ŞEBİNKARAHİSARLI BİR KÜLTÜR ADAMI:MEHMET HAYRİ AKYÜZ

Anasayfa » Bilimsel Bildiriler » ŞEBİNKARAHİSARLI BİR KÜLTÜR ADAMI:MEHMET HAYRİ AKYÜZ
share on facebook  tweet  share on google  print  

ŞEBİNKARAHİSARLI BİR KÜLTÜR ADAMI:MEHMET HAYRİ AKYÜZ

"Bilimsel Bildiriler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

 

Yrd. Doç. Dr. Nezahat ÖZCAN *

 

“Göklere yükselmiş yüksek bir dağın ta tepesinde yedi köşeli bir kaledir. İlk bakışta direksiz ve serensiz kalyon gemi gibi görünüyor. Yedi tarafında da duvarlarının yüksekliği yedi zira’dır. Yetmiş burç, yüz bedendir. Çevresi üç bin altı yüz adımdır. Dört çevresinde cehennem kuyusu gibi dereleri olduğundan hendeği yoktur. Üç kat sağlam demir kapıları vardır. Gece gündüz bekçiler bekler. Çünkü Karadeniz’e yakın köylerin halkı Kazak korkusundan kıymetli mallarını hep bu kaleye saklamışlardır. Kale içinde yetmiş kadar ev var. Ama evleri dar ve halkı su sıkıntısı içindedirler. Eşeklerle ta aşağı nehirden su getirirler. Su yolları var fakat kuşatma zamanlarında çalışır. Kale içinde su sarnıcı, buğday ambarlarında yüz yıllık darı ve pirinç çeltiği bulunur”.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde üç gün misafir kaldığı Şebinkarahisar’ı iktibas yaptığımız bu cümlelerle anlatmaya başlar[1].

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ankara Kalesi için ifade ettiği gibi, Şebinkarahisar Kalesi’nin eteklerinde de, tarihin büyük düğümleri çözülüp bağlanmıştır. Biz bu tebliğimizde, Mavrokasteron’un (Rumca’da kara kale anlamına gelen bu kelime mavro ve kastero kelimelerinden oluşturulmuştur), Akkoyunlular tarafından fethediliş macerasını, roman türünün imkanlarını kullanmak suretiyle anlatma heyecanını duymuş olan Şebinkarahisarlı bir kültür adamını, Mehmet Hayri Akyüz’ü tanıtmaya çalışacağız.

            Mehmet Hayri Akyüz, 1919 yılında, eğitmen / öğretmen bir babanın oğlu olarak Şebinkarahisar’ın Avutmuş mahallesinde doğar. Babası Osman Nuri, annesi Zekiye’dir. Ailenin lakabı Şeyhoğlu’dur.

            İlkokulun ilk üç sınıfını Avutmuş İlkokulu’nda okuyan Hayri Akyüz, dört ve beşinci sınıfları Kadıoğlu Bahçeler İlkokulu’nda okur. Şebinkarahisar Orta Okulu’nu da bitirdikten sonra 1937 yılında İstanbul Sağlık Memurları Okulu’na giren Hayri Akyüz, sağlık memuru unvanıyla bu okuldan mezun olur.                                   

  Emine Hanımla evlenen Hayri Akyüz’ün halen hayatta olan üçü erkek (Murat, Fuat, Suat), biri kız (Ümit) olmak üzere dört çocuğu olmuştur.

    1940 yılında askere giden Hayri Akyüz, vatani görevini tamamladıktan sonra, sırasıyla Erzurum Diyarbakır, Trabzon, Şebinkarahisar, Suşehri, Giresun, tekrar Şebinkarahisar’da sağlık memuru olarak çalışır. İstanbul Beşiktaş’ta sağlık memuru olarak çalışırken Sivas Şarkışla’ya tayin edilince memuriyetten istifa eder (Temmuz 1958) ve Şebinkarahisar’a gelerek eczacı teknisyeni olarak çalışmaya başlar. Daha İstanbul’da iken yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayan Hayri Akyüz 8. Aralık 1965 tarihinde Şebinkarahisar’da vefat eder. Çok genç sayılabilecek bir yaşta vefat eden Hayri Akyüz, Şebinkarahisar’da aile kabristanına defnedilir.

