İZLERDEKİ ŞEBİNKARAHİSAR

Anasayfa » Bilimsel Bildiriler » İZLERDEKİ ŞEBİNKARAHİSAR
share on facebook  tweet  share on google  print  

İZLERDEKİ ŞEBİNKARAHİSAR

"Bilimsel Bildiriler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

 

                                               Dr.  Nazım Elmas*

Giriş   

Tarihi boyunca değişik kavimler ve kültürler tarafından yerleşim yeri ola­rak kabul edilmiş olan Şebinkarahisar, en verimli asırlarını Osmanlı Döneminde yaşamıştır. Ortalama altı yüz yıllık bir dönem içinde Şebinkara­hisar, yetiştirdiği ünlü kişilerle, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle, adından sık sık söz ettirmiştir. Karadeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesinin geçit noktasında olması nedeniyle, kültürel birikim itibariyle de dikkati çeker. İklim ve coğrafi konum bakımından bir Anadolu beldesi olan Şebinkarahi­sar, sanat ve kültür faaliyetlerinde bu özelliğini  bir imkan olarak değerlen­dirmiş,kültürel faaliyetlerin içinde yerini almıştır. İdari yapı bakımından uzun süre sancak konumunda kalan, bir süre sonra il olarak yöne­tilen bu yer; çevresine göre idari yapıda ki öncülüğünü ilim, kültür ve sanatta da göster­miştir. Zaman zaman bu faaliyetlerde dışa açılmış, dışarıdaki çalışmalarla kültürel canlılığını birleştirmiştir. Bu çalışmamızda Şebinkarahisar’ın kültü­rel zen­ginliğine bir katkı yapmaya ve destek olmaya çalışacağız.

            Yapılan çalışma bir araştırmadır. 1926 yılında Giresun’da yayınla­nan bir mecmuadan hareketle Şebinkarahisar’ın kültürel zenginliğini günü­müze aktar­maya, sempozyum bünyesinde izleyicilere ve okuyuculara suna­rak kültür halkala­rını tamamlamaya çalışacağız. Zira bir bölgenin ya da bir yerin değişik dönem ve tarihlerdeki kültürel birikimlerinin ve zenginlikleri­nin parça parça ortaya koyul­ması, sonra bunların birleştirilmesi bölgenin ve ülkenin kültürel haritasını çıkar­mayı kolaylaştıracaktır. Çalışmamız Şebinka­rahisar’ın 1926 lı yıllardaki kültürel durumunu tespite katkı sağlayacaktır.

            Şebinkarahisar’ın Giresun’a göre daha içte olması iç Anadolu ikli­mini ta­şıması bazı coğrafi tercihlerin sebebi olmuştur. Yağış bakımından Şebinkarahisar Giresun kadar yağış almaz. Buna karşılık güneşli gün sayısı Giresun’dan çok fazla­dır. Güzel havalar kavramı ile ifade edebileceğimiz bu durum çoğu sanatçının ve insanın Şebinkarahisar’ı bir sayfiye yeri olarak görmesini sağlamıştır. Şebinkarahi­sar’da Kültürel hayat bu sebeple uygun bir zemin bulur.

            Bu çalışmayı yaparken gördük ki Giresunlu birçok sanatçı Şebinka­rahi­sar’da zaman zaman kalmayı tercih etmektedir. Bu sanatçılar kaldıkları süre içinde sanat faaliyetlerini yürütmekte sohbetlerle, sanat geceleriyle, konferanslarla kültü­rel bir havayı soluyan bölge oluşturmaktadırlar.

            Bir yıllık zaman dilimini incelediğimizde ortaya koyduğumuz bilgi­lere ulaştık. İncelememizi 1926 yılında Giresun Işık Matbaası tarafından yayınlanan bir mecmuadan hareketle  gerçekleştirdik.  Elimizde bir cildi –12 sayı- bulunan   bu   mecmuanın 13-24. sayılarını araştırarak Şebinkarahi­sar’ın o yıllardaki kültürel zenginliğini bir açıdan sunmaya çalışacağız.

İZLER Mecmuası

            İzler mecmuası 1924-26 yıllarında Giresun Işık Yurdu tarafından çıkarılan bir mecmuadır. Bazı ekonomik ve sosyal olaylar nedeniyle ileri-geri aksamalar olsa da genellikle on beş günde bir çıkarılmıştır. Kültür-Sanat edebiyat ağırlıklı bir der­gidir. Çoğu sayılarında spor sayfası bulunmaktadır. Son sayfa reklamlara ayrılmış­tır. Bu sayfada, Giresun’da ticari faaliyet yü­rüten kişilerin verdiği reklamlar, vapur seferleri, satılık gayrı menkuller, Giresun’a gelen gazete ve dergilerdeki ilgili tanı­tıcı yazılar, sürücü kursu programı ve tanıtımı yer almaktadır. Dergide Giresun merkezli yazılar ol­duğu gibi ,çevre ilçelerden, illerden hatta İstanbul’dan, Sivas’tan gönderilmiş yazılara da rastlanmaktadır. Bu yazılar felsefe, tarih, edebiyat ağırlık­lıdır. Sayfalar arasında Şebinkarahisarlı şairlere de rastlanmıştır. Yine Şebinkara­hisar’a daha fazla yer ayrılan seyahat notları yer almaktadır. Çalışmamız, bu şiirle­rin ve seyahat notlarının kamuoyuna duyurulmasını amaçlamaktadır. Bu vesileyle araştırmacılara kaynaklık edecek bir malzemenin ortaya ko­yulması düşünülmekte­dir.

