedilmem için ilgili makamlara bildirilmesini istiyorum. Sizler hangisini istiyorsunuz? Tevkifimi ise buyurun, affımı ise derhal bekliyorum.”

Osman Ağanın isteğinin kabul edilmesinin bölgede asayiş ve sukünunu iadesini sağlayacağını, Ayrıca Osman Ağanın etrafına topladığı 1000 kişiden fazla kuvvetinin de imhadan kurtarılabileceğini bildirdi. 1 Temmuz 1919.[8]

Şebinkarahisar’dan, İstanbul Hükümeti’ne Osman Ağa ve maiyetinin affedilmesi için çok acele yazılan yazı ile birlikte durum Sivas valisi Derviş Paşaya da bildirmişti. Sivas Valisi Reşit Bey’in dehaletiyle 7 Temmuz da Meclis-i Vükela Osman Ağa ve 169 arkadaşını şahsi hukuk saklı kalmak koşuluyla affetti. Bu karar Dahiliye ve Adliye Nezaretleri’ne tebliği edildi. [9]

Osman Ağa, Şebinkarahisar’da iken affedildiğine dair yazı geldi. 8 Temmuz 1919 günü Osman Ağa ve maiyeti afları ile ilgili yazıyı Şebinkarahisar’ın Millet Bahçesi’nde okudu. O günün hatırası olarak da hep birlikte bir de resim çektirdiler.

Bu resim ile Osman Ağanın söyledikleri:

“Tehcir ve nakil meselesinden dolayı, erbabı müfsedetin Dersaadet divanı harbi daimisine vuku bulan müracaatları neticesi, hakkı acizanemde bile tahkikat ihzar müzekkeresi sadır olmuş idi. Alü ve adaletin tamamii tatbikine intizarın maarüfaka dağlara iltica ve ma ahiren şeref sadır olan irade-i seniyye-i Hazreti Padişahı’nın Karahisar’ı şarki de tarafı acizaneme makamı mutasarrıf iden ita ve kıraatını müteakip Liva-i mezkur Millet Bahçesi’nde 8 Temmuz 1935 tarihinde gurup halinde bir kısım maziyyetimle çektirilen fotoğraf bir hatıra-i kıymettar olmak üzere[10]kayıtlara girmiştir.

Bu zaruret sonucu TBMM, 9 Aralık 1920’de 407 Sayılı Kararname ile 3. Kolordu Lağvedilerek, 5. ve 15. Tümenlerle Sivas’ta bulunan 6.Atlı Piyade Tümeninden oluşan bir Merkez Ordusu kurulmuştur.

Merkez ordusunun kumandanları Nurettin Paşadır. [11]

XIX. yüzyılda Giresun kasabası düzgün ve muntazam bir şose yolu ile Sivas vilayetinin Karahisar-ı Şarki kasabasına bağlı idi. Bu nedenle, Giresun iskelesi Samsun ve Rize’nin yanı sıra Avrupa-Anadolu ticari ilişkilerinin bağlantı noktasıydı. Karahisar-ı Şarkideki madenin nakliyat ve ihracatı da Giresun iskelesinden yapılmaktaydı. Bu sayede, Giresun kazası Trabzon vilayetine bağlı yerleşmeler arasında servet ve mamuriyeti açısından en önemli konuma gelmekteydi.[12]

Günümüzde de Şebinkarahisar kazamızın taşımış olduğu tarihi önem devam etmektedir. Bu yapılan sempozyum daha önce vilayet olan Şebinkarahisarlılara istedikleri vilayet olma hakkını kazandıracağını düşünmekteyiz. Çünkü,Şebinkarahisar taşımış olduğu iktisadi ve kültürel birikim neticesinde bunu haketmektedir.

 



*    KTÜ Giresun Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

[1]     Coşkun Alptekin, “Erzurum Kongresi” , Atatürk Devrimleri Enstitüsü Dergisi, I / 1 (1978), s.39

[2]     M. F. Kırzıoğlu,  “.Erzurum Kongresinin Sağ Kalan Beş Mümessili”,Türk Kültürü,Yıl VIII(1969), S. 85, s. 64-66

[3] Erden Menteşoğlu, Osman Ağa, Giresun 1991, s. 46-48

[4] Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, İstanbul 1980, s. 26

[5] Türk İstiklal Harbi, C. VI, Genel Kurmay Başkanlığı, Ankara 1964, s. 140

[6]      Giresun İl Yıllığı,1973. s. 8

[7]     Mehmet Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul-1975, s. 54-55

[8]     BA, BEO, nr. 343565, Lef, 1-2

[9]     BA, BEO, nr. 343565, Lef 3, Meclis-i Vükela Mazbatası (MV), nr. 216 /69, 82 1337; 217/45, 16 s. 1338; DH-ŞFR, nr-101/19-15, 821337; 101/19-70, 14L 133;

[10]    Mehmet Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul-1975 s.68-69

[11]    A. Mehmet Kocaoğlu,”Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa ve Giresunlu Osman Ağa’nın Kader Çizgileri” Milli Mücadelede Giresun (Sempozyum 6-7 Mart 1999), İstanbul 1999. s. 122

[12]    Trabzon Vilayeti Salnamasi,  1322 , s.131-139

 


Tür : Bilim Tarih : 13.07.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this