Hayri Akyüz, kültürümüzün önemli bir yönünü ören kültür şahsiyetlerimiz gibi, edebiyat, tarih ve kültürün diğer alt dallarını oluşturan bir meslek sahibi olmamasına rağmen kültür ve sanat meseleleriyle ilgilenmiş, doğup yaşadığı şehir ve çevresinin tarihini, coğrafyasını, mimarisini, hasılı kültür unsurlarını, bir gönül eri olarak incelemeye çalışmış, Haber, Akşam, Yeşil Giresun, Erzurum, İleri, Şebinkarahisar Postası, Yeni Şebinkarahisar, Karadeniz ve Tamzara gibi gazetelerde Hayri Akyüz ve Hisarlı müstearıyla yazılar kaleme almış şiirler yazmıştır.

Hayri Akyüz, 1952 yılında “Şebinkarahisar Şairleri”[2] adıyla 23 şairin yer aldığı küçük bir kitapçık  (69 sayfa) yayınlamıştır. Kitabın iç kapağında “Birinci Kitap” notu bulunmasına rağmen devamı gelmemiştir. Önsözde Şebinkarahisarlı şairlerden bazılarının eserlerinin kaybolmasına, bazılarının ise başka imzalar altında neşredilmesine duyduğu tepkinin böyle bir eseri hazırlamasında etkili olduğunu ifade eder. Hayri Akyüz’ün kitabı Şebinkarahisarlı şairlerle ilgili ilk müracaat kitabı konumundadır. Hayri Akyüz’ün kitabı, şairlerle ilgili geniş biyografik malumat içermemekle birlikte araştırmacılara ilk malzemeyi temin etmesi bakımından önemli bir antolojidir. Bu tarz kitapların, beldelerin yerel şair/edebiyatçılarını kaydetmesi ve kaybolup gitmelerini önlemesi bakımından önemlidir. Hayri Akyüz, kitabında biyografileri oluştururken, yanlışlıkla başka şairlere mal edilen şiirlerle ilgili bilgiler de vermiştir[3]. Hayri Akyüz, kitabına yöneltilen tenkitler ve kitaba alınan şairlerin bir kısmından gelen mektuplar doğrultusunda biyografik malumat, şiir örnekleri,  şair kadrosunu zenginleştirmek amacıyla malzeme toplamaya devam etmiş, ancak kitabının genişletilmiş ikinci baskısını yaptırmaya muvaffak olamamıştır[4].

Şebinkarahisar Şairleri, Hayri Akyüz’ün yazmayı tasarladığı Şebinkarahisar Tarihi’nin bir kısmını oluşturacaktır. Hayri Akyüz, Şebinkarahisar tarihiyle ilgili bir eser yazmayı henüz ortaokul öğrencisiyken yazmayı tasarlar. 1953 yılında Mersin Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olan halkiyatçı yazar Cahit Öztelli’ye yazdığı mektupta bu hevesini şu cümlelerle ifade etmektedir. “ Ben daha ortaokulun ilk sınıflarındayken–çocukluk bu ya- sınıf kütüphanesinde mahalli bir çok tarihler görür ve düşünürdüm, Şebinkarahisar’ın bir tarihi olmasın diye... Sivrilen gençlik, Karahisar’ı ağzına almamak şartıyla onu terk edip gittikten sonra bunların yapılmasına imkan yoktur”.

Ancak, Hayri Akyüz, doğup büyüdüğü şehir adına bu şehrin kültürüne katkı adına bir şeyler yapmanın lüzumunu duyar. Şebinkarahisar Şairleri bu vazife duygusuyla ortaya çıkar. 