            İzler Mecmuasının künyesinde ilk on yedi sayıda sahibi Cemil Hü­seyin olarak belirtilmektedir. Aynı yerde idare müdürü olarak Nuri Ahmet Çimsit’in adı geçmektedir. 18. sayıdan itibaren künyede sahipleri olarak Ak Engin, Nuri Ahmet, Cemil Hüseyin’in adı yer alır. Okuyucu mektupları say­fasına dikkat edilir ve yazar kadrosuna bakılırsa dergi geniş bir alanda ilgiyle takip edilmektedir. “Işık Matba­ası-Giresun” adresinde basılmaktadır. Ana­dolu’nun İyilik ve Güzellik İzleri alt baş­lığıyla okuyucuya seslenmektedir. Mecmuanın 1-12. sayıları I. cilt, 13-24. sayıları II. cilt olarak düşünülmüştür.

İZLERDEKİ ŞEBİNKARAHİSAR

            İzler Mecmuasında sık sık Şebinkarahisar’dan bahsedilmektedir. Bu bir okuyucu mektubuna cevap verirken, genç bir yeteneğe yol gösterirken olur. Mec­muada yer alan bazı şiir ve nesirlerin de künyesinde Şebinkarahisar ifadesine rast­larız.

Şebinkarahisar kültürel bakımdan zengin bir geçmişe sahiptir. Os­manlı dö­neminde sancak merkezi olması Şebinkarahisar’ı öne çıkarmıştır. Kültürel ortam içinde yeni yetenekler yetişmiş, bölgedeki bu birikim yeni ilim ve sanat adamları yetişmesine zemin hazırlamıştır.

            Şebinkarahisar’da  Sosyal  ve  Kültürel  Hayat

Bilhassa  yazları  çok cazip bir mekan olan bu belde sanatçıların say­fiye yeri olmuştur. Sanatçılar Şebinkarahisar’da tek değildir . çoğu zaman bir sanatçı gurubu Avutmuş’ta ,Tamzara’da en güzel sohbetleri etmekte, şiirle­rini birbirlerine okumaktadırlar

            Şebinkarahisar’ın sahil kesim ile İç Anadolu arasında bir yerleşim bölgesi oluşu yeni yolların güzergahında bulunuşu ekonomik ve sosyal can­lılık içinde ol­masını sağlamıştır. Çoğu zaman Giresun’un tahıl ihtiyacını karşılamış önceleri yük hayvanlarıyla yapılan nakliye işleri otomobille ya­pılmaya başlayınca daha bir önem kazanmıştır.

Sosyal Hayat

İzler Mecmuasının yayınlandığı 1925-26 yıllarında Şebinkarahisar vilayettir. Suşehri, Koyulhisar, Alucra, Mesudiye ilçeleridir. Bu geniş ve verimli arazilerin merkezinde Şebinkarahisar vardır. Birinci dünya savaşının, sıkıntıları yeni yeni giderilmektedir.

Ulaşım

Bayındırlık hizmetleriyle yeni bir dönem başlamaktadır.1926 yılının önemli faaliyetlerinden biri ulaşım alanındadır. İzler mecmuasında Giresun – Şebinkarahisar arasında açılan otoyolun ilk günleri anltılmaktadır. Otoyolla birlikte ilk otomobilin karşılanışı ve bununla ilgili hatıralar yer almaktadır.

            Mecmuanın yazarlarından Can Akengin’le Şebinkarahisar’dan Giresun’a avdetinde bir röportaj yapılmış ve intibaları alınmıştır. Bu röportajda Can Akengin otoyol ve otomobille ilgili hatıralarını okuyuculara ulaştırmaktadır. Hatıralarında en ilginç ifade Şebinkarahisar’da adeta bir otomobil bayramı düzenlenmiş olmasıdır. Ulaşım henüz istenilen rahatlıkta ve standartta değildir. Bilhassa Eğribel’de 4 metreye varan kar kütüklerinin içinden geçmek gerekmektedir.[1]

            Can Akengin’in anlattığı önemli hadise şudur. Eğribel’de zor şartlarda geçit bulan otomobil Şebinkarahisar’a ulaştığında otomobil bayramını andıran bir karşılama yapılmıştır. Bir Cuma günü Karahisar’a ulaşan otomobil nedeniyle bayram yaşanmıştır.

            “ Şüphesiz bu bir hadisedir. Karahisarlılarca nasıl karşılandı” sorusu üzerine Akergin şöyle der :

            "Her şeyde olduğu gibi bu azimkarlığı Karahisar’da ilkin Tüfekçizadeler kutladı. Ve kendilerine yakışır bir misafirperverlikle eşsiz bahçelerinde lüküslerin coşkun ışıklarından kamaşan, zengin, zarif bir sofra ile karşıladılar. Memleketim namına hemşehrimlerden yana kendilerine teşekkür ettim.Bütün Karahisarlılar geçen cumayı bir otomobil bayramı gibi tesid ettiler.”[2] 

            İzlerin daha sonraki sayılarında Giresun – Şebinkarahisar yolunun 125 km olduğu belirtilir.[3]

            O yıllarda alternatif yollar da düşünülmektedir. Senenin dört ayı kapalı kalan bir yolun ihtiyacı karşılamayacağı açıktır. Araçların muntazam işleyebileceği yollar için teklifler oluşturulur. “ Son zamanlarda Aksu vadisi takip edilerek yeni bir yol açılmak teşebbüsü var.Temenni edelim ki bu yol biran evvel yapılsın. Yoksa Giresun’un atisi fenadır”[4] denilir.

            Ekonomi

            Şebinkarahisar arazi ve iklim özellikleri bakımından tarım ve hayvancılığa uygundur. Yer altı kaynakları bakımından madencilik yapılmaktadır. Adını Şeb madeninden almıştır. İzler mecmuasının yayınladığı yıllarda tarımda modernleşme talepleri seslendirilmeye başlanmıştır. Verimli topraklardan makinalı tarımla daha bol ürün alınacağı ifade edilmektedir. Aynı yıllarda “Ziraat mütehassıslarının” modern tarımla ilgili gayretleri dikkati çeker.Bunların; “bir iki sene zarfında muhtelif pulluklar, kovanlar ve civciv makinaları celp ederek ziraatın terakkisine çalıştıkları kanaati şükranla görülmektedir.”[5]

            Şebinkarahisar vilayeti İzler mecmuasında 1926 yılında ilçeleriyle beraber 6.089.843 dönüm olarak verilmektedir. Verimlilik bakımından üç bölgeye ayrılmıştır. ”Birinci derecede Suşehri–Alucra, ikinci derecede Karahisar– Koyulhisar, üçüncü derecede Mesudiye kazalarıdır.”[6]

            1926 yılında vilayetin mahsul durumu şöyledir :

            15.445.640    kilo    buğday

            18.000.000            arpa

              2.500.000            siyaz

              1.500.000            fiğ

     500.000            mısır

     500.000            soğan        

     500.000            fasulye

                 500.000            patates

                 200.000            çavdar

                   10.000            kumdarı

    5.000            nohut

    5.000            mercimek

                  100.000            tütün

                800.000            ceviz

                100.000            elma

                  50.000            armut        

                 100.000            üzüm

                 30.000             duttan mamül pestil

                 90.000             dut kurusu

                 10.000             vişne

                 10.000             kayısı

               100.000             kara Erik

               250.000             tereyağı

             3.000.000    adet    yumurta

               150.000     kilo    peynirden ibarettir.[7]

            1926 yılında Şebinkarahisar ihracat ve ithalat bakımından değerlendirildiğinde olumlu bir seviyededir.”1.320.000 liralık eşya ihraç ve 869.500 liralık eşya ithal edilmiştir.Bu hesaba nazaran vilayetin ticaret-i umumiyesi itibarı ile 452.500 liralık fazla ihracatı vardır.”[8]

            Ticaret Odası başkanı aynı yıl için kayıtlı üyeler  ve ticari potansiyel hakkında bilgi vermektedir. Bu Ticaret Odasında “ Altı birinci sınıf,on ikinci sınıf,onyedi üçüncü sınıf tüccar mukayyettir.Ve mecburiyeti kaydiyeye tabi olmayanların miktarı ise altmış’a baliğ olmuştur.”[9]

            Hayat pahalılığı yoktur. ”Karahisar’da hayat ucuzluğu” vardır. En ala buğday ekmeğinin kıyesini on üç kuruşa, etin kıyesini otuz kuruşa, yumurtanın tanesini bir kuruşa alabiliyorsunuz. Hele bu sene Karahisar’da mebzulen buğday olmuştur. Halk çok memnundur.[10]

            Çevre

            Denizden bin üçyüz metre yükseklikte bir yerleşim merkezi olan Şebinkarahisar hava akımlarının getirdiği ferahlık ile dikkati çeker. Akşamüstü “Alaturka saat sekizden sonra esen bir rüzgar vardır ki Temmuzun yakıcı bunaltıcı günlerinde bile kalın palto ve pardesülerle gezmek mecburiyeti hasıl oluyor.” [11]