Cahit Öztelli’ye yazdığı mektubun devamında Şebinkarahisar Şairleri’ni tertip etme sebebini şöyle anlatır: “Şu hale göre bu vazife–ne kadar ağır olursa olsun- bize düşüyor dedim. Böyle bir karar verdikten sonra geriye de dönemezdim. İstemek kolay, fakat başarabilmek zor. Kusurlu dahi olsa bu işi başardığımı zannediyorum. İkinci kitabımızı neşretmek imkanını bulursak hatalarımızın tashihi cihetine gideceğiz.”

Hayri Akyüz, Şebinkarahisar Şairleri adlı kitabının 53. sayfasında kendisinin de kısa biyografisine ve beş şiirine yer verir. 

Bu şiirlerden biri olan “Doğudan Batıya” başlıklı şiirini kendi deyimi ile: “Giresun’a kadar olan topraklar üzerinde hak iddia eden iki Gürcü profesörün yayınlarını müteakip kaleme alır, 28 Mart 1946 tarihli Erzurum Vilayet gazetesinde neşreder.” İki dörtlükten oluşan “Doğudan Batıya” şiirini buraya  almak istiyorum:

                                  

 

Doğudan Batıya

Dumanlı dağların göğsünden taştım

Daima savaştım ülkeler aştım

Asırlık yolları bir hızda alıp,

Doğudan batıya hemen ulaştım.

 

Öz yurdum Asya’dan, Ergenekon’dan,

Çığır açmak için ayrıldım ondan.

Destanlarla dolu tarihi yoldan,

Doğudan batıya hemen ulaştım...

                                   Şebinkarahisar Şairleri, s. 53.

Yazılı kültür ürünlerimizin heba olup gitmesine razı olmayan her münevver gibi Hayri Akyüz de yazma ve matbu bazı kitap sayfalarının bakkallarda ambalaj malzemesi olarak kullanıldığına şahit olunca İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne mektuplar yazarak ilgililerin dikkatlerini bu meseleye çekmek ister.

Hayri Akyüz, Şebinkarahisar ve civarında bulunan yazma kitapların bilgisizlikten ve ilgisizlikten kaybolup gittiğine dikkat çekerek kitaplığında bulunan on sekiz adet yazma eseri, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne gönderir.  Hayri Akyüz’ün, konuyla ilgili olarak yazdığı dilekçesinin son cümlesi şöyledir. “Sandık der ununda bulunan kitapların tetkiki ile bir karara varılmasını, fiyat hususunda muvaffak atımın alınmamasını bilhassa istirham ederim.”

Amatörce, ama bilinçli bir gayret sahibi olan Hayri Akyüz, aileden intisap eden bir kitaplığın da sahibidir. Elinde bulunan eserleri okuyup, onları yazan kişileri ve yazıldıkları devri araştıran Hayri Akyüz, herhangi bir konuda tereddüt ettiği zaman, konunun uzmanı olan kişilere mektuplar yazmak suretiyle  bu tereddüdünü gidermeye çalışır.

Bu mektuplardan birini dönemin Hariciye Vekili olan bilim adamı Prof. Fuat Köprülü’ye yazmıştır. 8.2.1953 tarihini taşıyan bu mektupta, 15. yüz yıl şairlerinden  Cumali’nin Hüma vü Hümayun adlı eseri ile ilgili bilgi ister. Mektubun içeriğinden kendisinin de kaynaklardan bu konuya yönelik araştırma yaptığı anlaşılmaktadır.

Hayri Akyüz, dönemin süreli yayınlarından bazılarını  takip etmiş, buralarda yayınlanan yazılardan istifade edebileceği malzeme aramıştır. Bu süreli yayınlardan biri “Tarih Dünyası” adlı dergidir.[5] Derginin 6. sayısında yer alan Kemal Çığ imzalı “Hattat Ahmet Karahisari” başlıklı yazıda, başta Hattat’ın Afyonkarahisarlı olarak gösterilmesi olmak üzere  birtakım bilgi yanlışlarının düzeltilmesiyle ilgili Kemal Çığ’a bir mektup yazar. Fotokopi nüshası elimizde olan mektuptan anlaşılacağı gibi Hayri Akyüz hem dikkatli bir okuyucu, hem de okuduğu metinlerdeki yanlışların düzeltilmesi hususunda gayret gösteren bir gönüllüdür.