            İç Anadolu ikliminin verdiği kurak ve sıcak hava ile Karadeniz bölgesinin yağışlı ve nemli havası arasında bir karşılaştırma yapılarak; Giresunlulara yaz aylarında yaylalara gitmeleri yerine Şebinkarahisarın güzel ve ferah havasını tercih etmeleri tavsiye edilir. “Dumanlı, çiseli Kulakkaya’ya bir avuç gölgeye hasret çeken Bektaş’a koşan hemşehrilerime acır ve “Kıştan usanmadınız mı “dedikten sonra her hamiyet yürüyüşünde ilk safta bulunan Pehlivan İsmail Efendi’nin açtığı bu yoldan herkesi güzel “Tamzara’ya” davet edecek kadar cesaretim var. Çünkü Tamzara burnumuzun dibinde menendsiz minik bir İsviçre’dir.[12]

            Bağlar o yılın konut ihtiyacını geçici olarak karşılamaktadır.Şehir merkezi yangınlar sebebiyle tahrip olmuştur.Ev sıkıntısı vardır. Insanlar bağlardaki evlerinde kalmak zorundadır.

            Belediye

            Karahisar sokakları 1926 yılında lüks lambalarıyla aydınlatılmaktadır. Ermeni isyanında yanan ve yıkılan binaların imar ve ihyası için çalışılmaktadır. Bina sahipleri yıkılan evinin yerine yenisini yapmak için gayret göstermektedir.”İki sene evvel temelleri atılıp birinci katı hıtam bulan hükümet binasının ikinci ahşap kısmının inşasına başlamıştır.Bir orta mektep binası yapılmıştır “[13]  Belediye bir kamyonet satın almış civar kazalarla ulaşımı sağlamıştır. Tamzara mahallesine de belediyenin aracı çalışmaktadır. Bir yıl önce şehrin su ihtiyacını karşılamak için su getirilmiştir.

 

 

Kültürel Hayat

            Şebinkarahisar kültürel hayat bakımından da zengindir. Devlet adamları ve sanatçılar yetiştirmiş bir bölgedir. Geçmişteki ünlüleri saymak bu çalışmanın içeriğine uygun değildir. Ancak geçmişinde bir kültürel zenginliğin olduğunu ifade etmeliyiz.

            1926 yılında Karahisar’da sivil toplum kuruluşları bulunmaktadır. Bunlar çeşitli edebi ve kültürel etkinlikler yapmaktadır.Spor ve musiki çalışmalarınında yapıldığı mecmuadaki bilgilerden anlaşılmaktadır.

            Karahisarda bilhassa yaz mevsiminde sanatçılar kültürel toplantılar yapmakta, bağlarda musiki ve edebiyat sohbetleri icra edilmektedir.

            Sivil Toplum Kuruluşları ve Faaliyetleri

Şebinkarahisar’da 1926 yılında Halk Fırkası, Ticaret Odası Tayyare Cemiyeti, Türk Ocağı ve Hilal-i Ahmer (Kızılay) İdman Yuvası teşkilatı vardır.

Türk Ocağı genellikle öğretmenlerin ve gençlerin toplandığı bir yerdir. Edebi ve kültürel faaliyetler burada icra edilmektedir. Bir bölümünde alaturka fasıllar yapılmaktadır.Kanun, ud, keman ve mandolin çalanlar ve öğrenenler vardır.[14]

            Türk Ocağı konferanslar düzenler. Karahisar mebusu olan Mehmet Emin Yurdakul halka sık sık konferanslar vermektedir.Şebinkarahisarlılar konferanstan sonra Mehmet Emin Bey’i bahçelerine davet etmekte orada da sohbete devam edilmektedir.Milli şairimize ait bir belge olması bakımından mecmuadaki bir sohbet hatırasını buraya alıyorum:

            “Bir gün şair Mehmet Emin Bey Türk Ocağındaki konferansını bitirmiş idi. Bu beldenin aziz genci Tüfekçizade Emin Bey şairi ve bizi Karahisar’da hakikaten eşi bulunmayan bahçelerine davet etti.Önünde nur yüzlü ve ak saçlı şair ve yanında biz perestişkarları, Karahisar’ın yanmış mahalle aralarından geçerek Tüfekçizadelerin hanesine vasıl olduk.Aşılı zerdali, dut, vişne, erik ağaçlarının gölgelediği bin bir çeşit çiçeklerin süslediği bu geniş bahçenin en gölgeli mahallini intihab ederek şairin etrafında daire olduk. Muhasebemiz gittikçe umumileşiyordu. Şair muhitin insanlar üzerindeki tesirini anlatıyor; mesela, Erzurumluyu tepelerine yetişilemeyen karlı dağların şahikaları kadar vakarlı gördüğünü, Karadenizlileri birden coşan ve fakat derhal eriyen deniz dalgası gibi asabi bulduğunu söylüyor. Bütün ömründe gezmiş olduğu memleketlerin halkında birer suretle muhitlerinin tesirini gördüğünü anlatıyordu.