Hayri Akyüz, 1933 yılında vilayetlik hakkı elinden alınan Şebinkarahisar’a bu hakkın iade edilmesi için başlatılan mücadelede içinde yazılarıyla yer alır.[6] Gölveli Yazar Aziz Nesin ile bu konuyla ilgili mektuplaşır. Aziz Nesin’in, “Az Gittik Uz Gittik” başlıklı yazısına[7] cevaben bir yazı kaleme alır ve Yeni Şebinkarahisar’da yayınlar. Aziz Nesin, adı geçen yazısında o günlerde ivme kazanan Şebinkarahisar’ın yeniden il olmasıyla ilgili düşüncelerini yazar. Hayri Akyüz, Aziz Nesin’in:”Biz Karahisarlı’lar beldemizi tanıtmış olsa idik, idari taksimatta tarih boyunca vilayet merkezi olarak yer alan bu güzel belde kaza olmak gibi bir kazaya uğramazdı” cümlesini ve diğer bazı hükümlerini tenkit eder. Beldenin tanıtılmasında Aziz Nesin’in de üstüne düşenleri yerine getirmediğini belirtir. Şebinkarahisar’ın vilayetlik hakkının iade edilmesi etrafında, Aziz Nesin’le Hayri Akyüz arasında birkaç mektuplaşma daha olmuştur.

Hayri Akyüz, ilk sayısı Ağustos 1949’da yayınlanan Türk Folklor Araştırmaları dergisine, Şebinkarahisar edebiyatı ve folklorü ile ilgili makaleler gönderir.[8] Bu yazıların ilkinde “Şebinkarahisar Oyun ve Türküleri” üst başlığı ile Tamzara mahallesinin “Efeler” adlı oyun ve Türküsünü tanıtır. Aynı dergide yayınladığı ikinci yazısında kitaplığında bulunan bir yazmayı tanıtır. Yazıda, 15. yüz yıl Şairlerinden Cemali’nin Hüma vü Hümayun’u tanıtır. Üçüncü yazıda, elinde bulunan bir cönkte, Sadi adlı bir şairin yazdığı “Yer ile Gök Destanı”nın tam metnine yer verir. Dördüncü yazıda, Ziberi ağasının oğlu şair Nuri’yi tanıtır ve iki de şiirine yer verir. Beşinci yazıda Şebinkarahisarlı Seyyahi ve Mesturi hakkında kısa bilgi ve şiirlerinden örnekler verir.  Hayri Akyüz’ün Türk Folklor Araştırmaları dergisinde bunlardan başka üç yazısı daha yayınlanmıştır.

            Hayri Akyüz, henüz ortaokul öğrencisiyken yazmayı hayal ettiği Şebinkarahisar Tarihi ile ilgili notlarını 1939 yılında tamamlar. Hayri Akyüz, mektuplarında, yayına hazırladığı bu kitabı, maddi imkansızlıklardan dolayı yayınlayamadığını belirtmektedir. Kitabın bazı bölümlerini 1943 yılında Yeşil Giresun gazetesinde  yayınlar.[9]

            Hayri Akyüz, halk tababetinde kullanılan bitkilerle ilgili araştırmalar yapmasına rağmen bunları neşretmemiştir.

            Her türlü imkanın sınırlı olduğu yıllarda, doğup büyüdüğü ve memur olarak hizmet ettiği Şebinkarahisar’ın kültür varlığının kaybolup gitmesini önlemek, mahalli kültürü milli kültüre katmak gayretiyle  çırpınan bu gönül ve kültür adamına rahmet diliyor, onun bıraktığı boşluğu doldurmak için çırpınanlara ise şükranlarımızı sunuyoruz.