            Akşam olmuş, güneş yavaş yavaş,Öksürük kayasının arkasına iniyordu.Şairin otomobili kapıya gelmişti. Fakat bizler bu saatlerin bitmesine bir türlü razı olamıyorduk. Kibar ev sahibi yemeğe kalmamızı istirham ettiler ve kabul buyurdular.Yemeğe oturduk. Sofrada müteaddit fotoğraflarımız alındı.-Bu fotoğrafların klışeleri İstanbuldan gelmedi. Diğer nushalarımızda koyacağız- Yüce şair hatıralarını tatlı tatlı anlatıyordu. Kahvelerimizi de bahçede içtik.Artık iyiden iyiye serinlik başlamıştı.Salona çıkıldı.Salonda otururken aziz şair bizim Can Bey’in  tavsi ve tadil ederek vücüda getirdiği milli havaları dinlemek istedi.

            Emin, Halit, Abdülkadir beyler sazlarını akord ettiler, artık saz başlamıştı. Can Bey’in bestelediği nefis güftelerini Türk Şairi bütün dikkatiyle ve neş’e alaka ile dinliyordu. Her fasılada asıl sanatkar olan halkın, kendi dertlerini ne firâklı terennüm ettiğini anlatıyordu.

            Can Bey’den rica edildi.Son yazdığı Felek isimli iki perdelik eserinden bazı parçalarını inşad etti. Ve Şair dediki; “ İşte Anadolumuzun istediği, özlediği edebiyat. Yeni ve güzel çığırı siz açıyorsunuz evladım. Halkın ruhunu sezmişsiniz.”

            Sonra Can “Karakol“ adlı lirik şiirini okuyunca “Aydın Kızları“ şairi çok mütehassız oldular. Biz bunu fırsat bilerek kendilerinden bazı eserlerini okumalarını rica ettik.Şair yorgun olmasına ramen bizi kırmadı. Kendisine mahsus o zarif, müstesna inşadıyla ve hepimizi heyecandan çekip götürdü. İşte mahalle aralarından geçerek Tüfkçizadeler’in hanesine vasıl olduk işte bu güzel gün ve gece bizde böyle unutulmaz bir hatıra bırakarak herşey gibi maziye karıştı. “[15]

            İdman Yuvası adlı teşkilat hem sporla  hem de tiyatro ile meşkul olanların toplandığı bir yerdir. 1926 yılı içinde “Bir Gece Faciası “ adlı oyun temsil edilmiştir.Bu oyun “umumi arzu” üzerine ikinci defa sahnelenmiştir. Oyuncular yuvanın kayıtlı üyeleridir.                                

            Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Şebinkarahisar’ın faal kuruluşlarından biridir.Yardımlar toplamakta ve muhtaçlara hizmet götürmektedir.Cemiyetin aktif durumu İzler mecmuası yöneticilerini hayrete düşürmüştür; “Bir gün Karahisar’ın muazzam camiine gitmiştik bir şahaser olan bu camii gezerken gözümüze büyük bir levha ilişti bu levhada “Hilal-i Ahmer’e Yardım Edin “ibareleri yazılıydı. Nazar-ı dikkatimizi celp etti. Giresun’da ismi var fakat cismi olmayan bir cemiyetin Karahisar’da bir faaliyeti olduğunu gösteren bu ilan bizi bu husus hakkında tetkikat yapmaya sevk etti.Yaptık Hilal-i Ahmer Cemiyeti Karahisar’da hakikaten faaliyet göstermektedir.”[16]

            Bu tür kuruluşlar dışında sanat meraklıları kendi aralarında toplantılar düzenlemektedir.Bunlardan biri Şair Abdi Bey’in torunu Nihal Bey’le yapılan bir toplantıdır.Nihal Bey mecmua heyetini Avutmuş bağlarındaki konaklarına davet etmiş.” Gece yarısına kadar yıldızlı bir sema altında şiirden sanattan, sanatkârdan herşeyden” [17] konuşmuşlardır.

            İzlerdeki Şebinkarahisarlı Şairler

            Izler mecmuasının ondöt–yirmiüç sayılı nüshalarında Şebinkarahisarlı şairlere ait yedi şiir yayınlanmıştır. Bunlardan dördü Mehmet Emin Ertem’e aittir.Bu şiirlerin iki tanesi Mehmet Emin imzasıyla iki taneside müştear ismi Müstak imzasıyla yayınlanmıştır.Diğer üç şiir Baiszade Rıza’ya aittir. İzler’in elimizde olan ikinci cildinden hareketle Şebinkarahisar ile Giresun arasında kültürel bir iletişim olduğu anlaşılmaktadır.

            Mecmuada şiirleri yayınlanan Mehmet Emin (Ertem) 1895 yılında Şebikarahisar’da doğmuştur. Bülbül Mahallesi’nde Tüfekçizadelerdendir. Ticaret Mektebi mezunudur. Edebiyata olan ilgisi ve kabiliyeti nedeniyle 26 yıl Türkçe Öğretmenliği yapmıştır. 1943 yılında vefat etmiştir. Eğitim öğretim hizmetlerinin yanında sosyal faaliyetlerde de bulunmuştur. Gençlerin sanata olan ilgilerini artırmış. Tiyatro çalışmalarına öncülük etmiştir. İlk dil kurultayının üyeleri arasındadır.[18]

            Mecmuada yayınlanan dört şiirinden üçü aruzla biri heceyle yazılmıştır. Heceyle yazdığı şiir Cumhuriyet Bayramı’nda kız mektebi için yazılmıştır.