 

 

 

 

 



*

[1]     Evliya Çelebi seyahatnamesi , Mehmet ZILLİOĞLU Evliya Çelebi, Üçdal Neşriyat, 2. Cilt, İstanbul 1966, s.621-622.

[2]     Hayri AKYÜZ, Şebinkarahisar Şairleri, 1952, 69 s.

[3]     Hayri Akyüz, İsmail Habip Sevük’ün, 1925 yılında yayınladığı Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi’nde Nazım Hikmet’e ait gösterilen “Kara Kuvvet” adlı şiirin, Türkçe öğretmeni şair Mehmet Emin Ertem’e ait olduğunu, Ertem’in biyografisinde belirtir. Hayri AKYÜZ, Şebinkarahisar Şairleri, s.29.

[4]     Şebinkarahisar Şairleri ile ilgili topladığı malzemelerin fotokopilerini bize gönderen oğlu Avukat Suat Akyüz’e burada teşekkür etmeyi bir vazife addediyoruz.

 

[5]     Tarih Dünyası mecmuası, 1950- 1953 yılları arasında 38 sayı; 1964- 1965 yılları arasında 7 sayı olarak yayınlanmıştır.

[6]     Hayri Akyüz, Şebinkarahisar’ın vilayetlik hakkının iadesiyle ilgili olarak Yeni Şebinkarahisar gazetesinde yazdığı yazılar şunlardır: “Şebinkarahisar Niçin Vilayet Olmak İstiyor?”, Yeni Şebinkarahisar S:53, 19 Ağustos 1958; “Şebinkarahisar Niçin Vilayet Olmak İstiyor? ll” Yeni Şebinkarahisar S: 54, 22 Ağustos 1958; “Aksarayla Kaza Olduk Aksaray'la Vilayet Olalım.” Yeni Şebinkarahisar, S: 58, 5 Eylül 1958.

[7]     Aziz NESİN, “Az Gittik Uz Gittik”, Akşam, Ekim 1958.

[8]     Hayri Akyüz’ün bu dergide yer alan yazıları şunlardır: Hayri  AKYÜZ, “Mahalli Raks ve Türküler: Şebinkarahisar Oyun ve Türküleri Tamzara ve Efeler”, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi,S: 50, Eylül 1953, s. 701.; “15. yüz yıl Şairlerinden Cemali’nin Hüma vü Hümayun adlı Eseri Hakkında Birkaç Söz” Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S:54, Ocak 1954, s.856-857; “Bir Cönkten: Yer ile Gök Destanı, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S:131, Haziran 1960, s.2173; “Tanınmayan Şairlerimiz: Şebinkarahisarlı Nuri”, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S:134, Eylül 1960, s.2234; “Tanınmayan Şairlerimiz: Feyyahi ve Mesturi” Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S: 142, Mayıs 1961, s.2399; “Derlemeler: Şebinkarahisar’da derlenen iki Şiir”, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S:83, Haziran 1956, s.1324; “19. yüz yıl Şairlerinden Kul Mahlaslı Şairler: Kuloğlu ve Kayıkçı Kul Mustafa”, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S. 90, Ocak 1957, s. 1436; “Düğün Adetleri: Şebinkarahisar Köylerinde Düğün ve Evlenme”, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, S:96, Temmuz 1957, s.1524-1527.

[9]     Hayri Akyüz, “Memleket Tetkikleri: Şebinkarahisar’ın Coğrafi Vaziyeti l”, Yeşil Giresun, 13 Mart 1943; “Şebinkarahisar Milattan Evvel  ll”, Yeşil Giresun, 20 Mart 1943, “Şebinkarahisar Milattan Evvel lll”, Yeşil Giresun, 27 Mart 1943; “Romalılar Devrinde Şebinkarahisar”, Yeşil Giresun.


Tür : Bilim Tarih : 13.07.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this