            Mehmet Emin ahenk unsuru olarak şiirlerinde aruz ölçüsünü ve hece ölçüsünü kullanmıştır.Şebinkarahisarlı diğer bir şair Baiszade Rıza ile olan yakın dostluğu nedeniyle dört şiirden ikisini ona ithaf etmiştir. Bu şiirler Gözlerin ve Muhatabına adını taşımaktadır.Diğer iki şiiri Vatanıma ve Cumhuriyet Kızı adıyla yayınlanmıştır.

            İzler mecmuasında yer alan şiirlerinden üçü gazel nazım şekliyle ve aruz ölçüsüyle yazılmıştır.Cumhuriyet Kızı adlı şiiri daha güncel olması ve yeni nesillerin sesini,düşüncesini,hissiyatını yansıtması nedeniyle dörtlükler halinde ve 15’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.

            Klasik şiirde gelinen noktaya ait ipuçları bu şiirlerde farkedilmektedir. Gazellerden birinin teması vatan sevgisi üzerinedir. Biri güzellik (Gözlerin),biri sevgiliden şikayet (Muhatabına) temasını işlemektedir. Aruz ölçüsünde bazı illetlere rastlanmaktadır. Muhatabına adlı gazelin üçüncü beyitinde vezin iyi kullanılmamıştır. Anlam bakımından şiirlerde sağlam bir yapı olduğu görülmektedir. Gazellerde konu bütünlüğü vardır.

            İzlerdeki diğer Şebinkarahisarlı şair Baiszade Rıza’dır. Bu isim mecmuanın 23. Sayısında Baisoğlu Rıza olarak yer almıştır.

            Baiszade Rıza (ACAR) Şebinkarahisar’ın Kızılca Mahallesinde doğdu. Doğum tarihi kaynaklarda H.1279 olarak verilmektedir. “Baiszadelerden olan Şair Rıza, rüştiye mezunudur. Vergi memurluğu görevinde bulunmuş,şiir başta olmak üzere sanat ve edebiyat ile çok yakından ilgilenmiş, Şebinkarahisarlı gençlerin güzel sanatlar alanında muzaffer olmaları için yol gösterici olmuş, kamu kuruluşlarındaki görevlileri de sanat ve edebiyat ile ilgilenmeye teşvik etmiştir.[19]

            Aynı kaynakta Baiszade Rıza’nın şiirlerini yalnız hece ölçüsü ile yazdığı ifade edilmektedir. Ancak hece ile yazdığı şiirlerden başka onun aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerinin de olduğu kesindir. Incelediğimiz mecmuada onun aruzun fâilâtün / fâilâtün fâilâtün / fâilün kalıbıyla yazılmış Türkmen Güzeline isimli şiirine rastlanmıştır.Mecmuanın birinci cildinde ve o yıllarda yayınlanan diğer basın organlarında da aruzla yazılmış şiirleri olabilir.

            Şair Rıza hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerde halk söyleyişlerini sık sık kullanmıştır: Amanım kesildi, belim büküldü, dilim lal oldu, püsküllü bela....... Halk aşıklarının geleneksel söyleyişlerine ait zamandan ve hayat şartlarından şikayet Rıza’da da vardır.

            Bir Türkmen Güzeline ve Elinden adlı şiirlerde Arapça ve Farsça kelimeler kullanan şair, Farsça kaideye göre tamlamalara da yer vermiştir. Senin Olsun adlı şiirde ise mani nazım şekli ile tamamen sade ve yalın bir dille coşkulu neşeli bir eda ile duygularını ifade eder.

            Mecmuada yayınlanan şiirin biri Can Akengin’e ithaf edilmiştir. Bu durum Karahisar’lı şairlerle Giresun’lu sanatçılar arasındaki kültürel iletişim ve diyaloğun da bir nümunesidir.

 

SONUÇ

İzler mecmuasının sayfaları arasında verilen bilgiler Şebinkarahi­sar’ın 1926 yılında sosyal ve kültürel yönden canlı hareketli ve verimli faali­yetlerle iç içe olduğunu göstermektedir. Savaş sonrası toparlanma ve imar çalışmaları başlamış, sanayi ve teknoloji alanında Türkiye geneli ve dünya­daki gelişmeler takip edilmiş­tir. Tarımsal kalkınma, tarımda yeni faaliyetlerle makinalaşma gündeme gelmiştir. Ekonomik açıdan refah seviyesi iyiye gi­den, ithalatı ile ihracatı arasındaki ihracat lehine olumlu seviyesi, Şebinkarahi­sar’ın gelişmeye müsait bir bölge olduğu kanaa­tini kuvvetlendirmektedir.

            Kültür sanat ve edebiyat sahasındaki canlılık da dikkati çeker. Meh­met Emin Yurdakul gibi bir milli şairin Şebinkarahisar milletvekili oluşu bu alandaki çalışmaları daha verimli ve zengin hale  getirmiştir. İklim şartları ve havası nede­niyle sanatçıların kalmak için tercih ettiği bir yer oluşu bu faali­yetlere ayrıca bir katkı yapmıştır.

            Şebinkarahisar’la ilgili olarak bir mecmuadan yararlanarak ortaya koydu­ğumuz bu bilgiler diğer bilgilerle birleştiğinde sosyal ve kültürel geç­mişin ve zen­ginliğin bilinmesine katkı yapacaktır. Şebinkarahisar’ın geçmişi ile ilgili bilgiler­den hareketle geleceğe daha emin adımlarla yürünebilir.

 

İZLERDEKİ ŞİİRLER

Cumhuriyet Kızı

   

Türk Kalbinin asırlarca kanadığı demlerde

   Benim fersiz varlığımda bir pençede kıvrandı

   Asırlarca hayat nedir tanımayan bir yerde 

   Hunim en acıklı bin bir zehirle yandı

             

            Asırlarca bir esirmiş gibi horlandı adım

            Asırlarca tanımadığım insanlığın hakkını

            Asırlarca bir zindanda mahpus gibi yaşadım

            Asırlarca duyamadım büyük Türklük aşkını

                       

            Ne bilgiden nasip aldım, ne bir hür nefes aldım

            Ne yurdumu sezebildim, ne benliğimi bildim

            Asırlarca karanlığın derinlerine daldım

            Asırlarca öz yurdumda bir yabancı, bir eldim

            Kaç asır tükendi de tükenmedi esaret

            Bu kabuslu yaşamanın gelemiyordu ardı

            Fakat elbette Türklüğün beklediği beşaret

            İçinde bir payı da Türk kadınlığının vardı

 

            Bugün aziz gardaşlarım işte o güne erdik

            Türk büyük inkılabı kadını unutmadı      

            En ismetli bir şuurla esareti devirdik

            “Hür Türkün hür bacısı ” dır kadının öbür adı

Cumhuriyet kızıyım ben, bir parlayan yıldızım

            Cumhuriyet kızıyım ben, cumhuriyet kızıyım

 

                        Karahisar, Muallim Tüfekçioğlu Mehmet Emin

                        İzler, Son Teşrin 15 1926 NO:20 Sayfa:14                                    

 

 

 

Muhatabına

     -Aziz Baiszade'ye İthafen-

            Gönül ol bi-vefadan durmadan dad eylesin dursun

Demadem mihnet ü hicranla feryat eylesin dursun

 

Dil-i nâ-şâdda bin zahm-ı meraret çırpınırken ben

 O gitsin zümre-i ağyarı dilşad eylesin dursun

 

Yeter gayretkeş tamir olmasa gönlümü bahtiyar

Şirişkim ol harap abadı abad eylesin dursun

 

Bütün endişe-i ikbal ü istikbali attık biz.

Felek her an için bir nekbet icad eylesin dursun

 

            Seza-yı tesliyetse piş-i edbarında ey Müştak

Hayal olmuş hayat-ı dil heman  yad eylesin dursun

            Mefâîlün /Mefâîlün /Mefâîlün /Mefâîlün

 

Karahisar ,  Müştak

İzler,  S.7 İlk kanun 1,No:211926

Vatanıma

 

Bütün dünyayı teshir eyleyen ruhsar-ı alındır.

            Cihanı garka-i hun-ab eden vehm-ı visalindir.

 

            Ne lâhuti eda bir remze mashar kim senin hüsnün

            Sema ask-ı hayalindir, soba bir hoş makalindir.

 

            Tabiat sanki ser-ta-ser tecelligah-ı halık kim

            Tulû bir levha vaslın, gurub nakş-ı melalindir.

 

            Bu tutanlar, bu çılgın rüzgarlar kükremiş seller

            Bu gökleri çak eden berkler; Birer vaz-ı celalindir.

 

            Baharlar, çağlayanlar, jaleler, güller, çemenzarlar

Hayal-pîra şafaklar. Hep senin zib-i cemalindir.

 

Güneş nur-i nigarındır, seher ber-i ibtisamındır.

Leyal bir vecd-i halin cûybarlar yâl ü bâlindir.

 

            Nasıl efsun-ı aşkınla gönül ah etmesin cânâ

Ne cananlar senin kudsî birer zill-i kemalindir.

 

Gehi çak-i giryan ettiğim çok görme kim

            Beni dil-hun eden endişe-i hicr  ü zevalindir.

            Mefâîlün /Mefâîlün /Mefâîlün /Mefâîlün

 

Kara hisar Tüfekçioğlu Mehmet Emin

                        İzler, son kanun  1 , 1927  No:23  s.9

 

Gözlerin

 

Alihât-ı hüsn ü aşka aşinâdır gözlerin

Ruh-i mehcûrum için darül-emandır gözlerin.

 

Biç-nazirdir gözlerin, derlerse ger aldanma bak

            Makes-i ruhum, gözümde pek ıyandır gözlerin

 

            Çok mudur metbu-dil bilsem seni ey mehlika

            Alem-i hüsn içre sultan-ı zamandır gözlerin.

 

Ben nasıl meczub-ı hüsnün,ram-ı aşkın olmayım

            Sevdiğim billâhi yamandır, pek yamandır gözlerin.

            Fâilâtün /Fâilâtün/ Fâilâtün /Fâilâtün

 

Karahisar ,Müştak

İzler, Teşrin-i evvel,1926 ,No:17  s.5

 

Elinden

 

Amanın kesildi, sabrım kalmadı

            Bir cefacı sitemkarın elinden

            Çok nasihat ettim nushum olmadı

            Bezdim artık o gaddarın elinden

            Reng-i ruyum soldu, büküldü belim

Nihal-i emelden kesildi elim

            Lal oldu şakırken bülbül dilim

            Bir mekadir bilmez yarın elinden

 

            Ne yapıp ne etsem adu-pereste

            Gönlüm sefalini[20] etti şikeste

            Firak  u hicr ile olmuşum hasta

            Bezdi canım o mekkarın elinden

 

            Bir hezar-aşina, şahid-i bazar

            Yar sanırdım, meğer değilmiş, ağyar...

            Yazıklar haline ey Rıza-yı zar

            Yar sandığın bir ağyarın elinden

       Şarki Karahisar Baiszade Rıza

                İzler Tesrin-i Evvel 1926 no:17 s.6

 

 

Bir Türkmen Güzeline

           

Sen yine cânâ karamuş eyledin medhuşunu

            Aklını idrakini gayb eyledin bihuşunu

           

            Düştü kaldırmazmısın meyhane-i uşsakta

            Cur’a-i La’l-i lebinden sarhoşunu

 

            Ben neler çektimdi püsküllü beladan bir zaman

            Gel yine üzme beni geç kullanıp serpusunu

 

            Gayrı ben ezvak-ı dehrin cümlesinden çektim el

            Haydi sen terk etme sür zevk u sefa cümbüşünü

 

            Dök kolonya sürmeler çek tam tuvalet yapta çık

            Takmayı zinhar unutma kûşuna menkuşunu

 

            Dün temenna-yı visalinde bulunmuş bir rakib

            El-hazer..! va'd eyle telvis eyleme aguşunu

           

Ankebut-asa Rıza’yı hanümân umma ki sen

Daima varlıkla yad et hanesi berduşunu

Fâilâtün /Fâilâtün/ Fâilâtün /Fâilâtün

 

Baiszade Rıza

İzler Haziran 1926 no:14  s.11

Senin Olsun

 

Sordum Seni geçende

            Yok hiç gördüm diyen de

            Hele ne ise gördüm

            Bir canı iki tende

                                                          

            Sabah erken kakmışsın

            Birkaç tane çakmışsın

            Tasvir çıfıt olsun diye

            Ayineye bakmışsın

           

           

Yandım o duruşuna

            Hele arkadaşına

            Olsa mutlak derdim

            Benziyor gardaşına

 

            Bağlamam ince belli

            Çalıyorsun besbelli

            Her zaman zeybek olmaz

            Bir de çal çifte telli

           

            Gönül yarın tahtıdır

            Sür safanı vaktidir

            Alemde açılmayan       

            İhtiyarlar bahtıdır

 

            Durma hemen çal sazı

            Arama kışı yazı

            Ben de hoplatacağım

            Bulursam selvi nazı

 

            Karahisar kara dağlık

            Tamzara sıhhat sağlık

            Bu yaz gel avutmuşa

            Her taraf bahçe bağlık

 

Kanun-u evvel  1926, Şebinkarahisar, Baisoğlu Rıza

İzler; Son kanun 1927  S.23  s.4



*     K. T. Ü.   Giresun Eğitim Fakültesi

[1]     İzler, 18 Mayıs 1926, Cilt II, Sayı 13, s. 26

[2]     İzler, S.18, s.15

[3]     İzler, S.18, s.14

[4]     İzler, S.18, s.14

[5]     İzler, S.18, s.15

[6]     İzler, S.18, s.15

[7]     İzler, S.18, s.15

[8]     İzler, S.18, s.15

[9]     İzler, S.18, s.15

[10]    İzler, S.18, s.14

[11]    İzler, S.18, s.14

[12]    İzler, S.13, s.16

[13]    İzler, S.18,  s.14

[14]    İzler,  S.18,  s.16

[15]    İzler,  S.18,  s.14 -15

[16]    İzler,  S.18, s.15

[17]    İzler,  S.19,  s.13

[18]    Özdemir, Ali, Özhan, Hasan; İlçe Oluşunun 50. Yılında Şebinkarahisar, Ankara 1983, s.140

[19]    Okuyar,Hikmet;Şebinkarahisar Sevdası; Şebinkarahisarlı İşadamları Yardımlaşma Derneği Kültür Hizmeti,  Mayıs  ,  1991  s.388

 

[20]    Sefal : testi


Tür : Bilim Tarih : 13.07.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this